Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Dikkatli olmalıyız

SÖMÜRGECİ emperyal gücün peşinden giden ülkelerin iflah olmadığı bir süreç yaşanıyor yaşlı dünyamızda...
Türkiye de bu sürecin içinden sıyrılıp çıkamıyor...
İmralı canisini asmayı beceremedik; becerseydik ve dünyaya el koymaya çalışan evangelist siyasal yapının peşinden gitmenin -af buyrun- bok yemek olduğunu düşünebilseydik, bugün içinde bulunduğumuz coğrafyada özgürlük bahanesiyle azarak terör estiren Kürt grupların kalkışma provalarına tanık olmazdık...
Hem Kuzey Irak'ta, hem Kuzey Suriye'de ve hem de Güneydoğu bölgemizde yaşayan Kürtler'in büyük bölümüne dahi illallah dedirten ayaklanma girişimleri de gelişmezdi. İzlediğimiz yanlış siyaset yüzünden ortam maalesef ayaklanmaya uygun hale geldi. Suriye' nin sınırdaki yerleşim alanlarında durum net değil; yani Esad'ın askerleri mi, Araplar'dan oluşan Özgür Suriye Ordusu mu, yoksa PKK, Barzani ve PYD'den ibaret silahlı Kürtler mi duruma egemen bilinmiyor. 
Hepsi "Duruma hâkimiz" mesajı verme yarışında, o kadar...
Bölgede hakim olan sadece masum insanların kan ve gözyaşı... 
*
İmralı'daki caniyi vaktiyle assaydık bugün durum farklı olurdu...
Başka bir Kürt, Öcalan gibi efsaneleşmeyeceği için etkili olamazdı...
DSP, ANAP ve MHP ortaklığını, idam cezasını uygulama becerisi gösteremedikleri için üzülerek söyleyim, affetmiyorum...
Küresel emperyal güce ayak uydurmasalardı idam cezası yerine getirilirdi...
Peş peşe alınan kararlarla bekleyen infazlar da ertelendi; İmralı'daki caninin özel bir yasayla canı bağışlandı. 
Hukukta, kişiye özel yasa yapılmaz anlayışı vardır; demek ki bizim hukuk anlayışımızda o da yokmuş...
*
Geldik bugünkü iktidar dönemine...
AKP, AB sevdasından önce aldığı talimat doğrultusunda karar vererek 2006 yılında idam cezasını kaldırdı.
Erdoğan ve arkadaşlarının iktidara gelmesini sağlayan en etkili faktör, koalisyon hükümetinin caniyi asma becerisi gösterememesi oldu...
Halk, AKP'nin caniyi asacağını zannederek oy verdi...
Heyhaaaat...
Beterini yaptılar, idam cezasını insanlık anlayışıyla bağdaşmıyor diyerek hukukumuzdan tamamen sildiler...
Sonuç?
Gördüğünüz gibi...
Durumu anlatmak için ilave edilecek tek kelime bulamıyorum!
*
İktidar kimin elinde olursa olsun eğer, özüne dönük kararlar vermekte muktedir değilse, başında olduğu ülke de bizimkinden farklı olmaz!
Bugün, burnumuzun dibinde milli birlik ve beraberliğimizi ve dahi toprak bütünlüğümüzü tehdit eden siyasal ve askeri gelişmeler yaşanıyor. Coğrafyamızdaki diktatörlerin varlıkları birer birer sona eriyor; Esad'ın da sonu yaklaştı. Bölgedeki yeni gelişmeleri dikkatli izlemeliyiz ki bu yok oluşun, şimdiden tahmin edemediğimiz sonuçları bize ne bulaşsın, ne huzurumuzu bozacak şekil alsın...
Bulunduğumuz coğrafyadaki popülasyonlarla ilişkilerimiz taa Özal döneminde bozuldu. Bugün de o bozuk yapı sürdürülüyor. Arabın Arapla savaştığı bu süreci çok tehlikeli bulanlardanım. Türkiye olarak gelişmelere, kabadayılık içeren bir anlayışla değil, akılcılık içeren bir anlayışla yaklaşmalıyız!
Zaten Atatürk'ün, "Yurtta sulh, cihanda sulh" diye ortaya koyduğu dış politika anlayışımız da bunu gerektiriyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.