Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Gölge düşürülmesin

AĞIR Ceza Mahkemesi, Balyoz Davası'ndan yargılanan askerlere "Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek" suçundan ceza vermişti; şimdi karar Yargıtay'da. 
Dosyalar incelenme safhasında...
Malûm, dava 365 sanıklı...
Karar da o nedenle 45 klasörden ibaret...
Klasörlerde yer alan yaklaşık bin kadar dosya incelenecek...
Herhalde bu uzun sürer...
Yargıtay Genel Kurulu ne zaman karar verir, Allah bilir.
* * *
Bizde yargı mekanizması, değişik nedenler yüzünden maalesef ağır çalışıyor. O mekanizmaya bir türlü hız veremedik. Demek ki davaların hızlı biçimde sonuçlandırılması yeni ve görkemli binalar yapmakla sağlanamıyormuş...
Adaletin tecellisine hız kazandıracak başka koşullar var. Onların neler olduğunu yargıda görevli olanlar bilir; biri de Adalet Bakanı...
Mekanizmayı hızlandıracak olanaklar ciddi boyutta gündeme getirilmiş değil. Referandumdaki iki maddeyle hızın sağlanacağını sandılar, olmadı.
Hatta tersi oldu, yargı daha ağır çalışır hale geldi...
Umarım bakanlık bu yöndeki binlerce yakınmayı dikkate alır ve konuyu Adalet Bakanı üzerinden hükûmete mal eder de hasretle beklenen hız sağlanır ve adaletin yerini bulması kolaylaşır.
* * *
Balyoz Davası'na ilişkin karar 20 Eylül 2012 tarihinde verildi...
Üzerinden beş ay geçmiş sayılır...
Dosyalar yeni ele alınabildi. Görevlendirilen savcılar dosyalarla ilgili tebliğname hazırlığına başlamış olmalı...
O tebliğler tamamlanınca 9'uncu Daire ye verilecek...
Oradan da Yargıtay Genel Kurulu'na ...
Hatırlatma yapayım; yargılamayı yapan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi üç emekli Orgeneral'e 20'şer yıl ceza vermişti. 
Değişik rütbelerdeki 78 sanığa 18'er, 214 sanığa ise 16'şar yıl ceza kesmişti...
Suç ise "Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini, cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek"olarak ilan edilmişti...
Oysa sanıklar, fiilen bu suçu mu işlediler yoksa işlemeyi düşündükleri bu suç akim mi kaldı, yani hükûmeti cebren ıskat ve vazife görmekten cebren men etmeyi başaramadılar mı, o hususu dikkate almak gerekirdi.
* * *
Elbet de yargıya güvenimiz ve adalete inancımız var. Yanlış kararlar verilse de yargıya ilişkin düşüncelerimiz ve inancımız değişmez. 
Yalnız şunu söylüyoruz; yanlış kararlarla Türk Yargı Tarihi'ne gölge düşürülmemeli ve bazı ağızların "Adalet yok"diye bağırıp durmalarına çanak tutulmamalı...
Yanlış laf mı ediyoruz!? 
  
Daha neler...

SİYASET dışı bir konuya geliyorum...
Sanıyorum İçişleri Bakanlığı, Başbakan'ın talimatı üzerine yeni bir taslak üzerindeki çalışmalarını hızlandırdı...
"Taslak kabul edilirse trafik kazaları azalır" diyorlar...
Acaba?
* * *
Anlaşılmış olmalıdır; taslak trafiğe ilişkin. Kabul edilirse sürücü ehliyetleri değişecek...
Araçların plakaları da...
İkisine de çip takılacak...
Çip dediğimiz nesne göz ya da casus...
Bir tür minicik teleskop da denilebilir...
Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde karşılığı yonga; yani silikondan yapılmış, yarı iletken malzemeden ibaret, milimetrik bir nesne...
Üzerinde on binlerce devre elemanından oluşan ve son derece karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği bir izleme cihazı...
Bu minnacık cihazın takılmasının nedenini kazaları önlemek gerekçesine bağlasalar da iktidarın asıl amacı değişik de olabilir. Yurttaşların ne yaptıkları, nerelere gittikleri, kimlerle görüştükleri izlenmek istenebilir...
     * * *
Ülkemizde 24 milyon ehliyetli yurttaş var, 17 milyon da araç...
İnsanlar, radyo frekansıyla tanımlama teknolojisine uygun çalışacak bu çiplerle izlenecek...
Bu konuda verilecek kararın, anayasal hüküm olan özel hayatın dokunulmazlığına halel getireceği kesin. Acaba, özel hayatın dokunulmazlığı iktidarın umurunda değil mi!
Çok kimse ve STK'lar, daha şimdiden bu uygulamaya, özel hayatın korunması gerektiğini savunarak karşı çıkıyor.
Dünyanın hiçbir ülkesinde bu uygulama yok...
Mobese kameralarıyla güvenlik kameraları zaten toplumun günlük hayatını kontrol ederken bu uygulamayı daha derinlere taşımak, herhalde iyi niyetin işareti olmamalı...
* * *   
Haddini aşmak buna denir!
"Yeni Osmanlıcı" kafa şimdi de, Abdülhamit jurnalciliğini teknolojik malzemeyle mi hortlattırmak istiyor dersiniz... 

Bahçeli'den salvolar

MHP Lideri Devlet Bahçeli son Grup konuşmasında iktidara verdi veriştirdi. 
İlgi çekici bulduğum cümlelerinin başında, Erdoğan ile İmralı'daki katili "Siyam İkizi" ilan eden sözleri geliyordu. 
Siyam İkizi, yanlış hatırlamıyorsam kafadan birbirine yapışık kardeşlerdir...
* * *
Bahçeli'nin konuşmasından süzdüğüm bazı cümleleri, yorumlama gereği duymadan ve virgülüne dokunmadan veriyor ve değerlendirmeyi de size bırakıyorum değerli okurlar.
İşte o cümleler:
* AKP yönetimi, tarihimizi ve coğrafyamızı yok saymış batı planlarının ortağı olmuştur.
Denize düşen AKP, PYD yılanına sarılmıştır.
* AKP’nin kiminle yakınlaşacağını, kiminle çatışacağını Atlantik’in kıyısı tayin etmektedir.
* Kravatlı eşkıyalar iş başındadır.
* AKP ihanetiyle karşı karşıyayız.
* Neleri vaat etmektedir; bir katili Türk Devleti'ne tekrar kafa tutan hale getiren Başbakan’ın
verdiği umutlar mıdır
* İmralı canisinin milliyetçiliği kötüleme anlayışının aynısıyla Başbakan’dan da karşılık bulmasıdır.
AKP, PKK ile anayasa yapmak amacıyla kolları sıvamıştır
* Olanlar insanlık dışıdır, AKP hükümeti aklını başına almalıdır.
* Türk Milleti'ni çöküşe götüren hiç kimseyle görüşecek bir şeyimiz yoktur. 
* Başbakan'ın Öcalan’a toz kondurmaması bir vefa gösterisi midir. 
Başbakan unutmasın ki yaptıkları ihanettir, bedelini de ödeyeceklerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.