Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

POLİS, KATİLLE KOL KOLA MI GİRSİN.

TÜRKİYE günlerdir ağlıyor; onu ağlatanların Allah cezasını versin!
    *
    Gözyaşı dökmemizin nedeni malûm..
    Şehitlerimiz..
    *
    Hepimizi hırslandıran ise iktidar..   
    Devletin dizginlerini elinde tutan siyasal irade terörle müzakere sürecini başlatmak yerine mücadeleye hız verseydi, ülke bu beladan çoktan kurtulmuştu..
    Bu kadar canımız da gitmemiş olurdu..
    Yanlış yaptılar, hâlâ da yapıyorlar, yazıklar olsun!
    *
    Devleti yöneten siyasal iktidar hiç teröristle pazarlık eder mi?
    "Terör uzmanı" ya da "Siyaset bilimcisi" veya başka bir ukalalık ifade eden sıfatla ekrana çıkan iktidar ve de terör yanlısı zibidiler bakın neler diyor:
    -Terörle müzakere de devlet tarafından üstlenilecek bir görevdir ve dahi demokratiktir..
    Çüşşş yani!
    Ohaaa..
    O zaman da varılan sonuç, bugünkünden farklı olmaz!
    *
    Konuşurken tekleyen mukallit bir profesör de terörün uzlaşı yoluyla biteceğine kendisini öyle inandırmış ki siyasal iradenin o yönde attığı her adımı meşru sayabiliyor..
    Ona göre kamuoyu vicdanı o kadar önemli değil..
    Milli değerleri de önemsemiyor, onları da geçip gidiyor:
    -Ulusal birlik ve beraberlik, toplumsal barış ve kardeşlik ancak müzakere yoluyla tesis edilir..
    Yani lafı, "Teröriste ve eylemlerime meşruiyet kazandıracaksınız ki kardeşlik başlasın"a getiriyor..
    Bir çüüüşşş daha..
    *
    -Polis katille kol kola girsin, öyle mi? 
    Lâfın açık anlamı bu! 
    Tam bir deli zırvası.. 
    *
    Siz hiç bu kadar beyinsiz, zıpır, duygu ve düşünceleri dumura uğramış bir bilim adamı gördünüz mü..
    Ben de sizin gibi ilk kez ekranda gördüm..
    *
    Terörle mücadele topluca yapılırsa sonuç verir..
    Bu nedenle dünyayı el birliği yapmaya çağırıp durmuyor muyuz.. 
    Parlamentoda grubu olan üç partinin terör karşısında ortak görüş beyan etmesi ve el ele vermesi dokuz yıldan bu yana ilk kez yaşanıyor..
    Demek ki AKP, akıllanma sürecinde..
    *
    Terör belasıyla toplumsal ve siyasal düzeyde mücadele açısından ne kadar geriden geldiğimizi gördünüz mü! 
    Birlikte hareket kararı dokuz yıl önce alınsaydı, terörü sonlandırma konusunda epey mesafe katetmiş olurduk..
    Dokuz yılda çok zaman ve Mehmetçik kaybettik..
    Bu kayıpların hesabını kim verecek!     
    *
    Konuya ilişkin söylenecek laf çok ama hepsi malûmun ilamı olacak..
    Bekleyelim bakalım; siyasal partilerin birlikte takınacakları tavır terörle mücadelede bundan sonra ne getirecek görelim..
  
     YETMEDİ GALİBA
    ---------------------------
    BİR yandan ileri demokrasi diyorlar, bir yandan da bahsettikleri demokrasi biçiminde özel yetkili mahkeme, yargıç ve savcı olmadığını bile bile bunları ihdas ediyorlar..
    Özel yetkili mahkemenin modern hukukta, dolayısıyla yargılama usulünde yeri yoktur..
    İhtisas mahkemeleri ayrıdır..
    Özel yetkili mahkemeler, ihtisas mahkemeleri değildir; bu mahkemeler yargının bağımsızlığını tartışılabilir hale getiren mahkemelerdir..
    Söylemiştik, tekrarlayalım; iptal edilen Devlet Güvenlik Mahkemeleri de özel yetkili mahkemelerdi.. Bugün dahi kararları tartışılıyor ve "O dönemde yargı bağımsız değildi" gerçeği hâlâ kafalarda çakılı duruyor..  
    CHP nin, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için yasa teklifi verdiği saatlerde HSYK, üçü İstanbul da, 1 i Diyarbakır da olmak üzere 4 yeni özel mahkeme kurulmasını karara bağladı..
    HSYK nın ve üzerinden, yargının siyasallaştığını iddia edenler haksız mı?
    Kurulun siyasal iktidarın isteğine koşut karar alması, sorunun yanıtını da beraberinde getirmiş oluyor!
    *
    Yeni mahkemeleri kurma görevi kime ait olmalıdır, o da yeniden saptanmalı..
    Buna bakanlık mı karar verecek, Anayasa Mahkemesi ya da Yargıtay gibi yüksek mahkemelerden biri mi, ya da bunlardan oluşturulacak bir genel kurul mu, yoksa HSYK mı..
    Konu yeniden gözden geçirilmeli..
    Hukuk devletinde bu tür mahkemeler yoktur; bizde neden var, hangi mülâhaza, endişe, korku ve vehim bu mahkemelerin ihdas edilmesine yol açıyor, araştırılmalı! 
 
    NE BİÇİM MANTIK BU
    --------------------------------- 
    SUÇ, topluca işlenmiş olsa da cezası bireyseldir..
    Teşekkül halindeki bir örgütün militanlarına yargı, işledikleri suçun cezasını ortaklaşa fakat farklı miktarlarda kesiyor..
    Ancak hepsi, cezanın çekilmesini bireysel yaşıyor..
    Herkes bilir ki bireyin işlediği suçun cezası yakınlarına çektirilmez..
    Zaten aksi düşünülemez; evrensel hukuk da buna izin vermez..
    Çünkü "Ceza bireyseldir" .. 
    *
    İki üç zibidi şike yaptıysa cezasını şikenin (ş) harfine bile yakınlık duymamış bir takım neden çeksin..
    Neden ligten düşsün..  
    Neden Avrupa da oynamasın..
    Neden başka usullerle de cezalandırılsın..  
    *
    İçeride ya da gözaltında olanlar, şike yaptı mı yapmadı mı ortaya çıkacak.. 
    Yapanlar varsa ceza alacak..
    Peki bu durumda kulüplerin suçu ne; suç tüzel kişilerin değil ki, asıl kişilerin..
    O halde hiçbir hukuk anlayışı kulüpleri hak mahrumiyetine uğratamaz..
    TFF nin bu yönde karar vermesi halinde sonuç yeniden gözden geçirilmelidir..
 
    Bu ve benzeri öneriler lûtfen kulak ardı edilmesin. 

    Kaş yapayım derken göz çıkarmayalım!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.