Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Kabadayılıkla olmaz

SURİYE'NİN yarattığı fiili durum karşısına itidali elden bırakmamalıyız. 
     Gözdağı vermek ve misilleme yapmak amacıyla uluslararası hukuku boşlayarak Suriye'nin üzerine gitmek, akıllı işi olmaz. 
     "Karşılık vermemiz lâzım" mantığını harekete geçirmek de tehlikelidir ve vahim sonuçlar doğurur. 
     Zira çıkacak bir çatışma, başladığı yerde bitmez, yayılır; çakacak kıvılcımlar, daha geniş bir alana sıçrayabilir. Bu olasılığı asla göz ardı etmemeliyiz...
     Ayrıca, olayı basite indirgemek de yanlış olur...
     Diplomatik zeminlerde ne yapılması gerekiyorsa onu yapmalıyız...
     *
     Suriye'nin, "Hava sahamıza girdiniz" iddiasının tutarlı yanı yok. 
     Diyelim ki uçağımız Suriye'nin hava sahasını ihlâl etti, o koşulda yapacakları ilk iş neydi; elbet de uyarıda bulunmak...
     Bunu yapmadılar, uçağımızı vurdular...
     Üstelik uçağımızın silahsız bir askeri gözetleme aracı olduğunu biliyorlardı...
     *
     Şu ana kadar ki gelişmeler açık, net ve anlaşır değil; uluslararası mahfilde hem şaşkınlık, hem endişe hâkim. Birleşmiş Milletler ve NATO hâlâ sessiz...
    Bulunduğumuz coğrafyada daha vahim gelişmeler ancak, bir yenisi başlamadan harekete geçmekle önlenebilir. Bu mantık kimsenin kafasında yer bulmuş değil...
     *
     Erdoğan'ın, sosyalist segmentten gelerek ülkenin başına muhafazakâr demokrat kesilen akıl hocalarından biri, yangına körükle gittiğini gösteren konuşmalar yapıyor...
     Esad'a katil demek kolay, diktatör demek de...
     Ayranı kabaran "Kalkın, Şam'a yürüyoruz" da diyebilir...
     Ama diplomasiye perçinli olanlar, ağızlarını bozmamayı ve yanlış yolları sapmamayı öğrenmeli.
     Saldırı ve hakareti üstlenerek, iki ulus arasında oluşturulmuş sorunların üstesinden gelemeyiz. O usül mümkün olsaydı ülkeler ağzı en bozuk insanları başbakan ve dışişleri bakanı yapardı...
     *
     Sorunlar ancak rasyonel demarşlarla giderilir...
     Diplomaside de akılcılık esastır.
     Rasyonel düşünmeyen Hitler, Alman ulusunu ne hale soktu gördük; kökü aynı olan Almanlar yıllarca birbirini, can düşmanı gibi gördü...
     Orta Doğu Bölgesi'nde yer tutan ülkelerin de başına ne sıkıntı geldiyse Hitler'e benzeyen diktatörler yüzünden geldi. Suriye de öyle ülkelerden biri. Maalesef bize de diş gösteriyor; bunun temel nedeni, izlediğimiz yanlış politikalar...
     "Türkiye iç işlerimize karışmasın" dedirtecek kadar hatalı tavrımız...
     *
     Bölgenin jandarmalığına soyunmak üstümüze vazife miydi!?
     Kendimizi, "Dünyanın jandarması" sayan ABD sanıyoruz; o, dünyanın namus bekçisi, biz Orta Doğu'nun...
     Peki bu hakkı bize kim verdi?
     -Veren yok, biz kendimiz edindik...
     İyi halt ettik!
     *
     Hatırlayalım bakalım...
       Davos'ta estik gürledik de ne oldu; ne elde ettik...
     Askerlerimizin kafalarına çuval geçirdiler, kılımız mı kıpırdadı...
     Irak'ta ve İran'da TIR sürücülerimizi öldürdüler, hesap mı sorduk...
     Marmara gemisine baskın yaptılar, yakalarına mı yapıştık...
     Şimdi de uçağımızı düşürdüler, yine fazla bir şey yapabileceğimizi sanmıyorum...
     *
     Diplomasi kabadayılığı kaldırmaz...
     Bu alanda üstlenilecek kabadayı tavır, delikanlılığı bozar!
     Tüm bu olan biten karşısında oturalım, başımızı ellerimizin arasına alıp düşünelim...
     Zira gün, düşünme günüdür; bir de, kabadayılığın muhasebesini yapalım...
     Bakalım ortaya nasıl bir sonuç çıkacak!
     *
     Bu ülkede onlarca iktidar gelip geçti...
     Türkiye hiçbir zaman bugün düştüğü duruma düşmedi, düşürülmedi!
     AKP dönemi hariç; bu iktidar yüzünden ülkenin onuru bile tartışılır oldu...
     *
     Meğer ne çileli başımız varmış be kardeşim!...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.