Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Kabadayılığın da sonu var

   GEZİ adı altında sürdürülen protestoları sosyal medyada değişik yorumlayarak değerlendiren yurttaşlarımız olduğu görülüyor. 
   Kim nasıl değerlendirirse değerlendirsin ortada yadsınamayacak bir gerçek var;  protestoların temelinde siyasal ve ideolojik nedenler yatmıyor...
   Peki ne yatıyor; protestolar neden başladı ve bugüne kadar neden uzatıldı...
   Asıl yanıtlanması gereken soru bu...
   * * *
   Her kesimden insanı protesto düzleminde bir araya getiren temel nedenin, çağdaş yaşamı sahiplenmekten başka bir şey olmadığı görülüyor. Bu anlayışın yani çağdaş yaşamın içinde, yakıp yıkmanın yeri yok, fakat toplumsal yaşamı bozmadan başkalarının özgürlüklerini dışlamayan her özgürlüğün yeri var...
   Özgürlüklerin hepsinin yaşandığını, bu protesto sürecinde görüyoruz.
   Böylece ortaya şu çıkıyor; Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyetin gerisine düşmek istemeyen ve bunun için karanlık düşünce, tercih ve uygulamalarla mücadele etmeyi ulusal hedef sayan büyük kesim, protestocudur ve doğayı da, soluk almayı güçleştirmeyen şehirciliği de sonuna kadar sahiplenmektedir. 
   İlginç olanı da söyleyim; doğal değerleri tahrip etmek isteyenler üstelik muhafazakâr geçiniyor. Böyle olunca o değerleri muhafaza etmek görevi de protestoculara kalıyor; garip değil mi! 
   Özetlemek istiyorum; protestolar ülkede, çağdaş insan sayısının siyasal iradeye oy vermiş yurttaşların sayısından çok fazla olduğunu göstermiştir. 
   Siyasal irade, tabloyu görünce panikledi ve şaşkına döndü. Sürecin içinde kendini tatmin için ideoloji, terör, anarşi ve benzeri illegal niyetleri ve sahiplerini aramaya başladı. Bulamayınca da o grupları, çağdaş yaşamı legal düzlemde savunanlarla eş tutmaya kalktı, kıçının üzerine de oturdu!
   * * *
   İktidar, protestoları yapanları çapulcu, talancı, marjinal gruplar olarak nitelerken farkında olmadan anarşiyi yenemediğini, barış sürecine rağmen terör yanlılarıyla da başa çıkamadığını göstermiş oldu...
   Çeteleri yendik diye kasım kasım kasılmalarının da laftan ibaret ve göstermelik olduğu bir kez daha anlaşıldı. 
   Gezi'de halk şunu soruyordu:
   -Protesto hakkını kullananların aralarına eylemcilerin, marjinal grupların, teröristlerin, anarşistlerin, tahrikçilerin sızması kimin suçu?
   Evet kimin suçu; protestocuların mı, iktidarın mı?
   Hani hepsini yok etmişlerdi...
   Hani bilmem kaç gündür ülkede -Kocaman bir yalan da bu- tek mermi atılmamıştı? 
   Hani teröristler olaysız çekilmişti?
   Bunları söyledikleri sırada Güneydoğu'da teröristler askerlerimize ateş açmamış mıydı?
   Kasım kasım kasılıp barış süreciyle övüneceklerine Gezi protestocuları arasına sızan hainleri toplamayı becerselerdi ya...
   Yakıp yıkmayı önleselerdi ya...
   Onların yakasını salacaksın,  sonra da işledikleri suçları, legal düzlemde demokratik haklarını kullanan insanlarımızın sırtına vurmaya kalkacaksın...
   Açın sosyal medyaya bakın; Gezi'dekiler sesleniyor:
   -Anan güzel mi!
   * * *
   Özür dileyeceği yerde ağzını bozan bir siyasal anlayış, protestocularla "Sen 100 bin kişiysen ben de bir milyon yandaşımı üzerine sevkederim" diyerk yarışa kalkışırsa nasıl bir toplumsal barıştan bahsedebilir aklım almıyor. 
   Mealen verdiğim bu ve benzeri ifadeler, bölücülüğün literatüründe olabilir. Ama bu söylemleri, yani küfürleri, kaba deyişleri, argo lafları barışın literatürüne sokarlarsa halk, şapka çıkarmaz, yüzlerine tükürür.
   * * *
   Tarzları aynı; karşı çıktıkları statükoyu bile aratan bir statüko yarattılar. Kendilerinden olmayan her insana, kuruluşa, düşünceye saldırıyorlar. Küfürün bini bir para. Karşılık gördüklerinde de savunmadaki insanları peşlerindeki cahillerle karşı karşıya getirme tehditi savuruyorlar. Öyle anlaşılıyor ki taraflar arasında başlayacak nizadan oy patlaması beklentisindeler...
   * * *
   Türkiye'nin yarısı bizden demek de bölücülük değil mi?
   Oysa AKP, gerçekte yüzde 49.6 değil yüzde 33 oy aldı. 
   Hesap ortada...
   Yapan doğru yapmış...
   Son seçime halkın yüzde 32.8'i katılmadı. Geriye kalan yani oy veren seçmen sayısı yüzde 67.2...AKP bu yüzde 67'nin yüzde 33'ünü aldı. Yüzde 34 oranındaki seçmen AKP'ye gazoz kapağı bile vermedi. 
   Ama hâlâ "Arkamızda ülkenin yarısı var" diye yırtınıp duruyorlar..
   Halkın beynini yalan rakamlarla, söylemlerle, uydurdukları beyanlarla yıkamaya çalışıyorlar. Arkalarında duranlar sadece çıkarcılardan ibaret.
   İhale çeteleri de peşlerinde...
   Yenemedikleri bu tür çeteler ülkede hâlâ fink atıyor...  
   Aldığı oyların  kalıcı olduğunu söylemek mümkün değil. Çoğu, yiyecek kolileri, kömür torbaları, beyaz eşya dağıtımı ve el altından verilen paralarla satın alındığı için o oylara kendileri de güvenmiyor. Seçime gidilirken bu tür dağıtımlara yeniden başladıklarını mutlaka göreceğiz...

   * * *
   Gezi protestoları, ülkeyi tehdit eden her tehlikeye karşı -İrtica tehlikesi ve kapitalizm adına yapılan sömürüler dahil- insanlarımızın, farklı siyasal tercihlere sahip ya da ideolojilere mensup da olsalar birleşebildiklerini gösterdi.
   Ağzı bozuk ve özür dilemesini bilmeyen, böylece çağdaş değil ilkel düzlemde kalmış olanlar da asıl buna şaşıyor ve başına geleceklerden korkuyor... 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.