Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Şaşırmışlar iş başında

AFYON'daki patlamada hayatını kaybeden 25 askerimiz, doğal âfet şehidi değildir; görev sırasında hayatını kaybetmiş ve şehadet şerbetini içmiş canlarımızdır...
Bu elim olayın ardından, kimi ya da neyi suçlayacağını şaşırmışların ortaya çıktığını görüyoruz.
Tükenmiyor, çoğalıyor köftehorlar...
Neredeyse -haşa-Allah'ı suçlayacaklar...
Allah bu milleti haddini bilmezlerden kurtarsın...
*
Şehit Mehmetçikler çelik çomak oynarken mi can verdi; ya da sele mi kapıldılar?
Deprem oldu da toprağa mı düştüler?
Hepsine ayna anda yıldırım mı isabet etti?
Evlâtlarımıza doğal âfet şehidi yakıştırması yapanlar açıklasın bakalım!
*
Bu elim olayı çarpıtmakla kimin eline ne geçecek?
Israrla "Doğal âfet şehidi" diyenler bu iddiayla neyi murad ediyor, anlamak da mümkün değil.
Devlet, üç kuruşa tamah edecek noktaya geldiyse indirin kepenkleri!
*
Bu iş'te bir bit yeniği var; ne olduğunu zaman içinde öğreneceğiz inşallah...
Konuya uzun aradan sonra neden döndüğümü söyleyim; resmi çerçevede yapılan bu tür ayak oyunlarından, küçümsemelerden, yanlış değerlendirmelerden, yalanlardan, gizlemelerden herkes gibi ben de bıktım, usandım, ikrah ettim...
Ülkenin şeffaflıktan yana olmayan ellerden kurtulması lâzım diyorum ve bunun için de herkesin başımızdakileri iyi tanımasını sağlamaya çalışıyorum. Demokrasinin, saydamlığı ön plana çıkaran bir yönetim biçimi olduğunu kafalara sokabilirsek ne mutlu bize!
*
Son anda "Füze rampası" diye ilan ettiler...
Fakat hâlâ Suriye uçağının ne taşıdığını tam açıklamış değiller...
Düşürülen uçağımıza ilişkin yığınla soru ise yanıtsız bırakılmış durumda...
Pilotlarımız düşme sonucu mu hayatlarını kaybetti yoksa Suriyeliler tarafından şehit edilip denize mi atıldı, hâlâ meçhul...
Uludere katliamı konusu da öyle; kimden duyum alınarak ve kimin emriyle yapıldı, şu ana kadar açıklanmadı...
Afyon'daki patlama bir terör saldırısı sonucu mu meydana geldi yoksa bir ihmal sonucu mu, onu dahi söylemekten kaçındılar...
Daha birçok olayın üstünü örttüler; kimse kurcalamasın diye de hepsine "Devlet sırrı" damgasını vurup rafa kaldırdılar...
*
Yargıda da benzer gelişmelere tanık olduk...
Mesela, Deniz Feneri davasına ilişkin ve davayla bağlantılı kararların gerekçeleri gizlenerek yargıdaki aleniyet hükmü yok edildi. Böylece yargısal yanlışlar dikkatlerden uzak tutulmaya çalışıldı...
Balyoz davası sanıklarının, usulsüzlüklerden yakınması calibi- dikkat bir gelişmedir. Savunma kurumunun reddedildiği bir yargılama usulü düşünülebilir mi!?
Düzmece olduğu iddia edilen delillerin, sahih oldukları iddiasıyla dikkate alınmaları ise mümkün müdür!
Birçok soru gibi bunlara da yanıt veremiyorum!
Demokrasiye güç katan yasama, yürütme ve yargı erklerini vazgeçilmez hale getiren, saydamlıktır. Saydamlık, hukukun üstünlüğünü ve insanlık onurunu da ön plana çıkarır...
Batılı demokrasilerin bizim gibi ülkelerin demokrasilerinden farkı da, saydamlık anlayışlarından kaynaklanıyor.
Farklı anlayış onları ileri götürüyor, bizi de maalesef geri!...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.