Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Hayırlı son gelecek

ERTUĞRUL Özkök, halkın Taksim gezisini gece ve gündüz âdeta soluk almadan sahiplenmesi üzerine yazdığı yazıda "Taksim hiçbir zaman Takrir Meydanı olmaz" dedi ama Tayyip Bey anut ve baskıcı tavrını sürdürürse korkarım Taksim, Tahrir Meydanı'nı da geride bırakabilir...
   Elbet de bunu dilemiyorum; dileyen olduğunu da sanmıyorum. 
   Taksim'in Tahrir Meydanı'na dönmesi Türkiye'de korkunç bir sürecin başlamasına neden olabilir. O süreç de öncelikle AKP'nin başını yer... 
   Tayyip Bey'den başlayarak aşağı doğru bütün AKP'li siyaset kabadayılarının, demagog ve polemik ustalarının (!) bu olasılığı hiç dikkatlerinden uzak tutmamalarını salık veririm.
   * * *
   Şimdi soruyorum...
   Tayyip Bey'in, halkının üzerine önce polisini, sonra da askerini süren, toplumun demokratik haklarını ortadan kaldıran, isteklerini dikkate almayan, tek adam yani diktatör olmayı siyasal güç sayan Suriye'deki Esad'dan ne farkı var söyler misiniz! 
   O da halkına her baskıyı ve saldırıyı reva gördü, Tayyip Bey de reva görüyor; evet, fark nerede!?
   * * *
   Milli bayramları kutlama; bahane uydur ve Ulu Önder'in huzuruna gitme; bunlarla da yetinme, alenen değil ama zımnen Atatürk, laiklik, cumhuriyet, demokrasi ve asker düşmanlığı yap; yine yetinme başımıza yeni osmanlıcı kesil, daha da beteri teröristle kucaklaş, kol kola gir ve ortak ol...
   Ama bu musibet tavrın ne getireceğini hiç hesaplama...
   Taksim'de böyle bir tablonun yaşanacağını akıllarının ucuna dahi getirmedikleri paniklemelerinden anlaşıldı.
   * * *
   Yalanı, dolanı, talanı, demagojiyi ve polemiği siyasal uslûp haline getiren, hatta tarihi şahsiyetleri diline dolayarak baskıyı ve edep yoksunluğunu daha yukarılara tırmandırmaya kalkan anlayışın, Taksim'de halkın üstlendiği en  düşük dozdaki protestonun altında yatan nedeni görmesini diliyorum...
   Halkımız, anut bir başbakana rağmen, her şeye ne kadar tahammüllü olduğunu Taksim'de bir kez daha gösterdi; dilerim Erdoğan ve AKP'liler bunun değerini bilir. Ayrıca tahammülün de bir sınırı olduğu unutulmamalıdır!
   Kainat gördü; halkımız çizgisini bozmadı; insanlar düşüncede, siyasal tercihte ve ideolojik bağlamda farklı ilkelere sahip de olsalar, tamamını bir kenara koyarak dikta hevesine karşı el ele dikilmeyi bildi.
   Şu güzelliğe bakınız; halkımız bir yandan da doğayı, demokratik hakları ve kent düzenini savundu; muhafazakâr demokrat geçinen sallapati bir siyasal zihniyete de gereken dersi vermiş oldu.
   * * *
   Olayların nedenini âkil adamlardan Tarhan Erdem açıkladı ve Tayyip Bey'i  çok kızdıracak olan şu cümleyi kullandı:
   -Olaylar Başbakan'ın inadının ürünüdür!
   Bu beyandan hemen sonra da Başbakan "Kışla da yapılacak, AVM de yapılacak, hatta AKM de yıkılıp bir Opera binası yapılacak" diyerek bireysel inadını siyasal bir inat haline getirdiğini gösterdi.
   İşte bu inattan korkmak lâzım; çünkü bu inadın altında hiç kimseyi, hiçbir yasayı ve kuralı tanımayan baskıcı hevese ait bir hırs yatıyor...
   Maalesef ülkeyi kaosa sürükleyecak bu hırstır! 
   * * *
   AKP artık gerileme sürecine girdi, trent o yönde gelişiyor...
   Ülke, yanlışlar manzumesini okumaktan bıkmayan baskı ve hırs temalı şiirlere düşkün birinin kurbanı olmak üzere. Yapılan araştırmalar, AKP'nin oylarının ne kadar gerilediğini gösteriyor. Yeni anayasa başkanlık sistemini yani tek adam olma düzenini getirse bile halkın onayını alamayacağı açık; Taksim olayları bunu işaret ediyor! 
   İnat, tek adam olma hevesi, yerinden yönetim yerine ülkeyi "Ben merkezli" yani bir başına yönetmeye kalkışma, hasımlarına hakaret, tarihi şahsiyetlere saldırı, teröristle kucaklaşma, Amerika'ya uydu olmayı seçme, İsrail'in büyümesini sağlayacak emperyalist düşüncenin projelerine katılma gibi, 2002'den itibaren tanıştırıldığımız verilerin siyasal malzeme olarak kullanılması sonucu gele gele bugüne geldik; Taksim Gezisi olayı ilk ve önemli sinyaldir!
   Yaşanan ve yurdun dört bir yanına sirayet eden son durumdan bahsediyorum. İktidar böyle devam ederse, korkarım bir başka gün daha beter gösteriler yaşanabilir...
   * * *
   Taksim olayları AKP iktidarına ilk ihtar olarak düşünülmeli...
   Gerisi gelir mi?
   Tayyip Bey böyle devam ederse gelir...
   Nitekim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu zihniyetin devam etmesinin daha vahim sonuçlar doğurabileceğini Tayyip Bey'e ilettiğini söyledi. Bakalım ne kadar etkili olacak...
   Olaylar sürerken televizyonda ilgisiz konulara temas eden konuşmalar yapan Tayyip Bey'in "Korkusuz kahraman" rolü oynamak istemesi epey sırıttı ve kimseyi tatmin etmedi. Reyhanlı'ya da her şey olup bittikten sonra giden ve bu tavrını alışkanlık haline getiren Tayyip Bey İlim Yayma Cemiyeti adındaki ilim filan yaymayan cemaatin huzurunda konuşurken yine "esed" (*) kesildi ama halktan bir kez daha tepki aldı ve sözlerinin biri bile itibar bulmadı.
   Özetliyorum; AKP masalında sona yaklaşıldı; ANAP masalı da böyle sudan gibi gözüken fakat halkın inadına yapılan işler yüzünden bitmişti, bu da bitecek.
   Halkımız birlik ve beraberlik içinde olduğunu bir kez daha gösterdi...
   Bu sürecek ve inşâllah hayırlı son gelecek!   
 
    (*) - Aslan demek

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.