Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Görün hayrını

 ZAMAN su gibi akıyor. Dikkat ettiyseniz günlerimiz ya hırgürle ya da hayhuyla geçip gidiyor.
Hayatın bunlarla akışına bir türlü dur diyemiyor ve toplumu yakından ilgilendiren ciddi konulara yönelemiyoruz...
   Bu olumsuz gelişmede maalesef Başbakanımızın önemli rolü var..
   "Ülkenin başbakanı olduğum nasıl anlaşılacak, gündemi tabii ki ben yapacağım" diyerek "Rûzname"yi sık aralıkla değiştiren Tayyip Bey, hangi konuyu önümüze koyuyorsa onu konuşuyoruz...
   Gelişmeleri "Hooopp, dur bakalım hemşehrim" diyerek sorgulayan yok...
   Bir Bülent Arınç çıktı meydana; o da devre arasında yolcu, aktif siyaseti bırakmak kararında...
   Çoğu siyasetçi "Arınçlaşamıyor" ve gıkını çıkaramıyor Tayyip Bey'e; devran da Başbakanımızın gösterdiği yönde dönüp duruyor...
   AKP'de değişen fazla bir şey yok; zihniyet eskisi gibi...
   Ama Erdoğan ve arkadaşlarına sorarsanız hepsi değişti ve sahip oldukları zihniyet de önemli değişime uğradı. Artık karşımızda tutucu olmayan, demokrasiyi sahiplenen, laik cumhuriyete saygılı ve ileri demokrasiye bağlı, üniter devlet yapımızı savunan, temel hak ve özgürlüklerin değerine önem veren bir iktidarın olduğunu söylüyorlar...
   Bu iktidar keşke bütün bu değerlere şaşı bakmasaydı...
   * * *
   AKP ve iktidar konusunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ne diyor bir de ona göz atalım mı!...
   Diyor ki:
   -Değişimden yana olmayan partiler muhafazakârdır, yani statükocudur. Ben, boşuna AKP’ye statükocu parti demiyorum. Bir dönem değişimden yana gibi görünüyordu, biz de destek veriyorduk. Ama valisi ve kaymakamıyla devleti ele geçirdikten sonra gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Toplumun değişim taleplerinin önünde şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi bir set oluşturdu. Siyasetçi, toplumu değiştirir ama ileriye doğru, iyiye doğru. Şimdi siz, toplumu geriye itmeye çalışıyorsunuz. Muhafazakârlık bu değildir. Muhafazakârlıktan kasıt eğer dindarlıksa, hepimiz dindarız, hepimizin inancı var.
   Doğru değil mi!
   * * *
   DERSHANELER kapatılacak...
   Eğitim öğretim sistemimiz yeni bir sürece sokulmuş olacak...
   Verilen karara ilişkin değişik yorumlar yapılıyor...
   Kimine göre Başbakan, cemaatin gücünü kırmak amacıyla dershanelerin kapatılmasını istiyor.
   Bu düşünceyi öne çıkaranlara katılmıyorum; cemaatçilik dershanelerin kapatılmasıyla ortadan kalkabilir mi!
   Sanmıyorum... 
   Nedenine gelince, kurumlar okula dönüştürülse bile -şayet varsa- cemaatçilik oralarda da devam edecek demektir...
   Peki sorunu nasıl çözecekler?
   Eğitim Bakanı, bu konuda da çalışmalar yapıldığını söylüyor ama hiçbir lâfı inandırıcı olmuyor...
   Başka ülkeler benzer sorunları çözmüş; dershaneleri okul statüsüne kavuşturmuşlar; kontenjanı dolmayan okullara da devlet tarafından boş kalan kayıt kadar tahsil çeki vermişler...
   Bu usul bize de getirilmek istendi ama aklı evvel tipler engelledi...
   Konu yeniden gündeme taşınıyor...
   Ayrıca Halk Eğitim Merkezleri ile devlet okullarında takviye amaçlı kurslar açılacakmış...
   Madem düşüncelerinde bu, yani kurs açmak vardı, neden dershanelere kan doğradılar!
   Cemaatçiliğe sarılarak iktidara gel, sonra da ona karşı cephe oluştur...
   Bu gelişmenin bir gerekçesi olmalı; o gerekçe ne acaba?
   Ülkenin bekası söz konusu edildiğinde şu sorunun mutlaka yanıtını vermemiz lâzım:
   -Ülke için cemaat mi tehlikeli, AKP mi...
   Yoksa ikisi birden mi!?
