Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Kabahat silsilesi

ABDÜLHAMİT döneminde de İstanbul'da üniversite vardı. Bugünkü İstanbul Üniversitesi'nin kuruluş yılı 1846, adı da Darülfünun. 1870 de "Darülfünun-u Osmani" adını almış, 1872'de de kapatılmış. İki yıl sonra 1874'te, bugünkü Galatasaray Lisesi'nin yerinde Darülfünun-u Sultani adı altında yeniden tedrisata başlamış...
    İstanbul Üniversitesi'nin serencamı bu kadar değil, epey uzun...
    Şurası çok önemli; batılı anlamdaki bu ilk üniversitemizin toplum hayatımızdaki yeri fevkâlade büyük...
    *
    Ne o dönemde, ne sonraki dönemlerde üniversitelerimizden dört bin öğrenci uzaklaştırıldı...
    AKP Türkiye'sinde ise o kadar öğrenciye yol gösterildi. Bu faşizan baskıya herhalde kapak olsun diye de 60'a yakın yükseköğrenim öğrencisi kovuldu...
    Aslında bu ve benzeri bütün olaylar, faşizan uygulamalardan çekinmez hale gelen iktidarın "Marifetlerim" başlıklı manzumesinden mısralar...
    *
    Üniversiteler, iktidara hizmet etmekten gurur duyan YÖK'ün saptadığı AKP yandaşı rektör ve dekanların eline geçti geçeli, öğrencilerin yükseköğrenim görme hakları ellerinden alınıyor...
    Uzaklaştırma ya da kovulma kararlarını veren adli yargı değil, üniversite kurulları...
    Çocuklara öylesine kulplar takılıyor ki...
    İşte bazıları:
    -Eğitim politiklarını protesto etmek, harç, ulaşım, yurt, kantin, yemekhane fiyatlarını protesto etmek, öğrencileri eyleme ya da etkinliğe katılmak üzere tahrik etmek, okula soda getirmek, okula simit, poğaça, ekmek getirmek, anadilde eğitim haklarını savunmak, ıslık çalmak, halay çekmek, toplu şekilde müzik dinlemek, puşi takmak, gazete dağıtmak, duyuru ve tanıtım amacıyla okul içerisinde masa açmak, afiş asmak, bildiri dağıtmak, toplantı, eylem, müzik dinletisi, panel, film gösterimi, kitap okuma etkinliği düzenlemek...
    Biri bile suç değil, belki kabahat... 
    Bütün bu bahse konu kabahat, demokrasilerde öğrencinin geleceğini karartan suç olarak görülmüyor ve sayılmıyor. Yukarıda tadat edilen onlarca kabahatin  demokratik hak sayıldığını göz ardı ederek öğrencilerin yakasına yapışan elin sahibine de bu ülkede, ne yazık ki "Muhafazakâr demokrat" deniliyor...
    Soru:
    -Neyi muhafaza ediyorlar...
    Bir soru daha: 
    -Yaptıklarının hangisi demokrasiyle kabil-i telif... 
    *
    Bir yanda üniversite öğrencisinin okuma hakkını elinden alacaksınız, bir yandan "Yüzlerce üniversitemiz var"diye böbürleneceksiniz. 
    Çocukları yükseköğrenimden mahrum bırakan ve fındık kabuğunu bile doldurmayacak kabahat silsilesini suça tebdil ederek sanık sandalyesine oturtan anlayış, on bin adet üniversite açsa ne yazar...
    Genç kuşağın aydınlanmasından ve karanlık gidişe karşı bilinçlenmesinden korkanlar, beri yanda "Herkes okusun" ayağına yatarak futbol taktiğini anımsatan 4+4+4 formülüyle gösterişe kalkışırsa elbet de toplumun büyük kesimi tarafından alaya alınır... 
    Tutarsız siyasal anlayışın, tekrarlamaktan öteye götüremediği duyma organımıza rahatsızlık veren "İleri demokrasi" söylemi, faşist yönetim hevesine kılıf yapılmak istenilen sırıtık bir argümandır. Bunu hâlâ mı anlayamadınız değerli dostlar...
                                                             * * *
    ÇOĞUMUZ birçok sözcüğü bilmeden kullanıyoruz. 
    E-posta gönderen değerli okurum emekli öğretmen Melâhat Akdağ Hanımefendi "Şekil" sözcüğünün çoğulunu sormuş ve "İyi bilmiyorum, acaba eşgal mi" demiş...
     Değil, şekil sözcüğünün çoğulu "Eşkâl"... 
     Eşgal ise iki anlama geliyor; birincisi "Şugl" yani iş- güç anlamındaki sözcüğün çoğulu; diğeri de "Meşgul"kökünden gelen "Daha ya da pek çok" anlamındaki sözcük...
     Şekiller anlamındaki "Eşkal" sözcüğünün kökü ise "Şekl" sözcüğü...
     Bu vesileyle, bazı sözcüklerin çoğullarını da hatırlatmak isterim; geçenlerde kullandım, arif sözcüğünün çoğulu"Urefa"tıfıl sözcüğünün ise "Etfal"...   
     Şahıs sözcüğünün çoğulu "Eşhas", taraf sözcüğünün çoğulu ise "Etraf". Keza şey sözcüğünün çoğulu da"Eşya"...  
      Biz, bu ve benzeri sözcüklerin tekillerini, "ler" ya da "lar" takılarını kullanarak çoğaltıyoruz. Yanlış mı; evet yanlış. Ama galat olarak dilimize yerleştikleri için de bir türlü koparıp atamıyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.