Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Önce evrensel hukuk

MECLİS başkanı Cemil Çiçek, farklı bir siyasetçi gibi gözükmeye çalışsa da değil; Erdoğan'a merbut öteki AKP'lilerden hiç farkı yok...
    Fanatik...
    Hâlâ sırtından AKP gömleğini çıkaramadı. Çıkarmış gibi yapması da inandırıcı olmuyor. Nereye gitse AKP'liler yanında; ne temas yapsa etrafında yine AKP'liler... Muhalefete mensup vekillere o mu yanında yer vermiyor, yoksa muhalif vekiller mi Başkan'dan uzak duruyor, orasını bilemiyorum... 
    Çiçek, tarafsızlık içinde görev yapmasını gerektiren bir makamda oturuyor. O nedenle Meclis'in  bütününü oluşturan vekillere ve partilere aynı mesafede durmak zorunda. Ayrıca oturduğu koltuğun, bazı koşullarda cumhurbaşkanını temsil eden bir makama ait olduğunu ve o görevi yaparken de tarafsızlığına gölge düşürmemek gerektiğini mutlaka biliyordur. 
    *
    Ama eski alışkanlık sürüp gidiyor işte...
    On yıl öncesine kadar siyasetçilerin önemli bölümü, tarafsız kalmalarını gerektiren önemli makamlara geldiklerinde parti gömleğini çıkarıp atamazdı. 
    Atamazdı, çünkü mensup olduğu parti -biri dışında, o da MHP- buna izin vermezdi...
    Çok gördük; "Bu, çirkin geleneğe uymaz, çünkü feraset sahibidir" dediğimiz siyasetçiler bile, tarafsızlığı gerektiren makamlarda zorlandılar ve parti kimliklerini ön plana çıkarmadan edemediler. 
    Çirkin ve demokrasiye ters gelen bir siyasal gelenek...
    Maalesef  bugün de bu gelenek AKP sayesinde devam ediyor...
    Meclis Başkanı el'an bu geleneği bozamadı; Cumhurbaşkanı da AKP'nin izlediği siyasete yakın durarak eski partisinin etki alanı dışına çıkamadığını gösteriyor...
    Bakanlarla belediye başkanları da ayrı fenomen...
    *
    28 Şubat'a ilişkin ikinci ve üçüncü operasyonlar da yapıldı...
    Yine, emekli ve muvazzaf  bir kısım asker tutuklandı...
    Herhalde sıra 27 Nisan olayına geliyor; o günkü e- muhtıra da aleni bir darbe girişimiydi, dolayısıyla bugün o da sorgulanmalı... 
    MHP lideri "Türkiye Cumhuriyeti Hukuku'nu darbe hukukundan kurtarmamız lâzım, biz parti olarak buna hazırız" mealinde işaretler verdi...   
     Bu çerçevede öncelikle yapılması gereken ilk iş, Türkiye Cumhuriyeti Hukuku'nu derhal demokratik hak ve özgürlüklere saygılı evrensel boyuta taşımak. Bu yapılmazsa, darbe hukuku ortadan kalkmaz...
     12 Eylül'ü ve 28 Şubat'ı yargılayarak darbe hukukunu yok ettiğimizde Türkiye Cumhuriyeti Hukuku değişecek mi?
    Darbe hukukunu, yürürlükteki darbe anayasasıyla nereye kadar yok edebilirsiniz...
    Acilen yeni bir anayasa gerekmiyor mu...
    O halde ne duruyoruz! 
    Çağdaş demokrasi anlayışını ülkeye bütün kurumlarıyla, mekanizmalarıyla, araçlarıyla ve geniş özgürlüklerle, yani evrensel boyutlarda yerleştireceğiz ki darbe hukukunun izleri tamamen silinsin...
    *
    Yurttaşın telefonunu dinlemek darbe hukukunun gereğidir...
    Onu teknik takibe almak da öyle...
    Basit suçu terör kapsamına sokmak, özel mahkemeler kurmak, tutukluluk süresini uzun tutmak, hücre cezaları vermek, halkın seçtiği vekilleri hapsetmek, demokratik istekte bulunanları yaka paça götürmek, çantasında yumurta bulundurana bilmem kaç yıl hapis cezası vermek, poşu takan genci terörist diye yakalamak, zamlara karşı çıkanı derdest etmek, baskı ve işkence uygulamak, basılmamış kitabın sahibini darbeci ilan etmek, iş ve aş diyerek meydanlara çıkanların üzerine polis ordusu göndermek, hak arayan yurttaşı dövmek, yerlerde süründürmek, hapislerde çürütmek, biber gazıyla tanıştırmak, baskı altına almak, işkenceye tabi tutmak darbe hukuku kapsamında yapılan işler değil mi?
     Bugün yaşanan onlarca melânetin varlığını ve üstlenilmesini başka neyle izah edeceğiz...
     Türkiye Cumhuriyeti Hukuku yerleşmeden, yani bütün antidemokratik varlıklar yok edilmeden darbe hukuku da yok edilemez. Ne acı ki bugünkü siyasal irade bir yandan darbecilerin yakasına yapışıyor, bir yandan da ondan menkul darbe hukukuyla hayat bulmaya çalışıyor...
    Bu koşullar ortada dururken darbe hukukuna karşı çıkan AKP söylemlerine itibar edebilir misiniz!?
    Ben etmiyorum!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.