Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Eşbaşkanlık tatlı geldi

DÖRT, artı dört, artı dört...
    Bilin bakalım bu ne?
    Kimine göre muamma, kimine göre de öğretimde imam hatip öğrencilerinin önünü açacak formül...
    Mucidi kim?
    Eğitim Bakanı Ömer Dinçer.
    Dinçer, Karaman doğumlu, işletmeci; kariyer sahibi, profesör...
    Bu sıfatı kolay kazanmadı; profesörlük sıfatını sağlayan tezinde intihal yani aşırım -aşırma- yaptığı iddiası ortaya atılınca uzun süre doçent olarak kaldı. İdare Mahkemesi YÖK'ün yaptığı itiraz üzerine Dinçer'in lehine karar verince profesörlük cübbesini sırtına geçirdi. 
    Tarih 2008; Dinçer bu hakkı elde ettiği sırada, Recep Tayyip Bey'in müsteşarlığından ayrılmış, Meclis'e girmişti.
    Karamanlıydı ama İstanbul Milletvekiliydi...
    Recep Tayyip Bey'de köken olarak Rizeli, lâkin o da önce Siirt, sonra İstanbul Milletvekili...
    Erdoğan 1954 yılında İstanbul'un Kasımpaşa semtinde doğmuş. Doğum tarihi bu ama siyaset yaparken DP dönemini yaşamış gibi anlatır ve rahmetli Menderes'i de yakından tanıyor gibi değerlendirir...
    60 darbesinde 6 yaşında, 80 darbesinde 26 yaşındadır ama maşallah iki darbeyi de yaşamış gibidir...
    Oysa her iki süreçte de futbol oynuyor, topun arkasından koşmaktan başka bir şey yapmıyordu...  
    "Taş yerinde ağır" derler ama öyle değilmiş; meğer, taşlar başka yerlerde ağırmış!

    .........................................
    Ne diyordum...
    Hatırladım; "Dört, artı dört, artı dört" formülünden bahsediyorduk...
    Dörtle üçü çarpın, on iki değil mi... Formüle göre mecburi öğretim, sekiz yıldan dört yıla çıkarılmış olacak...
    Şu anda bir çocuk, ilköğretim ve düz lisede toplam 11 yıl okuyor. Bazı liselerde 4 yıl uygulaması var, oralardaki öğrenciler fazladan bir yıl okuyor; bunlar da zaten toplamda 12 yıl okumuş oluyor...
    Bu formülle insanların kafasını karıştırıp midesini bulandıracaklarına yasaya tek maddelik bir ekleme yaparak,"Mecburi tahsil süresi 12 yıldır" deselerdi daha iyi olmaz mıydı?
    Demek ki niyet başka...
    Ne acaba?
    Toplumsal hayatı bütünüyle mahalle baskısı altına alma girişiminin bir ayağı da bu olmasın!?
    Erdoğan'ın "Biz çağdaş ve dindar gençler yetiştireceğiz" iddiasına koşut, yeni bir girişimle karşı karşıyayız. Beni şaşırtan, bu kadar net görülebilen, ayan beyan seyredilebilen niyetlerine kılıf geçirme konusunda çok acemi olmaları... 
    Doğru dürüst bir kılıfçı bulamadılar da işi, intihal yüzünden şaibe altında kalana mı ihale ettiler...
    Çok komik... 
    Ayrıca dikkat ettiniz mi; son yıllarda doğru dürüst bir yasa da yapmadılar. Hangi yasayı yaptılarsa ellerinde patladı; kimini düzelmek, kimini de geri çekmek zorunda kaldılar.
    Yeni anayasa çalışmaları ise henüz başlatılamadı...
    "Dört, artı dört, artı dört" formülünü içeren tasarıyı canlandıracaklar mı, boğacaklar mı göreceğiz...
    *
    ABD'nin girişimiyle oluşturulan "Suriye'nin Dostları Grubu Uluslararası Konferansı"nın  eşbaşkanlığını Türkiye yapıyormuş...
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı "Büyük Orta Doğu Projesi" nin eşbaşkanı diye biliyorduk. Meğer Erdoğan'ın şahsına değil Türkiye'ye o görev verilmiş...
    "Nereden biliyorsun" diye sormayın; bildiğim yok, tahminim öyle..."Suriye'nin Dostları Grubu Uluslararası Konferansı" nın yapılanmasına ilişkin açıklamaya bakarak bu tahmini yaptım... Sordum, soruşturdum nihayet dün emekli bir diplomat arkadaşım, bu gibi evrensel projelerde eşbaşkanlıkların kişilere değil ülkelere verildiğini söyledi...
    Yorumumu ona dayanarak yaptım; yanıldığımı da sanmıyorum...
    Hâlâ bazıları ABD'yi dostumuz (!) gibi görmüyor. Oysa adamların bize verdiği öneme bakınız; iki projede de başımızdakilere güvendiklerini eşbaşkanlık gibi çok önemli (!) bir görevi vererek gösteriyorlar...
    Daha ne istiyoruz kuzum! 
    Üçüncü bir eşbaşkanlık mı...  
    Yoksa şaklabanlık mı! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.