Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Naat ve dalkavukluk

Tabii etrafımdaki insanlardan bahsediyorum...
Onların kimi siyasetçi, kimi bürokrat, kimi de bilmem ne idi...
Demek ki yazım etkili olmuştu...
Bu arada "Herhalde benden uzakta olan dalkavuklar da konuya değindim diye sülaleme kim bilir ne tür selamlar göndermiştir"diye düşünmedi değilim, es geçtim... 
* * *
Geçen akşam bir televizyon kanalında şarkı yarışması vardı; jüri önemli isimlerden oluşmuştu.
Bülent Ersoy, Orhan Gencebay, Serdar Ortaç ve Demet Akalın adındaki sanatçılar birbirinden şık kıyafetleriyle şarkıcıları ve okudukları eserleri değerlendirdiler...
Bülent Ersoy'u görecektiniz...
Baştan aşağı beyazlar içindeydi, ojesi bile beyazdı...
"Yumurtlama şampiyonu" da denilen Ligorin cinsi bir tavuk gibiydi...
Bülent Hanım aldı sazı eline, yarışmayla bağlantılı kim varsa herkesi tek tek övdü ve ayrı ayrı teşekkür etti...
Allah sizi inandırsın, yirmi dakikadan fazla konuştu.
O kadar uzun konuştu ki sıra Orhan Gencebay'a geldiğinde sanatçı "Bize konuşacak bir şey bırakmadınız" diye sitem etti...
Gencebay kısa bir iki cümleyle sırasını savdı ama arada Bülent Ersoy'a da iltifatlar etmekten geri kalmadı. 
Demet Akalın ile Serdar Ortaç da sıralarını kısa fakat Bülent Ersoy'u öven cümlelerle savdılar...
Konuşmalardan sonra sıra geldi şarkıcılara; ben de başka bir kanala zıplayarak yani zapping yaparak haberleri dinledim...
* * *
Kimse yanlış anlamasın; ne Bülent Ersoy'un konuşması, ne de onu öven ötekilere ait cümleler, dalkavukluk mesleği kapsamındadır; vurguluyorum, yani yalakalık değildir...
Tabii bana göre; siz ne düşünürsünüz bilemem...
* * *
Naat denilen bir edebî dal olduğunu bilirsiniz; hem Ersoy, hem diğerleri konuşmalarıyla bunu yaptılar...
Naat, karşılık beklemeden överek anlatma anlamında bir sözcük; Türkçe değil, dilimize Arapça'dan girmiş, kullananımız az...
Dalkavukluk ise dediğim gibi, mutlaka bir çıkara dayalı olarak yapılan iştir...
Şarkı yarışması jürisini oluşturan değerli insanların birbirlerinden ne çıkarı olabilir?
Yalnız, süresi kısıtlı bir programda insanların birbirlerini bu kadar uzun laflarla okşaması, tebessümler ettirmeye çalışması, ekran başındakiler tarafından enfes bir dalkavukluk olarak nitelenebilir...
Dilin kemiği yok; bunu söyleyen de çıkabilir, aldırmamak en iyisi...
* * *
Televizyon programlarında bu tür söyleşilere çok sık rastlıyorum. Ya sunucu konukları pohpohluyor ya da konuklar sunucuyu, çoğu zaman da birbirlerini. Özellikle yandaş kanallarda buna daha sık rastlıyorum. Demek ki yalakalık herkesten önce siyasal irade yandaşlarını sarıp sarmalamış...
Moda olmuş...
Hatta, ekmek kapısı!
 
Basın ve yalakalık
 
Basında da pek çok dalkavuk yani yalaka kalem var...
Diyeceksinibz ki "Sen de taktın bu dalkavukluğa"...
Evet taktım...
Tabii takarım; dalkavukluk önemli bir konu, ele almakta bile gecikmiş sayıyorum kendimi...
Dalkavukluk o kadar yaygın hale geldi ki, kişileri tanıyamaz olduk; ya da yanlış tanımak durumunda bırakıldık...
Şu sorunun cevabını veremeyen çok...
-Yalakaların temel hedefi, kişiyi tanınmaz hale getirmek mi?
Şöyle de sorabilirim:
-Kişiye, kendisinde bulunmayan hasletleri yükleyerek onu örnek (!) bir insan konumuna getirmek midir yalakalık?
Yanıtı elbet de ikincisi olmalı...
Kişinin eşsiz hasletlere sahip olduğu kanısını ön plana çıkarmayan yalakalar fazla tercih edilmez, onların dalkavuklukları pek geçerli sayılmaz. O nedenle dalkavuklar bahse konu ettikleri özneyi -sujeyi- kimsede olmayan ya da çok az insanda olan hasletlerle donatma metodunu uygularlar...
Dalkavukların kurnazlığı işte burada!
* * *
Bir köşe yazarı her yazısında, diyelim ki başbakanı, bakanları, genel müdürleri,  belediye başkanlarını sınırsız methederse yalaklık yapmış olmaz mı?
Üstelik de akla ziyan sözcüklerle...
Yapmış olur elbet de...
Olumlu işleri anlatmak başka, bunları sırtlayıp olmadıkları noktalara taşımaya yeltenmek başka...
Yalakalık yapan köşe yazarı, ancak düşüncelerin, fikirlerin, önerilerin hamalı olmayı seçmelidir. Maddi ya da manevi çıkar uğruna kişilere hamallık yapmak, aşağılık bir iştir ve erbâb-ı kaleme de yakışmaz!
Uzun meslek hayatımızda hırsız siyasetçiye bile dalkavukluk yapmış nice
kalemler gördük...
Bakın bakalım, birinin esamisi okunuyor mu!
 
Allah ıslah etsin
 
BİR haber sitesi, MHP lideri Devlet Bahçeli ile milliyetçi ülkücü insanlara kafayı takmış...
Her fırsatta yükleme yaparak MHP'yi ve bu partiye oy veren milyonlarca insanı diline doluyor...
Sonuncu marifetine bakın...
Bahçeli, Erzurum mitinginde konuşurken, "Türkiye'nin 9 bölgesinde Milli Değerleri Koru ve Yaşat adı altında düzenlediğimiz açık hava toplantısını yapıyoruz" demiş...
Dinledim...
Dedi...
Sitenin editörleri o kadar ahmak, şerefsiz ve üstelik bilgisiz ki bu ifadesini ele alıp Bahçeli'nin Türkiye'nin coğrafi açıdan yedi bölge olduğunu bilmediğini imaya yeltenmiş...
Serserilik başka nasıl olur...
* * *
Bahçeli, coğrafi bölgeden bahsetmemiş ki; partinin dokuz ışıktan ibaret siyasal umdelerini yurttaşlara anlatmak üzere seçilen dokuz siyasal bölgeden bahsetmiş...
Niyeti bozuk, vicdanı harap, özünden lime lime kopmuş kaz kafalı kopillere neyi anlatacaksınız ve kafalarına neyi sokacaksınız ki!
* * *
Yanılmıyorsam Ahmet Yıldız ya da bir başka Milli Birlik Komitesi üyesi, Numan Esin de olabilir, 27 Mayıs'tan sonra "Bu bâb-ı âli'nin de üzerinden geçmek lâzım" diyerek basının mutlaka etik bir aklanmaya ve ahlâken düzelmeye, milli çizgiye gelmeye ihtiyacı olduğunu ifade etmişti.
Söyleyen ne kadar haklıymış...
Basında etik metik kalmadı...
Özü de bozuldu, gözü de...
Ahlâksız yayıncılığın ve haberciliğin bir işareti de işte bu haber sitesi...
Allah ıslah etsın!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.