Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Endişe büyük

ALLAH'tan ülkede 165 üniversite var, ya olmasaydı...
     Cahil sayımız kim bilir nasıl tavan yapardı...
     Başımızdaki siyasal irade, Guinnesse Rekorlar kitabına geçmeli. Zira durmadan üniversite açarak halkı iyice cehalete mahkûm etmek, başka bir siyasal anlayışın başaracağı iş değil!
     Sınavda 50 binden fazla öğrenci sıfır puan çekmiş; nasıl bir eğitim ve öğretim sistemi uyguladığımızı anlayın... Başkasına ait esere kendi hazırlamış gibi imza atan arakçı bakanın kuracağı sistemin meyvesi, dua edelim ki bu 50 bin sıfırla kısıtlı kalsın...
     Ya sıfır çeken öğrenci sayısı birkaçı yüz binin üzerinde olsaydı...
     Japonya'da ilgili bakan ya istifa eder, ya harakiri yapardı...
     Bizimkinin kılı kıpırdamıyor!
     Diyeceğim o ki üniversite açmakla cehalet yenilmiyor, cahil sayısı düşürülemiyor...
     .....................................
     Peki ne yapmamız gerekiyor?
     Basit; önce cehaletle kol kola girmiş siyasetçiden kurtulmak lâzım...
     Sonrası daha önemli; siyasetçinin, cahilin oyuna ve boyuna talip olması engellenmeli...
     Cehaletin krallığını, iktidarın saltanatıyla el ele tutuşmuş halde ancak böyle ortadan kaldırabilirz...       
      ......................................
     Bilgi toplumu olabilmemiz için bireye yurttaş olmanın koşullarını öğretmek, toplumsal disiplini anlatmak ve o disipline uymamızı sağlamak gerekiyor... 
     Biz cehaletle uğraşırken siyasetçilerimizin de o uğraşa katılımı şart; siyasetçi katılmaz ve aksine cahilin yapmamasını gerekenleri yaparsa, içine sürüklendiğimiz kısır döngüden kurtulmamız mümkün olmaz. O noktaya ulaşamayacağımız için de bilgi toplumu özlemimiz sürüp gider...
     Kafasını, cehaletin prangasına vurduğunuz insanların, ellerini ve ayaklarını serbest bıraksanız da olumlu bir değişime tanık olamıyorsunuz...
     Toplum, birey ve siyasetçi donuk, heyecansız, tepkisiz, bilgisiz kalmayı huzur saymayı sürdürdüğü için bir arpa boyu dahi ilerleyemiyoruz... 
     Bir millet için en kötü koşul toplumsal rehavettir, bunu aklımızın bir kenarına yazalım!
     *
     CUMHURBAŞKANI da endişeli Başbakan da...
     Bizim gibi onları da endişeye sevk eden, yargıda uygulanan "Özel yetkiler"... 
     Eskiden çok gürültü koparan Devlet Güvenlik Mahkemeleri vardı; onları kapattık yerine "Özel Yetkili Mahkemeleri" açtık ve yine özel yetkili yargıçları ve savcıları göreve getirdik. O zamanki yargıçların ve savcılarının bugünkü "Özel yetkili" yargı çalışanları kadar da yetkisi ve gücü yoktu.
     DGM'lerin yerine ihdas edilen bu mahkemeler, ihtisas mahkemeleri değil; buna rağmen ihtisası gerektiren davalara da bakıyorlar; tamamen yanlış!
     "Özel yetki" nin banisi AKP, şimdi o da herkes gibi bu mahkemelerin varlığından endişe duyuyor...
     Cumhurbaşkanı da, Başbakan da alenen söylediler; hatta Erdoğan, MİT Başkanı üzerinden konuştu ve bir gün kendisinin de alınabileceğini ima etti...
     Bakanlık şimdi özel yetki sınırlaması üzerinde çalışıyor; tutukluluk süresi kısaltılabilir, davaların hızlı görülmesi sağlanabilir, adaletin aksamadan yerine ulaşması temin edilebilir...
     Bakalım dağ yine fare mi doğuracak göreceğiz. Yalnız şu kadarını söyleyim; Erdoğan' ın kılavuzları karga olduğu için hep yanılıyor, yanıltılıyor. Her iş ancak birkaç yılda, yani uzun sürede yapılabiliyor...
AKP açısından büyük nakısa! 
      Bu, son örnek olur inşallah!

      DERKENAR: Bu yazıyı yazdığım sırada 8 Mehmetçik'in şehit edildiği haberi geldi. Derin teesssür içindeyim. 19 Mehmetçik de yaralanmış. Şehitlere rahmet, gazilere acil şifalar diliyorum. Milletimin başı sağolsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.