Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

NE YAPACAKSIN GÖRELİM

YÜKSEK Askeri Şura toplantısı bitti ama ekranlarda, silahlı kuvvetlere ilişkin değerlendirmeler (!) bitmedi. Nedense askerle uğraşmaktan bıkmayan ağızlar ve kalemler var..
Hepsinin vataseverliğinden şüphe ederim..
.....................................
Hiçbir askeri savunmuyorum; Türk Silahlı Kuvvetleri adındaki kurumu savunuyorum..
Bu kurumu kimse diline dolayamaz..
Suç işlemiş asker varsa, cezasını çekmeli..
Onun üzerinden de, fırsat bu fırsat diyerek bütün askerler karalanmamalı..
Hiç kimse, askerimizi potansiyel darbeci diye nitelememeli..
.....................................
YAŞ'taki yapılanma değişikliğini ve alınan kararları, normalleşme ve demokratikleşme olarak değerlendirenler var..
Hatta daha ileri gidenler oluyor; bunlar sivilleşmeyle birlikte askeri vesayetin de sonlandığını söylüyorlar..
Bu ülke, askeri vesayetin altında değildi ki; her zaman sivil vesayetin altındaydı..
Bugünden itibaren de öyle olacak..
....................................
Sivil vesayet haddini aşmasaydı, demokrasiye kan doğramasaydı, hukukun üstünlüğünü egemen kılıp ülkeyi antidemokratik yasa ve uygulamalardan temizleseydi, kardeş kavgasını önleseydi asker kışlasından çıkar mıydı..
Sivil vesayet sapıtınca, devreye ister istemez cumhuriyeti koruyup kollamakla yükümlü kılınmış, halkımızın duygularına tercüman olan güç girdi..
1960 darbesinden önce, bir erken seçime gidilseydi 27 Mayıs yaşanmayacaktı..
Keza 1980 darbesinden önce sivil vesayet, sağcı- solcu kavgasını önleseydi 12 Eylül elbet de olmayacaktı..
"Askeri vesayet vehmi" yüzünden çatır çatır çatlayan siviller, önce kendi vesayet dönemlerindeki curcunayı anımsasınlar, sonra ülkeyi kısa sürede demokratik bir seçime götürerek yeniden sivil vesayete terkeden askerin elini öpsünler..
Bunu sağlayan asker mi, yoksa antidemokratik yasaları varlığının temeli sayarak ortadan kaldırmayan siviller mi daha demokrat, varın karar verin!
Daha çok neye kızıyorum biliyor musunuz; ekran kuklası haline gelen kadınlı erkekli malûm tiplerin, sırf iktidara yaranmak için asker karşıtı kesilmelerine..
Galiba onlar da tezgâhlanan soytarılığın tuzu biberi olmalı!
*
TÜRKİYE yeni bir Abdülhamit dönemini yaşıyor..
Benzerliği görmek için tarih kitaplarını karıştırın; sonra da günümüzü çıplak gözle seyredin..
Teknik takip adı verilen ve bireyin bütün yurttaşlık haklarını -hukuku dahil-zedeleyen ve çoğu zaman ortadan kaldıran uygulamanın Abdülhamit döneminde yapılanların teknolojik açıdan gelişmiş hali olduğunu görün..
Her yerde mobessa kameraları, güvenlik bahanesiyle takılan kameralar, telefon dinlemeleri, böcek dedikleri ses alma cihazları, gizli tanıklar, sahte belgeler, taklit imzalar..
Bütün bunlar, siyasal iktidarın devamlılığını güçlendirecek kalkanlar olarak öne çıkıyor..
Bu dönemin, Kızıl sultan diye de anılan Abdülhamit in iktidarı döneminden farkı var mı!
*
BAŞBAKANIMIZ hepimize acı veren Suriye'deki olaylar üzerine izlediği siyasal tavrını değiştirmek zorunda kaldı..
Çünkü, "Din kardeşiyiz" diyerek el uzattığı bütün diktatörler Tayyip Bey'i yanılttı; sonuncusu Esad..
Erdoğan'ı dinlemediler; halklarının demokrasi, özgürlük, aş ve iş isteklerini karşılıksız bıraktılar..
Pardon karşılıksız bırakmadılar, bütün güçlerini kullanarak insanları katlettiler, hâlâ da ediyorlar..
.......................................
Erdoğan'a göre suriye konusu bizim iç işimiz..
Nedeni de bu ülkeyle 850 km uzunluğunda sınırımızın olması..
Ayrıca Suriye'de bizimle yaşayan insanların akrabaları var. Tarihi ve kültürel bağlarımız mevcut. O nedenle orada olan biten bizi de yakından ilgilendiriyor..
Peki ne yapacağız..
Tayyip Bey "Sabrın sonuna geldik" buyurdu, sonra da ekledi:
-Gereğini yapmak zorundayız..
Bekliyoruz; yapmamız gerekenler nelermiş görelim..
*
HAKİMLER Ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun başkanı Adalet Bakanı dır..
Bu, yargıya baskı nitelikli husus değiştirilmedi..
İşte o HSYK, Deniz Feneri Davası'nın savcılarını teftiş altına aldı..
Kurul'un gönderdiği müfettişler davayı hızlandıran, yeni isimleri sorgulayan, tutuklanmalarını sağlayan üç savcı tarafından yapılan bütün işlemleri didik didik inceliyor..
Hani HSYK, bağımsız yargının ünitelerinden biriydi ve siyasal iktidarın kanatları altında değildi..
.....................................
Yurttaşlarımızın dini duygularını istismar eden, halkımızın yardımseverliğini kötüye kullanan bir kuruluş olarak ortaya çıkan o bezirgânlığın ucu, herhalde iktidara dokunacak ki konunun örtbas edilmesini bu suretle sağlamaya çalışıyorlar..
İleri demokrasi ve geniş özgürlüklere yelken açılmışken, hukukun üstünlüğünü siyaseten üstün olanların hukuku haline getirme girişimlerine herhalde şapka çıkarmak mümkün değildir! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.