Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Öcalan'ın yeni avukatı

YALÇIN Akdoğan eski bir gazeteci; meslekte dikiş tutturamayanlardan...
Halen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı; başdanışman olduğu da söyleniyor... 
Erdoğan'ın aracına aldığı isimlerden biri; Başbakan'ın konuşmalarını yazanın da o olduğu iddia ediliyor...
Hatırlıyorum; verdiği bir röportajda Erdoğan'ı nasıl etkilediğini anlatmıştı...
Başbakanın güvendiği biri olmak, konuşmalarını yazmak, aklını yönlendirmek, kararlarını etkilemek, yanında gezmek ayıp bir şey değil elbet de; hatta hepsi övünülecek işlerden. Bazı kraldan fazla kralcı AKP'lilerin Yalçın Akdoğan'ın bu konumunu gizlemeleri anlaşılamıyor...
Geçiyorum...
Akdoğan'ı bir televizyon kanalında ekrana taşıdılar. O da PKK ile ortaklaşa alınan ve adına barış dedikleri duraksama süreci başlarken İmralı'daki caninin dağlardakilere Türkiye'yi terk talimatı verdiğini iddia etti...
Oysa BDP'li Selahattin Demirtaş "Terk konusunda Öcalan'ın bir talimatı yok" demiş ve teröristlerin bulundukları yerlerde eylemsizlik moduna geçmelerini istemişti...
* * *
Akdoğan, terke ilişkin iddiada bulunurken lâfı evirip çevirip Kandil'e getirdi ve Karayılan'ın çok konuşarak Öcalan'ın iradesine gölge düşürdüğünü söyledi...
Hayret ettim...
Akdoğan'ın sadece Erdoğan'ın değil, aynı zamanda Öcalan'ın da danışmanı, hatta avukatı olduğunu bilmiyordum...
"Barış" (!) pazarlığını kimlerin ne şekilde savunduğu ve Öcalan'ın avukatlığını yaptığı böylece daha iyi anlaşılmış oldu!
 
Sessiz Çığlık

TUTUKLU gazeteciler Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan'ın çocukları 4 yıldan beri baba ve ek olarak da demokrasi, hukuk, adalet ve güven özlemi çekiyor; gazeteler yazdı okumuş olmalısınız...
Bir kısım basın cesaret göstererek Yağmur Balbay ile Nazlıcan Özkan'ın çektikleri özlemi, kamuoyuna duyurdu. Okuduğumda Başbakan filan duygulanır diye düşündüm ama yanıldığımı anladım...
Sadece Adalet Bakanı çocuklara el uzattı; o da yarım yamalak...
Yağmur'un da Nazlıcan'ın da babalarını cumartesi ya da pazar günleri ziyaret edebileceklerini açıkladı...
* * * 
Hürriyet'te Yılmaz Özdil, tutuklu bir Deniz Subayı'nın eşi tarafından gönderilen ve mantıksız işlemlere maruz kalan bir asker ailesinin dramını anlatan mektubu yayınladı...
Subayımızın sabır timsali eşi hanımefendi, başlarına geleni kimseyi karalamadan anlatarak ülkede nasıl bir hukuk ve adalet anlayışının fermanferma olduğunu bir kez daha insanlarımızın dikkatine sundu...
* * *
Yine gazetelerde tutuklu ya da hükümlü askerlerimizin ne durumda olduklarına ve perişan bir hayata mahkûm edilerek ikinci kez ve insanlık dışı uygulamalarla cezalandırıldıklarına ilişkin haberler yer aldı... 
Haberlerden anlaşıldığına göre hasta olanlara tedavı olanağı bile sağlanmadığı anlaşılıyordu...
Kahraman askerlerimizden biri olan MHP Milletvekili Engin Alan, hüküm giymesine neden olan suçları işlemediğini açıklamış, o suçların işlendiği iddia edilen süreçte dağlarda teröristlerle savaştığını ispat etmişti ama hüküm giydi...   
Bu defa içerideki durumu dillendirdi; çete başına kütüphane kurma olanağı sağlanırken kendilerine on kitaptan başka kitap sokma ve okuma izni verilmediğini anlattı..
İçeride, Devlet Övünç Madalyası dahil TSK'da verilen onlarca madalyadan nasibini almış askerlerin yattığını anlatanSesiz Çığlık grubuna dahil asker yakınları ise siyasal balyozu kafalarına yiyen kahramanların, Türk'e yakışır vakar içinde ve Allah'a sığınarak, gerçek adaleti beklediklerini dünyaya duyurma mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini açıkladılar...
Sessiz Çığlık sadece, adaletin teessüs etmesi için verdikleri mücadeleye halkın duyarsız kalmasından şikâyetçi!
Gerisine, alışmaya çalışıyorlar!
Bir darbe vehminin işkence kılığına girip aileleri de nasıl ceza kapsamına aldığını, vicdanlarımız yaralansa bile seyredelim ki, insanla insan olmayanı ayırma becerisine kavuşalım!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.