Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Havariliğin lüzumu yok


ORTADOĞU coğrafyasında demokratik bir siyasal yapı olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü bu coğrafyada siyaset din üzerinde yapılıyor. Din ise demokratik kuralları çepeçevre sararak evrensel demokrasinin yerleşmesini engelliyor.
Ülkelere bakınız; biz dahil hangisinde demokrasiden bahsedilebilir...
Sadece varolan sistemlerin demokratik gibi gösterilmesi için yoğun çaba harcanır. Bu çaba göstermeliktir; dolayısıyla uygulanan sistemin demokratik olduğu söylenemez...
Bölgede yer alan ülkelerde yaşanan olaylar ve atılan siyasal adımlar, adına demokrasi de denilse uygulamadaki egemen anlayışı aklamıyor. Monarşik ya da oligarşik, yani ya kişi ya da takım erkinin egemenliği, bu topraklarda maalesef demokrasiyi yeşertmiyor.
* * *
Diktaların ve darbelerin çokça görülmesinin temel nedeni siyasetin din üzerinden yapılmasıdır. Din ve devleti bir araya getirmenin nasıl sonuçlar doğurduğunu bu coğrafyaya bakarak seyretmek mümkün.
Suriye, Mısır, Libya, Yemen, Irak, din üzerinden yapılan siyasetle yönetilmek istenince yaşananları gördük. Batı'ya yakın duran mağrip ülkelerinde bile demokrasi olmadığı, kalkışmalar başlayınca anlaşıldı.
Kendimize bakalım; "Türkiye'de demokrasi bütün ilkeleri, kurum ve kuruluşları, literatürü ve yasaları ile vardır" diyebilir miyiz...
Onun için mi insanlar konuşamıyor, temel hak ve özgürlüklerini yaşayamıyor, düşüncesini yayamıyor, birbirinin hak ve hukukuna saygılı olamıyor...
Toplumun hayat anlayışına ipotek koymak ve ambargo uygulamak demokrasilerde olur mu? 
Yasak üstüne yasak koymak, topluma dinsel dayatmalar yapmak, hukuku evrensel değerlerinden çıkararak ona çıkarcı bir anlayışın değerlerini monte etmek, yargıyı ve kolluk kuvvetlerini baskı aracı ve uygulamacısı haline getirmek, tek kişinin âdeta imparatorluğunu sağlayacak güç gösterileriyle korkuya, disiplinsizliğe, kalkışmalara çanak tutmak demorasiyle bağdaşacak işler midir! 
* * *
Kendi halimize bakmadan Suriye'de, Mısır'da, Libya'da öteki Arap ülkelerinde demokrasiyi aramamız ve ağabeylik taslayarak onlara demokrasiyi önermemiz bize bir şey kazandırmıyor. Aksine, dikta sisteminden kendisini çekip kurtaramayan bu ülkelerde yaşayan ve "Din kardeşimiz" diye sarılmaya kalktığımız insanların hedefi haline geliyoruz. 
Suriye bize "Benim işime karışma" demedi mi; keza aynı feryat Mısır'dan yükselmedi mi? Irak Yönetimi karşı tavır koymadı mı? Hatta Filistin'de insanlar, olaylara müdahil olma gayretlerimiz yüzünden İsrail'in acımasız tutumuna daha çok ve ağır biçimde maruz kalmadı mı?
* * *
Ona buna dönük demokrasi havariliği yapacağımıza önce kendi demokrasimizi evrensel boyutlara taşıyalım...
Gösteri yapacaksak daha sonra yapalım!
  
Siyasetçimiz
----------------------------------

SON yıllarda toplumsal olaylar günlük konuşma dilimizin ve vokabülerimizin değişmesine ve yeni sözcüklerle, deyimlerle, sloganlarla zenginleşmesine (!) yol açtı...
Tabii bu gelişmeye sosyal medyanın katkısını da inkâr edemeyiz. Gençler sosyal medyada öyle deyimler, sözcükler ve yakıştırmalar yapıyor ki çoğu hem ilginç, hem ürkütücü...
En büyük korkum nedir biliyor musunuz; hepsinin dilimize yapışıp kalması ve Türkçe'mizin zenginleşme yerine yozlaşmaya doğru yelken açması...
* * *
Gençler, tesadüfen karşılaştıkları siyasetçiye avazı çıktığı kadar bağırıyor:
-Dik dur, eğilme...
Aslında güzel laf, iyi temenni, ciddi bir öneri...
Ama kime?
Muvafık da olsa, muhalif de olsa hangi siyasetçi dik durabiliyor ki onu dik durmaya çağırıyorsunuz...
Yalanın temel siyasal argüman haline getirildiği bir siyasal yapıda çok az insan dik durabilir. Büyük kısmı, yalanlarının altında ezildiğinden hep iki büklümdür ve öyle kalmaya da mahkûmdur...
Biz istediğimiz kadar bağıralım, o yalanlardan beslendiği için belini bir türlü doğrultamaz...
Yadırgamayın; bizim siyasetçimiz başka ülkelerin siyasetçilerine benzemez değerli okurlar; iki büklüm duruşu bile özellik sayar!
 
Kılavuz meselesi
----------------------------------------------

BU ülkede AKP iktidar değil mi?
O halde ne diye bankalardan, faiz lobisinden, kredi kartından şikâyetçi oluyor...
Getirsin yasayı, şikâyet konularını ortadan kaldırsın...
Böyle de kuş gibi cikcikleyip durmasın...
Gören de AKP'yi eli kolu bağlı muhalefet partisi sanacak...
Hem iktidarda yani egemenlik alanında oturacaksın, hem de mağdur ayağına yatıp şekvada bulunacaksın...
Bu köhne siyasal tavrı artık kimse yemiyor!
* * *
11 yıldır şikâyet etmedikleri konu kalmadı; birini bile doğru dürüst ortadan kaldıramadılar. Eğitim sisteminden yargıya, ekonomik sistemden güvenliğe uzanın; göreceksiniz ki ele aldıkları her konu tamir edilmeye muhtaç bırakıldı. Çıkardıkları her yasayı defalarca değiştirdiler. Verdikleri kararları ertesi günü başka kararlarla kadük hale getirdiler. 
Tutarsız bir anlayış, siyasal model oldu...
* * * 
Bunun temel nedenini, çok kullanılan bir deyişle ifade edeyim de kimseyi hedef almamış olayım:
-Kılavuzu karga olanın burnu...
Cümlenin gerisini siz tamamlayın dostlar! 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.