Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Fabrikasyon gelişti

DIŞ POLİTİKA konusunda uzman bir diplomat ve siyasetçi olan Kâmran İnan'ın AKP ile PKK ve yandaşlarının kol kola girerek ülkeyi bölünme tehlikesiyle baş başa bırakmalarına ilişkin söylediği "Bu ülkede bu kadar hain nasıl yetişti" cümlesi yabancı bir dostumuzun vaktiyle, rahmetli yazar arkadaşım Necdet Sevinç ile bana söylediği önemli bir tesbiti aklıma getirdi...
   Türk dostu olan Alman sosyolog ve tarihçisi Ludwig Gross'da Kâmran İnan'ın sözlerine benzer sözler etmiş, tarihte ülkesine, devletine ve milletine ihanet etmiş Türk insanına rastlanmadığını, casusluk yapan birkaç ismin dışında hiçbir Türk'ün başka milletlerin amâline hizmet etmediğini söylemişti...
   Teşebbüs halinde olanların da Türk kanı taşımadığını kaydetmişti...
   * * *
   Nereden nereye geldik...
   Son 11 yıldır bu toplum, hain üretim merkezi haline getirildi...
   Fabrikasyon hızla gelişti ve mebzul miktarda hain yaratıldı...
   Aynı sürede çeteleşme başladı, siyasal iradenin etrafında çıkar grupları oluştu.   Denize atılan taşın meydana getirdiği menevişe benzer büyüme ve gelişme sonucu AKP'ye oy verenler, milli değerleri bir kenara iterek enternasyonal dünyanın bir rüknü olmayı yeğlediler...
   Demokratik açılım lafzı da daha geniş anlamda ele alındı ve çıkar çeteleri bu gelişmeye koşut büyüdü... 
   Bu çetelere katılanlar varlığımızın vazgeçilmezleri olan ulusal değerlerimizi kendi dünyalarında oluşturdukları değerlere feda ettiler, gittiler ne kadar gayrı milli malzeme varsa onları sahiplendiler...
   Bununla da yetinmediler, Türklüğe düşman bütün odakları demokratik ilan ederek birlikte hareket eder hale geldiler...
   AKP, İmralı, PKK, KCK ve Kandil'in aynı noktada buluşması işte bu rezil gelişmenin eseridir. 
   * * *
    Böyle bir süreç, türlü çeşitli kandırmacılarla tercih edilir ve benimsenir hale getirilince de çıkarın etrafında meydana gelen hareleşme de gelişti, büyüdü, meneviş olmaktan çıktı, çeteleşme noktasına vardı...
   Bu ortamda devlete, millete, siyasal anlayışa, demokrasiye, bölünmez bütünlüğe, temel hak ve özgürlüklere ihanet elbet de söz konusu olur...
   Hain sayısının artması başka nedenlerden de olur ama en önemli neden çizdiğim bu tabloda görülüyor... 
   Çıkarın paylaşımından daha büyük payı götürmek isteyen, bireysel çıkarından başka hiçbir değeri ön plana çıkarmaz, çıkaranları da kaale almaz. 
   Hainliğin temel felsefesi de budur...
   * * *
   Kâmran İnan, hainlerin esas hareket noktalarından birinin devleti gammazlamak olduğunu söylüyor.
   Sadece devleti gammazlamak değil ki; devletin aleyhinde çalışmak da ihanetin ilerlemiş şeklidir...
   Ulusal değerlerin her birine karşı çıkmak, bunların karşısına enternasyonal kriterleri koymak, Türk varlığının temel taşları olan gelenekleri, harsı, kültürel bütün özellikleri birer birer imha etmek de hainliğin daniskası işlerdendir ve ne acı ki bu hainlik siyasal iradenin de tutumundan kaynaklanmaktadır... 
   Siyasal bir cuntanın ağırlığı altında ezilen, vesayeti altında inleyen, statükosu yüzünden tükenme noktasına gelen bir toplum, içinden zuhur eden hainlerin varlığını kolay kolay sonlandıramaz...
   Çünkü başımızda o hainleri sulayan, besleyen, çoğaltan bir irade var...
   O nedenle hain sayısı artıyor, ulusal varlığımızı tehdit eden bir güç haline geliyor...
   Tek koşul var, o da bu siyasal iradeden kurtulmak!
   Yani, milletimize sızan sütü ve kanı bozuklardan ülkeyi temizlemek...
   Unutmayın; sandık, bu olanağı da sağlayacak tek araçtır! 
  
Vatanı satanlar düşünsün

  KADIN yurttaş yüzlerine haykırıyor:
  -Yazıklar olsun size, sattınız vatanı!
   Bu çığlığa muhatap olanlar ise İzmir'i CHP'den koparıp AKP'li yapmaya çalışan siyasal iradenin mensupları...
   Başlarında Bülenı Arınç var; Başbakan'ın değerlendirmelerine sıkça karşı çıktığı için kabine dışı kalan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay var... 
   Tabii bu beylerin avaneleri de orada... 
   Bu çığlık karşısında verebildikleri tek tepki yüzlerini sıvazlamak oluyor... 
   * * *
   Peki, bu hanım yurttaşımızın dediği gibi vatanı sattılar mı?
   Düşünün karar verin!
   * * *
   Âkil adamlardan oluşan "Ukalâ" heyetlerinin gittikleri yerlerde binlerce yurttaşımızın tepkisiyle karşılaşması, beri yanda Kandil adı verilmiş dağın tepesinde ayılarla yan yana yaşarken pragmatik lider konumuna getirilen çetebaşlarının varlığına tüküren yurttaş sayısının artması ve AKP ile PKK ortaklığını övmeye yeltenenlerin yakalarına "Vatanı sattınız" diyerek yapışması halkımızın haklı tepkisi değil midir...
   Bu gelişmeleri de dikkate alın ve vatanın satılıp satılmadığına o zaman karar verin...
   * * *
   Osmanlı döneminde de Saray'ın tutumu yüzünden vatanın birçok kere satıldığını ancak hepsinde de bu aziz varlığımızı yürekli halkımızın geri aldığını da unutmayın...
   Kurtuluş Savaşı'mızın anlam ve değerini de hiç aklınızdan çıkarmayın...
   Türk Milleti, Yahudi tüccar değildir; "Satılan mal geri alınmaz" ilkesi milletimizin sözlüğünde yoktur ve asla da olamaz. 
   Vatan, onu satanlara rağmen geri alınır. 
   Doğacak sonucu, vatanı satanlar düşünsün!!!!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.