Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Sen ağlamaaaa....

 
 
 
FACEBOOK'ta dolaşırken gördüm; meraklısı kolaj yapıp yayınlamış...
   Ağlayan üst düzey insanlarımızın fotoğraflarını bir araya toplamış; fakat hepsini değil, önemli bir kısmını...
   Aralarında kimler yok ki, hepsi hüngür hüngür...
   Başta Erdoğan var. O ağlarken eşi gülemez ki, o da ağlıyor. Fotoğrafları nerede çekilmiş belli değil.
   Farklı, daha doğrusu Erdoğanlar'ın görüntüsüne zıt bir görüntüden bahsedeceğim şimdi de; Cumurbaşkanımız gözyaşlarını silerken değerli eşi hanımefendi gülüyor. Belli ki ikisi de ayrı yerlerde objektife girmiş ama kolajla bir araya getirilmişler.
   Çok sık ağlamakla maruf Bülent Arınç bu kolajda da ağlarken yerini almış. İki gözü iki çeşme olanlardan biri de Türkiye'yi yalnızlığa mahkûm eden Dışişleri Bakanı'mız Ahmet Davutoğlu; ağlarken çok çirkin olduğunu yüzüne söylemişler midir acaba!
   Aileden ve sosyal hayattan sorumlu Devlet Bakanı Fatma Şahin Hanım da ağlayanlar kervanında. O da kim bilir kime ağlarken yakalanmış objektife...
   Dikkatimi çekti, tam hüngür hüngür ağlama halinde değil; belki de gözüne toz filan kaçmış olabilir, silerken fotoğrafçıya yakalanmış olmasın...
   Kolajı yapan kişi, iki önemli zatı da ağlarken saptamış.
   Biri televizyon ekranına konuk olduğunda müminlere rehberlik yaparken ağlayan Fethullah Gülenhocaefendi, diğeri Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başı Orgeneral Necdet Özel paşa...
   Hangi duygusal anlar gözyaşı dökmelerine neden olmuş, bilinmiyor...
   "Herkes ağlarken Muammer Güler" sloganında adı geçen İçişleri Bakanı da ağlarken yakalanmış objektife. Bakan Bey'in dövülerek öldürülen üniversite öğrencisi için ağlamadığı kesin.
   Başbakan ağlıyor diye gözyaşı döktüğünü düşünüyorum; o da Erdoğan gibi Suriye'de katledilen Esma için ağlıyor olabilir...
   Kolajda, aklımın almadığı bir isim vardı; eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay. Objekife yakalandığında neden ağlıyordu bilemiyorum. Büyük olasılıkla, ülkenin karanlığa sürüklenişine gözyaşı döküyor olabilirdi...
   Bu kolajda sadece halkın ağlarken çekilmiş fotoğrafı yoktu.
   Bizdeki şu metanete bakın; benzinin 5.16 TL'ye kadar yükselirken, savaş burnumuzun ucuna dayanmışken, terör çetesi havayı yeniden bulandırırken, o kadar komutanımız içerideyken, onlarca faili meçhule rağmen ağlayanımız ve sızlayanımız yok.
   Olsaydı herhalde bu kolajda yer alırdı...
   * * *
   BENZİN 14 kuruş daha zamlandı; 97 oktanın litresi 5.16 TL'ye yükseltildi.
   Keza motorin de öyle, ona da önceki gece yarısından sonra uygulanmaya başlanan 17 kuruşluk zam yapıldı, bu zam da litre fiyatını 4.60 TL'ye çıkardı...
   Dünyanın en pahalı benzinini, motorinini, hatta doğalgazını biz kullanıyoruz. İktidar da sıkılmadan"Ekonomi iyi yolda" diyerek hepimizle dalga geçiyor, pahalılığı görmezden geliyor...
   İyi yolda olan, bal tutan parmaklar, onların sahipleri...
   İyi (!) yoldalar çünkü servetlerine servet ekleme olanağı onlara tanınıyor.  
   Başbakan'ın mahdumu beyefendi de onlardan biri; ortağı olduğu şirket, sahip olduğu gemicik sayısını artırmakla meşgul...
   Allah "Yürü ya kulum" demesin, sizi kimse tutamaz...
   Dönelim yeniden akaryakıt zammına...
   İktidarın ağızları "Bölge kritik günler geçiriyor, petrolün varili 117 dolar, zam ondan kaynaklanıyor" diyor...
   Külliyen yalan...
   ABD petrolünün varili hâlâ 93 dolar; bu 117 dolar Londra Brendt petrolüne ait fiyat...

   Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yarıdan fazlasını vergiler oluşturuyor.  İstasyonlarda halen 5.16 liraya satılan bir litre benzinin 2.93 lirası vergiye(ÖTV+KDV) gidiyor. Üstelik halen piyasada varili 111 lira olan akaryakıttan üretilen benzin satılıyor, yani daha ucuz satılması gereken benzin.

   Rafineri şirketi 1.57 lira, dağıtım şirketi de 0.44 TL pay alıyor.

   Demek ki akaryakıtın pahalı olmasının en önemli nedeni yüksek vergiler.  AKP iktidarı "Tam takır, kuru bakır" hale getirdiği hazineye para pompalamayı bu yolla sağlamaya çalışıyor. Sorumsuzca yapılan harcamalar sürerse akaryakıt fiyatları bugünkü seviyede de kalmaz, daha yukarılara fırlar...

   Siyasal irade de ceplerimizi boşaltmayı sürdürür!
   EPDK bu konuda, yani fiyatların aşağıya çekilmesi için bir demarş yaptı ama başarılı oldu sayılmaz. Litrede 3-4 kuruş indirim yapanlar kısa süre sonra bugünkü zamlara yöneldiler. Öyle anlaşılıyor ki ekonomik sistemde EPDK'nın da hükmü geçerli değil!

   Hayret ettiğim bir diğer husus ise halkın bu zamlara tepkisiz kalması.   Ağzımızı açmıyoruz, yokluğa ve fakirliğe itilmemize ses bile çıkarmıyoruz...

   Herhalde sandığı bekliyoruz...

   * * *

   OBAMA, Suriye'yi hedef alacak harekâtı başlatmak için BM'nin raporunu bekliyor. Şam'da bulunan BM heyeti "Kimyasal silah kullanılmış" diye rapor verirse koalisyon harekete geçecek...

   Peki aksine bir rapor çıkarsa, yani "Esad kimyasal silah kullanmamış" hükmüne varılırsa Suriye ne olur? Bugün yaşadığı kaostan nasıl çıkar ve kardeş kavgasına nasıl son verir?

   Bu soruların yanıtını henüz kimse veremiyor...

   Herhalde iç savaş sürer, daha binlerce insan ölür, binlercesi komşu ülkelere sığınır, dolayısıyla ülkenin taşları yerinden oynar...

   Esad kazanırsa...

   Diktaya devam...

   Karşı çıkanlar kazanırsa demokrasi gelir demek de zor; zira Suriye'de demokrasi kültürünün tohumları henüz doğru dürüst atılmış bile değil!

   Suriye Ortadoğu'nun, iki ucu da necasete bulaşmış değneğidir. Neresinden tutarsanız tutunuz, necasete bulaşırsınız...

   * * *

   TRABZON'da Tayyip Bey'e, arkasında "Dünya Lideri" yazılı bir forma armağan ettiler.

   Erdoğan formayı alırken pek neşeliydi.

   Yadırgamayın; insan övülmeyi sever, övüldükçe de uçar, ayakları yerden kesilir. Hatta "Vay be, meğer ben neymişim" diye de düşünür. Erdoğan da bu nedenle sevindiğini gülücüklerle gösterdi.

   Dünya lideri olmak kim bilir ne büyük bir onur ve ne muazzam bir başarıdır; tatmadığımız için bilemiyoruz...
   Başbakan'ımıza da Sudan'da önemli bir paye veriyorlar. Sudanlı'lara göre de Tayyip Bey, "Avrupa aslanı"...

   Erdoğanı bu ifadeyle tanımlıyorlar...
   Avrupa aslanı, yani "Avrupa esedi" diyerek...
   Suriye diktatörü de esed değil miydi?

   Bölgede ne de çok esed türetildi ya Rabbi...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.