Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

NECDET VARDI DEĞİL, VAR

Mehmet Gökbaş aradı da öğrendim:
-Ağabey Necdet Sevinç i kaybettik..
Yarım saat geçti geçti geçmedi, Zeki Efe telefon etti ve acı haberi tekrarladı..
Gökbaş, öğrencilik yıllarında Hergün gazetesinde mesleğe atıldı; sonraları gazetecilik yerine öğretmenliği seçti. Fakat kalemi elinden bırakmadı, bir yandan da yazarlık yapmayı yeğledi..
Zeki Efe'de Hergün gazetesinde çalıştı, hâlâ mesleğini sürdürüyor; Yeniçağ Grubu'na ait Günboyu gazetesinin yazı işleri müdürü..
Bu iki insan da binlerce milliyetçi ülkücü gibi, Necdet Sevinç'i sever ve sayar; bu nedenle kadîm dostumun ve ülküdaşımın acı haberini bana da zaman kaybetmeden ilettiler..
Yıkıldım..
*
Ölüm haktır, herkes tadacak..
Buna iman etmiş olmamıza rağmen ölümleri nedense bir süre kabullenemiyoruz; insanlarımıza beslediğimiz sevgi ve saygı acımızı kabarttığı için olmalı..
Oysa yok olan beden..
Ölülerimizin manevi varlıkları bu dünyada kalıyor; aklımızda ve gönlümüzde onları eskisi gibi sevgi ve saygıyla yaşatabilmemiz mümkün..
Allah'ın rahmetine kavuşan Necdet'in manevi varlığını da milletimiz sevgi ve saygıyla yaşatacaktır..
*
Necdet ile birlikte Tercüman'da da çalıştık..
2006 yılında gazetedeki milliyetçilerin işine son verildi; Aydın Candabakoğlu istifa ettikten sonra önce beni kovdular, ardından Necdet Sevinç'i, Ergun Göze'yi, Servet Kabaklı'yı, Yağmur Atsız'ı, Mim Kemal Öke'yi, Yavuz Bülent Bakiler'i ve diğerlerini çıkardılar. Tercüman hızla kan kaybetti, sahibi gazeteyi kapatmak zorunda kaldı..
Tercüman dan önce de Kurultay gazetesinde beraberdik; sonra ben Yeniçağ'a geçtim, oradan da Tercüman'a..
Necdet uzun süre Kurultay'da yazdı,onu Yeniçağ'a aktarmadılar, o da ayrıldı ve Tercüman'a geldi.
Türkçeyi güzel kullanan velut bir yazardı; rahmetliyi, merhum Peyami Safa'ya benzetirim. Necdet de, Peyami Bey gibi kendini yetiştirmiş bir bilge kişiydi..
Çok haksızlıklara uğradı, hakkında yığınla dava açıldı, uzun yıllar cezaevinde kaldı..
Mücadeleci bir ruha sahipti ve her zaman milliyetçi ülkücü gençlere örnek olmuştu.
Yazıları ve kitapları Türklük düşmanı çevreleri ve kanunsuz yaşayanları tedirgin etti; bu yüzden iki kez silahlı saldırıya maruz kaldı..
Hırçın bir yapısı yoktu, olayları tevekkülle karşılar, ancak derinlemesine düşündükten sonra ağır da olsa görüşünü ve düşüncesini açıklamaktan çekinmezdi..
Mert bir yapıya sahipti ve vefa duygusundan yoksun olanların örnek alacakları kadar vefalıydı..
Yığınla insana el uzatan camianın kalantorları, nedense Necdet'i ve benzeri milliyetçi ülkücü değerleri hep geri planda tutmayı marifet saydı..
Vefatı milliyetçi ülkücü camianın büyük kayıplarından biridir..
*
İstanbul'daki cenazesine gidemedim, eşim gibi bir haftadır anjinden yatıyordum, toparlanamadım..
Ona olan görevimi, Allah'ın vasi rahmetine kavuşmuş bütün Müslüman ve Türk kardeşlerime yaptığım gibi dualarımdan eksik etmeyerek yerine getireceğim..
Necdet'ime rahmet, eşine, kızına, yakınlarına ve milliyetçi ülkücü camiaya sabır niyaz ediyorum..
Aziz kardeşim için, el Fatiha..
KURGULAYIN BAKALIM
--------------------------------
ŞİKE konusunda söylenecek çok lâf var ama beklemekte kararlıyım..
Polise yakın olduğu bilinen bir gazeteci gibi o kanaldan bilgi sızdırma imkânımız yok; o nedenle ahkâm kesmeye kalkışmıyoruz..
Tuncay Güney, Mehmet Baransu, milletvekili seçtirilerek taltif edilen Şamil Tayyarve belki bir iki isim daha, ülkede olanı biteni kamuoyuna taşısın diye servis aracı olarak kullanılmış kişiler..
Bilgiler bunlarda, belgeler bunlarda..
CD'ler bunlarda; hepsini yayan, yazı konusu yapan, kitaplaştıran, ekranlara taşıyan bu zevat..
Ergenekon ve benzeri operasyonlara ilişkin bilgiler, herkesten ve ilintili her kurumdan önce nasıl oluyor da bu insanlar tarafından biliniyor anlamak zor..
Demek ki o bilgileri, suçlamaları, karartılır korkusuyla saklanması gereken delilleri bunlara servis eden görevli kişiler, ya da o görevi üstlenme işgüzarlığında olan kurumlar var; ne acı, eksileceklerine artıyorlar..
Kanaltürk ekranında şike konusunda yapılan programı izlerken şaşırdım; o gazeteci, spor adamlarının dahi bilmediği konuları nasıl biliyor..
Hem de derinlemesine..
Demek ki bu işler kurgulanıyor, sonra da bu tiplerin eline "Hadi bakalım yay bunları"talimatıyla veriliyor..
Amaç?
Başlatılan operasyonun sağlıklı (!) biçimde gelişmesi ve yakılmasına karar verilen insanların kolayca ateşe verilmesi..
*
Mayası bozuk bu ileri demokrasi, hukuk ve adalet anlayışına ne yazık ki tükürmekten başka bir şey yapamıyoruz..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.