   * * *
   MERAK sardım, şimdi semt semt kahve geziyorum. Günde 20'ye yakın çay, yarısı kadar yandan çarklı kahve, birkaç bardak limonata içmek zorunda kalıyorum...
   Hangi kahvehaneye gitsem, tıklım tıklım...
   "Gün battıktan sonra göreceksin sen burayı" dediler. Cidden akşam saatlerinde göreceksiniz oraları; iş bitimi kahveler dolup taşıyor, yani trafik yoğun...
   Önce haberleri birlikte izliyorlar, sonra tartışmalar başlıyor...
   Kavga yok, fakat gürültü çok...
   ................................
   Günümüzün kahvehaneleriyle "Café" haneleri farklı mekânlar...
   Birincisinde ülkenin sorunları paylaşılır ama ikincisin de kişilerin sorunları...
   Kahvehanelerde kişilerin sorunları konuşulmaz, "Café" lerde ise ülkenin sorunları...
   Dedim ya, ikisi de birbirinden farklı mekândır, ziyaretçileri de öyle!
   ................................
   Ben kahvehaneleri geziyorum...   
   Konuşulan siyasal konularda semtler arası farklılıklar olduğu derhal kendini gösteriyor.
   Mesela İstanbul Fatih'te daha ziyade toplumun maneviyatına ilişkin konular konuşuluyor. Bu semtin kahvelerinde sekülersözler duymanız olanaksız...
   "Café" lerde ise ağır içerikli konuşmalara tanık olamazsınız. Buralarda uhrevî değil dünyevî konular konuşuluyor...
    ................................
   -Bu iktidarla daha fazla ileri gidilemez.
   -Ben de senin gibi düşünüyorum emmi...
   -Dostumuz kalmadı, postumuz da elden gidecek...
   -Ne demokrasimiz demokrasi, ne ekonomimiz ekonomi, ne sağlığımız sağlık, ne...
   -Dur ben devam edeyim; ne eğitimimiz eğitim, ne yargımız yargı, ne siyasetçimiz siyasetçi, ne...
   Biri atıldı:
   -Ne partilerimiz parti, ne sporumuz spor...
   Bir toplum neredeyse bütünüyle umutsuzluğa sürüklenebilir mi değerli okurlar; gezin kahvehaneleri sürüklendiğini görün!
    * * *
   ANKARA'da Erbakan Vakfı Genel Merkezi açıldı; törene herkes davet edildi...
   Rahmetli Erbakan yaşarken atılan adım, vefatından sonra hayata geçirilmiş olacak. Merkez, hocanın Balgat'taki konutu...
   Vakıfların belirli bir geliri olması lâzım...
   Herhalde bu vakfın da taşınır taşınmaz önemli bir varlığı ve geliri var ki yaşatılabilmesi mümkün olacak...
   O önemli varlık ise Erbakan'ın bıraktığı miras olmalı. Demek ki terekesi, bir vakfı taşıyabilecek ve yaşatabilecek kadar çok...
   Eeeee, böyledir işte; insan, imanın ve paranın kimde olduğunu bilemez!
   * * *
   SİGARA üretimi ve içimi yasaklara rağmen artmış. Artıştan üreticiler memnun; içiciler ise muzaffer komutan gibi...
   Olumsuz gelişmeden ziyadesiyle üzgün olan ise Başbakan Erdoğan...
   Haklı, çünkü yasaklara uymayanlar var...
   Başbakan dayanamadı yeniden "Yasak alanları artırın" dedi; artık hastane ve okul bahçelerinde, parklarda ve benzer alanlarda da sigara içmek yasak. İçen yakalanırsa bastıracak parayı...
   Yasak dinlemeyen önemi bir grup da Erdoğan'ın etrafında; AKP'li vekiller parlamentodaki odalarında fosur fosur sigara içiyor...
   Sigara içmeyi yasaklayanların düştükleri hal herkese ibret olsun...
   ...............................
   Başbakana rağmen vekiller sigara içer de halk içmez mi?
   Taksi ve otobüs şoförlerinin ağzından, hem de görev yaparken sigara eksik olmuyor. Ana memesini bile böyle tutkuyla emdiklerini sanmam.
   Görev başında sigara içen polis, duruşma arasında sigara tüttüren yargıç, ameliyat arasında duman çeken doktor olursa direksiyon başında sigara fosurdatan şöför de olur, Meclis'teki odasında "Kim ne karışır" diyerek sigara içen vekil de...
.............................
İleri demokrasi işte böyle geliyor arkadaşlar, görün hayrını!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.