Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Kazıklı Voyvoda

SAÇI sakalına karışmış; göğsü bağrı açık, sırtında bir deri mont, içinde buruşuk bir çizgili gömlek, kürsüden veryansın ediyor.
Dinleyenler ise kelli felli insanlar, aralarında hanımlar da var, gençler de...
Yer Antalya; kürsüdeki adam da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından hangi mülâhazayla, ya da hangi değer ölçüleri dikkate alınarak Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atandığı anlaşılmayan bir profesör.
Halkın başlattığı aleyhindeki kampanyaya dayanamadı, daha oyunun başında istifa etmek zorunda kaldı, arkasına bakmadan gitti...
Kamuoyunun gücünü görsün herkes!
*
AKP'den adaylık başvurusu yapmıştı, kündeden aşırdılar, sırtını yere yapıştırdılar. Eskisi gibi el elde, baş başta kaldı; yeniden yandaş basında kalem oynatıp duracak...
Profesör dedik ya, hem de ne profesör...
Gençliğinden itibaren çalmadık ideolojik kapı ve gezinmedik siyasal koridor bırakmamış bir akademisyen... Sonunda nemalanmak için ailece AKP'nin kapısı önünde görüldüler. İleride, başka tarafa geçip yeni bir çatının altına sığındıklarını da görebiliriz; o gün kimse "Söylemedin arkadaş" demesin...
Kürsüdeki adamın ne konuştuğunu sormayın...
Antalya'daki gazeteci arkadaşlar da ne dediğini anlamış değil, dolayısyla konuyu açıklayabilen yok. Çünkü amcam, ağzına geleni gündem haline getirip yüklenmiş...
Hem de kimlere, biliyor musunuz, darbecilere; kafasına göre, onlar kimse...
-Darbecileri yağlı kazığa oturtalım...
Karşımızdaki 21. Yüzyılın akademisyeni değil de sanki "Kazıklı Voyvoda"
*
Ahmet Aksın Hocam'ın affına sığınarak bildiğim kadarıyla anlatayım; "Kazıklı Voyvoda" Eflak Prensi Dördüncü Vlad...
Vlad, Voyvoda Dracola'nın oğlu.Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlılar'a karşı savaştı, ele geçirdiği Türkler'i kazığa vurarak ve türlü işkenceler yaparak öldürttü...
Balkanlar'da kanlı bir iz bırakan bu canavar ruhlu prens, Vidin Bey'i Hamza Paşa'yı ve maiyetini de kazığa vurmaktan korkmadı.
Esirlerin derilerini yüzdürerek üzerine tuz sürdürüp keçilere yalatmak, kendisine gönderilen Osmanlı elçilerinin çıkarmak istemedikleri sarıkları kafalarına çaktırmak, annelerin memelerini kestirip yerlerine çocukların başlarını sokturmak gibi, akıl almaz işkence usullerini icat etmiş vahşi bir yaratıktı.
Fatih Sultan Mehmet, yakalanmasını emretmişti ama korkak herif kaçıp saklanmıştı...
1462 yılında maiyetindeki biri tarafından öldürüldü, vücudu parçalara bölündü...
*
İnsan 21. Yüzyıl'da olduğunu unutan kürsüdeki adamın ağzından, benzer işkencenin yapılmasını isteyen sözleri duyunca, ister istemez ürperiyor ve "Kazıklı Voyvoda hortladı galiba" endişesine kapılıyor...
Ne dersiniz, Kazıklı Voyvoda hortladı mı!
*
Okurlarım hatırlayacaktır; "Uludere'deki faciaya yol açan yanlış istihbaratı askerlere kimin verdiğini bulup çıkarmak lâzım. Bu istihbaratı MİT vermediğine göre kimin verdiğini Hükûmet bulup çıkarmalı" diye yazmıştım. Çıt çıkmadı...
Önceki gün de CHP Lideri soluk soluğa, hükümetten bu konuda yanıt beklediklerini açıkladı...
Geç kalmadı mı!
*
Deniz Feneri'nin üç savcısı hakkında, görevi kötüye kullanmak ve düzmece belge hazırlamak iddiasıyla dava açıldı. Savcılar, hapisle cezalandırılmak isteniyor...
Davanın açılmasını Aykut Zahid Akman'ın şikâyeti sağladı; bir dilekçenin gücüne bakın...
Akman'ın, Deniz Feneri gündeme geldiğinde etrafına "Beni Tayyip Bey koruyacaktır göreceksiniz" dediği rivayet edilir. Eski RTÜK Başkanı'nın dilekçesinde temerküz eden kuvvet, beyefendinin varlığından mı kaynaklanıyor dersiniz...
*
Hamas, İsrail ve ABD başta olmak üzere birçok ülke tarafından terör örgütü sayılıyor...
FKÖ de bir dönem öyle sayılırdı; Yaser Arafat bu yakıştırmayı silmek için çok didindi durdu. Hamas güçlenip yerini alınca FKÖ de, terör örgütü diye anılmaktan kurtuldu...
Yakın zamanda bir de gelişme yaşandı ve Arap Dünyası, Hamas- FKÖ el sıkışmasına tanık oldu...
Hamas ile biz de el sıkıştık; yakında da ülkemizde siyasal büro açmalarına izin vereceğiz. Söylenti o yönde. Cumhurbaşkanı Gül'de bu konudaki bir soruya evet demedi ama hayır da demedi...
Dış politikamızda süregelen çarpıklığa, Hamas'ı kucaklayarak tüy kondurmak niyetindeyiz anlaşılan.
Gelin de "Ülkenin eksenini iyice kaydırmak için ne mümkünse yapıyorlar" demeyin!
*
Egemen Bağış ufak tefek ama vallahi kabadayı adammış; yakın arkadaşları Kasımpaşalı ya, onlardan gördüğünü yapıyor...
"Soykırımı yok" diyene hapis cezasını öngören İsviçre nin göbeği Zürih'te, bunu söyleyerek meydan okudu ve"Gelsinler beni alsınlar bakalım" dedi...
Ne gelen, ne alan çıktı...
İsviçre makamları ya "Türkiye ile papazı bulmayalım" deyip Bağış'ı duymazdan geldi, ya da başmüzakerecimizi adam yerine koymadı...
İsviçre eskiden tarafsızlığıyla bilinen ülkeydi; bundan sonra terbiyesizliğiyle ve korkaklığıyla bilinecek!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.