Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

HALİMİZ, İŞTE ÖYLE BİR ŞEY

YETMİŞ yıl öncesinin bayramlarını dün gibi hatırlıyorum; dini bayramların ulvi anlamı ve güzellikleri meğer o yıllarda yaşanıyormuş..
Bayramların hangi güzelliklerinden bahsetmemi istersiniz..
Anlatsam, günümüz insanı kaybolmaya yüz tutmuş, neredeyse kayboldu diyebileceğimiz bir tutam bayram geleneğini ihya edebilir mi..
Bu saatten sonra çok zor!
.......................................
Hayatımıza madde egemen olmaya başlayınca, bayramlar da yitirdiğimiz güzelliklerin arasındaki yerini aldı..
Saygının, sevginin, edebin, dostluğun, cömertliğin, dayanışmanın, uzlaşmanın, kucaklaşmanın yaşandığı o bolluk günleri zamana yenik düştü..
nsanları birlik ve beraberlik adındaki çatının altında toplayan bayram günleri, hangi kirli eller tarafından ayrıştırma günlerine çevrildi ve nasıl bir üfürük, bizi birbirimizden koparan fırtınaya dönüştürüldü" diye sorsam, yanıtlayabilir misiniz...
......................................
Geldiğimiz noktaya bakın, ne kadar utanç verici..
Toplumsal değerlerimizden biri olan bayramların faziletlerini, güzelliklerini ve içinde insanlık ölçülerinin bulunduğu anlamlarını sahiplenmemek ve yozlaşmasına dur dememek, bir tür toplumsal intihar değil midir..
Biz, onu da yaptık..
....................................
Bayramların anlamlarını da öteki geleneklerimiz gibi, mirasyedi hovardalığıyla harcayıp tükettiğimiz için artık elimizden o günleri hatırlatmaktan başka bir şey gelmiyor..
Bir toplum, bayramlarını kendisine çok görebilir mi; görmüşüz vesselâm..
Yazıklar olsun bize!
.....................................
Dilerim 70 yıl önce yaşadığımız bayramları, bir gün yeniden yaşarız..
Değerli okurlarımın geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik ediyor, gelecek bayramların hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum..
--------------------------------------------------------------------------
Darısı başımıza
TAYYİP Bey'in, şiddet kullanmaktan caydırmaya çalıştığı ve "Halkının sesini dinle, reformları yap ki kalkışma dursun" diye öğüde boğduğu arkadaşı Suriye diktatörüBeşşar Esad, nihayet reform konusunda ilk adımını attı..
Artık gazeteciler hapsedilmeyecek..
Ayrıca bilgi edinirken, yani görev sırasında hiçbir engelle de karşılaşmayacaklar..
Bunun için yeni bir basın yasasının hazırlandığı açıklandı; bugün yarın yasa devreye girecek..
Bir de bizim halimize bakın; cezaevlerinde 70 tutuklu gazetecimiz, 100 kadar gazetecimiz hakkında da açılmış dava var..
Esad'ın hazırlattığı yasaya benzer bir yasa çalışmamız da yok..
Yerim olsaydı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin konuya ilişkin açıklamasını sütunuma alırdım..
Açıklamanın bir iki cümlesi şöyle:
* Türkiye gazetecileri yaptıkları haberler, yazdıkları yazılar nedeniyle on binden fazla basın davasıyla karşı karşıyalar.
* Çok sayıda yayın organının toplatılması ve kapatılması, karikatür ve mizah dergilerinin poşete sokulması, internet sitelerine erişimin engellenmesi, radyo ve TV kuruluşları hakkında çeşitli yaptırımlar uygulanması, gazetecilerin iş güvencesinden yoksun olması, editoryal bağımsızlık üzerinde yaratılan korku ortamını da değiştirilmesi gereken ülke gerçekleri arasında yer alıyor.
* Gazetecileri orantısız para ve hapis cezalarıyla karşı karşıya getiren kanun maddeleri yasalarımızdan ayıklanmalı, bu bağlamda Ceza Yasası, Basın Yasası, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu mutlaka gözden geçirilmeli, adil yargılama hakkının sağlanması için özel yetkili mahkemeler kaldırılmalı..
...........................................
Esad'ın Suriyesi nereye gidiyor, Erdoğan'ın Türkiyesi nerede duruyor görün..
Mezara indirilen mevtaya, para almadan talkın vermeyen hocanın biri için vaktiyle demişler ki:
-Ele verir talkını kendi yutar salkımı..
Halimiz, işte öyle bir şey...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.