Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

EN İYİ ORTAM

HAYATI, yanlışlar yaparak yaşıyoruz..
Hangi örneği vereyim..
Söylenmeyecek lâfı pat diye söylüyor, susmamız gereken yerde konuşuyoruz..
Gidilmeyecek yere gidiyor, gitmek zorunda olduğumuz yeri ıskalıyoruz..
Vereceğim benzer örnek çok ama yerim yok; o nedenle, yüzlerce yanlışı sütunuma dökemiyorum..
*
Peki yanlışlardan kurtulmanın bir yolu var mı; elbet de var..
İnsan, başkalarının yanlışlarını arayacağına öncelikle kendi yanlışlarına bakmalı, yanlışlardan uzak yaşamanın yollarına sapmalı..
Bu zor mu?
Hayır çok kolay; yeter ki insan kendini seyretmeyi seçsin..
Bunu yapan, toplumsal koşulların değil fakat kendi seçeneklerinin hayatını rahatsız ettiğini görür ve yanlışları ortadan kaldırır.
Konuya neden değindiğime gelince..
Yakamıza yapışan ve hayatımızı tatsız kılan yanlışlarımızdan kurtulmamız gerektiğine herkesi inandırmak istedim, bugünü de onun için seçtim..
Dingin bir eylül sabahının, inandırmak için en iyi ortam olacağını düşündüm.. 

----------------------------------------------------------------------------

Bu anlayışın yeri olmamalı

ERDOĞAN'ın Zeugma Mozaik Müzesi'nin açılışında yaptığı konuşmada iç politikada yaşananları konu ederek söylediklerini birkaç sebepten talihsizlik sayıyorum..
Birincisi, cümleleri bozuktu..
İkincisi, bilmediği bir yabancı sözcüğü yanlış telâffuz ederek kullandı..
Üçüncüsü, başarıdan bahsederken bölge kentlerini birbirine hasım edecek ifadelere sığındı.. 
Dördüncüsü, iç politikayı bir "Kakışma" olarak niteledi 
*
Cümleleri bozuktu dedim, birini nakledeyim, aynen şöyleydi:
-Tek cephe, bir dolap beygiri gibi hiç kimse Türkiye’ye bakmasın, 360 derece baksın. 
Ne demek istediyse..
Bir diğer cümlesi de şuydu:
-Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kilis de, Bitlis de bizim. Bütün Anadolu her şeyiyle 74 milyon Türk milletinindir. 
Sanki, 74 milyon Türk Milleti var..
*
Erdoğan konuşurken dilimize "Kakafoni" diye bir sözcük sokuverdi..
Oysa bu sözcük Fransızca ve anlamı da "Kalkışma", doğru şekli ise "Kakofoni" 
Tayyip Bey, yabancı dil öğrenimi görmediği için -Arapça dışında- Kakofoni'yi kakafoniye çevirdi. 
O sırada yanında Fransızca bilen biri olsaydı herhalde başbakanı uyarırdı..
*
Diyarbakır konusuna değinirken de inandırıcı değildi. 
Bu kentimizin, ekonomik gelişme sürecinde geride kalmasının nedenini teröre bağlayan Erdoğan halkın, teröristlerden ve onlara destek verenlerden hesap sormasını isteyerek de idareci ve devlet adamı anlayışında yeri olmayan bir ifadeyi kullanmış oldu.
Erdoğan, terörden ve teröre arka çıkandan hesabı halkın sormaya kalkması halinde,"Devlet" ve "Siyasal iktidar" adındaki iki varlığın ne hale geleceğini hiç düşündü mü ..
Teröristlerden ve destekçilerinden hesabı soracak olan güç, devleti yöneten siyasal iktidardır. Bölge kentlerinin ekonomik gelişmesini ve kalkınmasını sağlayacak olan da iktidardır..
İktidar bundan kaçınır ve topu halka atarsa toplumsal barış zedelenmez mi..
Bölücü terörün beklentisi ve istediği de bu değil mi..
*
Konuşmayı talihsizlik saymıştım ya işte bunlar yüzünden. 
-----------------------------------------------

Özel şoför ve kaza 

KÂĞIT üzerinde 550 milletvekilimiz var; üçü Silivri'de, BDP'liler Meclis dışında Diyarbakır'da, gerisi Ankara'da..
Meclis'te görev yapan personel sayısı ise 8 bin; yanlış okumadınız, tam 8 bin kişi 550 vekilimize hizmet veriyor.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in ise 80 danışmanı var..
Yetmiyor der, bu sayıyı artırılabilirler..
Bu kadar personel az gelmiş olmalı ki şimdi de her vekilimize bir şoför tahsis edilecek. 
Nedeni de açıklandı..
Araç kullanan vekiller kaza yapıyormuş..
Sanki özel şoför kaza yapmaz, yapmayacak..
*
Her vekilin bir sekreteri ve bir danışmanı var, bundan sonra bir şoförü de olacak; bu gidişle her vekile bir de araba verirler.
Arabasız vekil olmaz..
Olmamalı; arabasız vekilin özel şoförü olursa, ahali ya ağlamaktan kör olur, ya gülmekten çatlar..
Toplumun beden ve ruh sağlığı da kökten bozulur..
*
Her şeyi sulandırıyoruz..
Çığrından çıkarıyoruz..
Durup dururken de toplumu kızdırıyoruz..
Kendimize gelelim ve bu tür hatalı kararlar vermekten kurtulalım; insanların sabrını zorlamak, siyaseten hayırlara vesile değildir..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.