Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

MM (*)

MECLİS'in yeni dönemi başlamak üzere..
Anayasa'da ve Meclis İç Tüzüğü'nde yasama organının nasıl çalışacağı ve hangi yöntemin izleneceği saptanmış olduğuna göre, önümüzdeki günlerde takvim işlemeye başlayacak..
Önce, seçilenler yemin etsin bakalım..
*
Meclis Yönetimi de seçildikten sonra, her yasama döneminde olduğu gibi komisyonlar belirlenir.. 
Ardından da gündem saptanır..
Frenkçesi prosedür -yani yöntem- böyle!
*
Asıl bundan sonrası önemli..
Sıra bakanlar kurulunun oluşturulmasına gelir..
Cumhurbaşkanı, yeni hükümeti kurma görevini sandıktan birinci parti olarak çıkan AKP'nin Genel Başkanı'na verdikten sonra, başbakan tarafından oluşturulan bakanlar kurulunu inceler ve onaylar..
Ardından, gelsin hükümet programı, görüşmeler ve güven oylaması..
Bu süreç de geçirildikten sonra çalışmak üzere kollar sıvanır..
*
İlk günlerde yeni vekiller heyecanlıdır ve görev aşkıyla doludur; ateşîn bir çalışma temposunu ortaya koyarlar..
Bir zaman sonra ikisi de yaşanmaz, çünkü vekillerde havaya alışma başlar ve "Küçük dağları ben yarattım" tafrası ağır basar, devamlılıkta da aksamalar olur.. 
*
Bu ruh haliyle hangi sorun öncelikle ele alınır onu şimdiden kestiremiyorum..
Çünkü bu ülkede, oldum olası sorunlar iktidara ve muhalefete mensup siyasetçilerle halk, ekonomistler, sosyal bilimciler ve de eyyamcılar tarafından çok farklı biçimde sıralanır..
Birinin önemsediği sorunu diğeri en alt sıralarda ilan eder; bu, sürgit böyle olmuştur..

Mesela terör konusu..
Ülkenin içinde bulunduğu koşullara bakıldığında öncelikle ele alınması gereken sorun bu..
Üstesinden gelebilmek için yeni anayasa filan hazırlamaya da gerek yok; mevcut yasalar uygulanır, teröristin ve ona yardım ve yataklık edenlerin üzerine kararlılıkla gidilir.. 
*
Biliyorum, bu saatten sonra bunu yapmak hayli zor; çünkü dağdakinin temsilcileri hem demokrasi gereği, hem AKP'nin şımartması sonucu Meclis'e girdi..
Üstelik devlet de siyasal iktidar adına İmralı'daki kelleyle defalarca pazarlık yaptı..
Önümüzdeki süreç yeni gelişmelere gebe; kellenin cezasını ev hapsiyle çekmesi de sağlanabilir; belki de cani bir süre sonra tamamen bağışlanır.. 
Yapılan pazarlığa gelince, konu malûm; ana tema da "Yeni anayasayla Kürt halkının istekleri sağlanmalıdır, demokratik özgürlüğün yolu açılmalıdır"..
İktidarın buna çoktan teşne olduğu malûm..
Onun için "Bu saatten sonra zor" dedim..
*
Aslında konu, arapsaçına döndü..
Kimine göre ülkede terör yok, Kürt sorunu var..
Kimine göre de Kürt sorunu yok, Kürt kökenli yurttaşların sorunu var..
Bazıları da "Siz de bir bok bilmiyorsunuz, Kürt kökenli yurttaşların sorunu filan yok, bölgenin sorunları var" diyor..
Bir kısım şom ağız ise farklı değerlendirme yapıyor:
-Sorun morun yok; sorun morun icat edenlerin sorunu var..
Hoppala...
*
Kafalar ve değerlendirmeler karmakarışık.. 
Memlekette oluşan bu manzarayı iyi seyretmeliyiz; maalesef çok kimsenin kafadan sorunu, pardon zoru var! 
*
Önümüzdeki günlerde pazarlık yeni bir boyut kazanabilir..
İmralı daki kelle, avukatları aracılığıyla iktidara haber saldı:
-Meclis derhal toplanmalıdır. Çözüm konusunda rolümü oynayabilmem için Meclis’in bana bir çağrı yapması gerekiyor. Eğer Meclis bu çağrıyı yaparsa ben de silahlı güçlerin çatışmasız bölgelere çekilmesi konusunda ve diğer hususlarda elimden geleni yaparım..
AKP iktidarı tarafından kabul edildiği anlaşılan kellenin "Kelle dayatması" bu..
"Bunu da nereden çıkardın be adam" diyebilirsiniz..
Ben çıkarmadım, kellenin ağzından çıktı; pazarlığı -uzlaşıyı- teyit eden şu cümleye bakın:
-Eylemsizlik süreci bu koşullarda ancak birkaç ay sürebilir, -nitekim uzatıldı- bu nedenle yeni Meclis'te hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalı ve demokratik anayasa meclisinin oluşturulması için harekete geçilmeli. Bu önemlidir, daha önce de bu konuda öneri yapmıştım, fakat yeterince önemsenmemişti.
*
Daha önemli kanıt olan şu cümlesine ne buyrulur:
-Seçimlerdan sonra devlet heyetiyle kritik görüşmemiz oldu. Görüşmemizin temel konusu, demokratik anayasa çözümüdür. Böyle bir anayasal çözüm için koşullar uygun hale gelmiş sayılabilir. Zaten 13 yıldır bu doğrultuda tespitlerim, önerilerim oluyordu. Türkiye’nin böyle bir güçbirliğine, bloğa ihtiyacı olduğunu sürekli vurguladım. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne eksik olan blok, demokrasi ve özgürlük bloğu olmuştur. Önümüzdeki süreç demokratik anayasa süreci olacaktır. Bu süreci demokratik anayasal çözüme işlerlik kazandırma olarak tanımlıyorum. Bu seçim sonuçlarıyla da bir blok gereksiniminin olduğu ispatlanmış oldu. Artık bu husus üzerinden tartışma olmaz."
Şimdiiii..
"Pazarlık var" diyen şerefsizlerin (!) mi dili boğazlarına kaçtı, yoksa pazarlığı inkâr edenlerin mi, varın siz karar verin değerli okurlar.
Memleketten bir manzara daha izlediniz, hepinize iyi seyirler dilerim!

----------------------------------

(*) "Memleketten manzaralar" lâfının kısaltılmış halidir, arzederim. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.