Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

DÖRT KONU ÜZERİNE

KONU çok..
Birinci konu şu; kuduruk Barzani'nin sınır ötesi harekâtımıza karşı çıkması, diplomatik bir nankörlük olarak gelişme gösterebilir ve Bölgesel Kürt Yönetimi, el altından desteklediği PKK çetesine arka çıkmayı sürdürebilir..
Mesut Barzani'nin hem PKK'ya, hem bu çetenin İran'daki koluna "Kürdistan bölgesini terk edin" diye haber salması, göreceksiniz göstermelik bir girişim olmaktan öteye gitmeyecek..
Bunu, geçmişte de aynı tavrı takındığına ve sonuç alınamadığına bakarak söylüyorum..
Unutmadan, babası Molla Barzani de kaypaktı; boşuna armut dibine düşerdememişler..
*
İkinci konu Fenerbahçe; Başkanı da Fenerbahçeli olan TFF, en kalabalık taraftara sahip bu kulübümüzün Şampiyonlar Ligi'ne katılamayacağına karar verdi, hem deUEFA'ya inat..
Yerinde bir karar mı..
Hukuk çiğnendiğine göre değil..
Şike suçlusu diye tutuklanan ve yargılanmayı bekleyen isimlerin, hukuksal durumu henüz belli olmamışken, yani suçsuzlukları sürerken, aidiyete bakarak tüzel kişiliği cezalandırmanın hukuka ve adalete uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.. 
Aynı heyetin, suçsuzlukları süren ve yargılanmayı bekleyen insanları alel acele disiplin kuruluna sevk ederek aynı hatayı yaptığını da unutmamak lâzım..
İktidarın adamı olarak başkanlığa seçilen ve adı şike olayına karışan birinin yerine getirilen Mehmet Ali Aydınlar'ın Fenerbahçe Kulübü üyesi olması da dikkat çekicidir..
Buna ilişkin bir söylenti var, o da şu:
-Aydınlar'ın gözü, öteden beri Fenerbahçe'nin başkanlık koltuğundaydı; o nedenle Aziz Yıldırım ile arası iyi değildi. TFF Başkanı olunca hem Yıldırım'ı bitirmek, hem Fenerbahçe'yi kendisine muhtaç hale getirmek için bu kararı aldırdı.. 
Bu iddianın günahı, yayanların boynuna..
Ne var ki Fenerbahçe, maalesef bir Fenerbahçeli nin basiretsizliği yüzünden ilâhlara kurban edildi..
*
Üçüncü konu daha farklı; emekli Orgeneral Işık Koşaner'e atfedilen telefon dinlemesine ilişkin bir konu..
Sözde Koşaner telefonda, silahlı kuvvetlerin zafiyetini dile getiren bir değerlendirme yapmış..
Ortada bir ses bandı var; fakat ona mı, başkasına mı ait o meşkuk..
Şu saate kadar, banttaki sesin Koşaner'e mi yoksa başka birine mi ait olduğu açıklanmış değil; uzmanlar, banttaki sesin Koşaner'e ait olmadığı konusunda ısrarlı..
AKP'nin sözcüsü Nurettin Canikli ise konu gündeme gelince konuşmadan duramadı:
-Yasa dışı dinlemeleri şiddetle kınıyoruz..
Alışkanlık haline getirdik; aklımızın yatmadığı, gönlümüzün kabullenmediği ne olursa, şiddetle kınarız fakat nasıl bir kınamadır bu, dozu nedir bilmeyiz..
Üstelik hem şiddete karşı çıkarız, hem de şiddetle kınama alışkanlığını sürdürürüz; bu tezattan ne zaman kurtulacağımızı Allah bilir.. 
Oysa şiddetle kınamakla bir şey değişmiyor; terörü de, teröristi de şiddetle kınıyoruz da ne oluyor, ikisi de bitiyor mu..
Yooo..
Bilakis terör azgınlaşarak sürüyor..
Canikli "Yasa dışı dinlemeleri şiddetle kınıyoruz" derken, yasa içi dinlemeleri de meşru hale getirdiklerini ikrar etmiş olmuyor mu..
Bence oluyor!
Sanırsınız ki iktidarda değiller; bu tür yasa dışı işleri şiddetle kınayacaklarına iktidar olarak hepsine son vermeyi becerseler ya..
Bunu sağlayacak feraseti, idraki, iz'anı ve iktidar gücünü AKP iktidarında ara ki bulasın..
*
Dördüncü sırada yer alan Libya konusunu da unutmuş değilim; Kaddafi maçı kaybetti..
Artık dünyanın gözü Kaddafi'siz Libya'nın üzerinde; görüldüğü gibi Amerika, Rusya, Çin ve AB ülkelerinin sömürgecilik damarları kabardı; haberlere bakılırsa Libya'nın iliğini kanını içmeye, yeraltı ve yeryüzü zenginliklerini ele geçirmeye hazırlanıyorlar..
Türkiye'de o kervana katılmış durumda; daha iki gün önce bu ülkeye, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diyerek 300 milyon dolar hibe ettik..
Bu suretle demek istedik ki "Bugün ben sana, yarın sen bana.."
Tabii bu yardımlaşmanın gerçekleşmesi, bedevilerin ve berberilerin sütüne kalmış..
Peki, bu 300 milyon doları Libya'ya nasıl ve ne yolla verdik..
Neden sorduğumu da söyleyim; uluslararası alanda Libya'ya tam bir ambargo uygulanıyor hâlâ.. Ne malzeme, ne para girişi söz konusu..
O nedenle Dışişleri Bakanımız alel acele ve sırf bu nedenle Bingazi'ye uçtu ve geçici yönetimin başıyla buluştu. Bu buluşmada da yanında getirdiği 300 milyon doları teslim etti; anlayacağınız Ahmet Davutoğlu Deniz Feneri kuryelerinin yaptığına benzer bir iş yaptı..
Bu yöntemi acaba Tayyip Bey mi önerdi, o bilinmiyor..
Neden sorduğuma gelince, benzerlik o kadar bariz ki..
*
İki önemli konu daha var, onları da başka bir yazıda işleriz inşâllah..
Önümüz Ramazan Bayramı; değerli okurlarımı şimdiden tebrik ediyor, bayramların aziz milletimize ve İslâm Dünyası'na iyilikler getirmesini ve hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum efendim. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.