Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Hokus pokus

HAYIRLI günler niyaz ederek uzun süren ayrılığımızı Allah'ın izniyle buluşmaya çeviriyorum değerli okurlar, yeniden merhaba...
   Bir süre kişisel sebeplerden dolayı yazma imkanı bulamadım. Birkaç yıldan beri tatil yapamıyordum; bu onbeş günlük dinlence inanın ilaç gibi geldi, zihinsel yorgunluğumu attım. 
   Yine birlikteyiz...
   Yokluğumuzu fırsat bilen, kafası ve kültürü necaset torbasında buluşmuş kim bilir kaç kişi, yokuz diye zil takıp oynamıştır...
   Önemli değil...
   Üzerimize gelen karasakal tipleri, adam yerine koyarak muhatap almamız hataydı; hepsi eskide kaldı. Onların artık, kapımızın önündeki paspastan hiç farkı yok...
   Geçiyorum...
   * * *
   DEĞERLİ okurlar; çarşamba günü Antalya'da bir duruşma var.
   Cumhuriyet Meydanı'nında bayrağımızı açarak "Ne mutlu Türk'üm diyene" ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganlarını haykıran gençler, yargı önüne çıkarılıyor.
    Gözümüz bu davanın üzerinde olacak...
    Gençlere istenilen ceza 2 ile 5 yıl arasında. İddianameye bakılırsa işlendiği iddia edilen suç, TCK'nın 216. maddesi kapsamına giriyor...
    Bu maddeye göre artık hiçbir yurttaş bayrağını kapıp sokağa çıkamaz, çıksa bile "Ne mutlu Türk'üm diyene" haykırmasıyla gönül penceresini açamaz...
    Açıklanan ve hangi kafadan çıktığı bilinmeyen malûm pakete sokuşturulmuş ileri demokratik bu ilke (!) artık herkesin önüne yargı olarak çıkacaktır...
    Zira, paketçilere göre, duygularımızı, milli birlik ve beraberliğimizi dışa vuran bu slogan, faşist ve militarist bir baskı oluşturuyor. 
    Ama aynı kafalara göre, Kürt ırkçılığı yapanların Türk düşmanlığına dönük, Türk varlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen talepleri, gayretleri, terör çetesine verdikleri destekler, toplumsal değer bulmuyor ve bir çerçeveye sıkıştırılıp bırakılmış benzeri dayatmaların biri bile "faşist ve militarist baskı" oluşturmuyor...

    Osmanlı da aynı kafadaydı; imparatorlukta her unsur Türk'ten daha fazla imtiyazlıydı...
    Rezil bir anlayış...
    Sadece rezil değil, üstelik hain bir bakış!
    * * *
    AÇIKLANAN paketin ileri demokrasiyi getirecek önemli ilk adım diye nitelenmesi bu yüzden mümkün değil değerli okurlar...
    Paketle ortaya çıkan gerçek o ki siyasal irade, ileri demokrasi kavramını tam kavrayamamış, bu oluşumun temel hak ve özgürlükler olarak toplumun her katmanına eşitlik ilkesi zedelenmeden ve dengeli biçimde yayılması gerektiğini kestirememiş. 
    Kusur kimin?
    Birinci derecede Erdoğan'ın; seçip yanına aldığı danışmanlarıyla aklı evvel bakanların dan ileri demokrasi mucizesi bekleyeceğine, konuyu masaya yatırıp muhalefete de gitseydi herhalde ortaya bu denli acayip bir paket çıkmazdı...
    Ama siz Sayın Başbakan, muhalefeti her an ona saldırarak hem var hem yok sayarsanız o kapıya hiç gidemezsiniz, zira yüzünüz olmaz. Adamlara hakaret edip durmak yüzünden de siyasal sistemin demokratik kurallar halinde ve esnek biçimde yaşanmasını sağlayamazsınız. 
    Bir değil, bin paket dahi bu kaba saba demokratik anlayışınızı ortadan kaldıramaz...
    Aklınız sıra halkı mı kandırıyorsunuz!
    * * *
    ANTALYA'da yapılacak o duruşmadan ne çıkar bilemiyorum; burası Türkiye, yani hukukun hâlâ evrensel kriterleriyle kafalara ve gönüllere yerleşemediğini söyleyebileceğimiz bir ülke; şayet demokrasi paketinden civciv de, kuş da çıkıyorsa yargı paketinden de onlar çıkabilir... 
    Önemli olan, hokus pokus...
    Onu yapanın becerisi...
    El çabukluğunu halka yutturmak artık onlara kaldı!
    * * *
    FETHULLAHÇI kanal dedikleri bir kanalda, Prof. Dr. Eser Karakaş, Dr. Şahin Alpay veProf. Dr. Mehmet Altan haftanın ilk günü buluşup güncel konuları yorumluyor...
    İlgiyle izliyorum...
    Bana sorarsanız bu program, sıkıntılı bir toplumun düşüncelerine ve görüşlerine idman verenteknik direktör görevi yapıyor; yararlı bir program...
    Üç konuşmacının AKP iktidarını, Başbakan Erdoğan'ı, bakanları, bürokratları yanlışlarından dolayı eleştirmeleri de gösteriyor ki Fethullah Cemaati, AKP'den kopmuş ve Erdoğan'ı kaderiyle baş başa bırakmış durumda...
    Bu kopuşun tepeden bir talimatla oluştuğu kanısında değilim; Hocaefendi'den feyiz alanlar AKP'nin ve Erdoğan'ın, affı söz konusu dahi olamayacak yanlışlar yapmasından ikrah etmiş olmalılar ki yazarlarıyla, çizerleriyle, düşünürleriyle, hatta siyasetçi ve bürokratlarıyla pozisyonlarını değiştiriyorlar...
    Nitekim, Hocaefendi'nin görüşlerine uygun yayın yapan gazetenin yazarı da olan Dr. Şahin Alpay, Erdoğan'ı ve AKP iktidarını eleştirmekten geri kalmıyor...Bu dahi gösteriyor ki, Cemaatile AKP arasında kurulmuş olan asma köprü çatırdamaya başlamıştır ve yıkılması da yakındır...
    Yalnız bir önemli noktaya değinmek isterim; o da Alpay'ın durup dururken CHP Genel BaşkanıKılıçdaroğlu'na sataşarak "Ana Muhalefet lideri olarak ağzı çok bozuk" demesi komik kaçtı. Koskoca bir yazar ve bilim adamı olarak hâlâ iktidarın başıyla muhalefetin başını birbirinden ayıramıyorsa, katıldığı programları ciddiye almamak, hatta hiç izlememek lazım! 
    * * *
    AÇIKLANAN paketin amacı, insanların temel hak ve özgürlüklerini eşitlik ilkesine sadık kalarak kullanılır hale getirmek mi, yoksa Türk varlığına pranga vurup ülkeyi Sevr denilen alçaklık cenderesine sokup siyasal saltanat sürmeyi sağlamak mı!
    İleri demokrasi kavramından önce asıl buna açıklık getirilmeli...
    
----------------------------------------------------------------        

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.