Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

DEMOKRATİK TEK YOL UZLAŞI

BİR yazımda yeni anayasanın parlamentodan kaç oyla çıkacağını hatırlayamadığımı söylemiştim..
    O yazımı, konuğu olduğum bir arkadaşımın ofisindeki bilgisayarda yazdım..

    Dolayısıyla anayasa kitapçığı yanımda değildi, o nedenle açıp bakamadım..
    Eve döndüğümde inceledim..
    Anayasanın "Son Hükümler" bölümünde yer alan 175'inci madde şöyle diyor:
    -..Değiştirme teklifinin kabulü, Meclis'in üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür..
    Burada ifade edilen değiştirme işlemi, bir ya da çok maddenin değiştirilmesini kapsadığı kadar toptan değiştirmeyi de işaret ediyor ve kapsıyor.
    Kısacası, bugünkü anayasanın yerine yeni bir anayasa yapılırsa, oylaması da aynı maddeye göre yapılacak..
    Bu yargıya nasıl vardığımı da söyleyim; 175'inci maddeden başka bir maddede yeni bir anayasanın nasıl oylanacağı ve kaç oyla çıkması gerektiği hükmü konulmamış; tek hüküm 175'inci maddede..
    *
    Şayet AKP ile BDP -yemin eder de- uzlaşırlarsa hazırlanacak anayasanın parlamentodan geçmesi mümkün..
    Tabii seçildikleri halde serbest bırakılmayan CHP, MHP ve şimdilik bağımsız milletvekilleri de yargı kararıyla Meclis'e girerek yasama görevine başlarsa..
    O zaman yeni anayasa için uzlaşan AKP-BDP bloku 362 ye ulaşıyor, bu da üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunu oluşturur..
     *
     Görüleceği gibi AKP, anayasa hazırlığı konusunda epey zorlanacak..   
      Hatırlayacaksınız, iktidar partisi yeni anayasa sözü vermişti; bakalım bu sözünü nasıl ve kimlerle yerine getirecek..
     *
     Ancaaaak..
     İktidarın BDP'yi göz ardı ederek yola çıkması zor, yanına alarak da öyle..
     En akla yatan, geniş bir uzlaşı tabanı yaratması..
     Bu, parlamento içinde de olur, daha kapsamlı olarak parlamento dışında da..
     AKP böyle bir oluşumdan kaçınırsa tarihi hata yapmış olur ki, bedelini siyasal hayatıyla öder!
     Gelişmeleri bekleyelim diyorum..
 
     DURUM VAHİM Mİ?
     -----------------------------
    PROF. Dr. Mehmet Haberal ve gazeteci Mustafa Balbay'dan sonra MHP'den seçilen İstanbul milletvekili Emekli Korgeneral Engin Alan da salıverilmedi..
    Üçü hakkında verilen kararın gerekçesi aynı..
    Kaçabilirler, delilleri karartabilirler..
    Akla hiç yatmayan bir gerekçe..
    *
    Hukukçular tartışadursun biz, oluşan kaotik durumu MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin nasıl yorumladığına bakalım..
    Peşinen söyleyelim; Bahçeli'nin değerlendirmesi, demokrasi, özgürlükler, hak ve hukuk ilkelerine sımsıkı bağlı çok ama çok büyük bir yurttaş kitlesinin de düşüncesidir ve bu kitlede yer alan insanların değişik siyasal eğilimleri olsa da ortak noktaları bu değerlerdir.. 
    Gelelim Bahçeli'nin sözlerine; diyor ki:
    -AKP iktidarının vesayeti altında siyasallaşan güdümlü yargının hazin bir örneği olan bu kararlarla, egemenliğin yegâne kaynağı olan milli iradeye, demokrasiye ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne meydan okunmuştur..    
    Yanlış mı? 
    Sonra da tabloyu gözlerimizin önüne seriyor:     
     -Türkiye, milli iradeyi hiçe sayan, tanımadığını ilân eden hukuk dışı bir yargı müdahalesiyle karşı karşıyadır. Adalete olan güven duygusu çok ağır yara almıştır. Milli irade gaspı olan bu kararlarla yargı krizi, demokrasi krizine ve siyasi krize dönüşmüştür. Bu vahim durum karşısında Sayın Cumhurbaşkanı' nın, Başbakan ve AKP yöneticilerinin sessiz, suskun ve tepkisiz kalmaları, ileri demokrasi anlayışlarının ne olduğunun hazin bir göstergesidir. Bugün yaşanan krizin hukuki süreçler içinde aşılamaması halinde siyaset kurumu bu duruma müdahale etmek zorundadır. Bunun için yapılması gereken, mahkemelerin keyfi yorum ve tasarruflarının önüne geçmek için gerekli yasal düzenlemelerin TBMM'nin öncelikli konusu olarak bir an önce hayata geçirilmesidir. Burada en büyük görev ve sorumluluk Meclis çoğunluğu nedeniyle Başbakan'a ve AKP'ye düşmektedir. Başbakan'ı bu konuda sorumlu davranmaya ve gerekli girişimleri başlatmaya davet ediyorum. 
    Yoksa siz, ortaya çıkan bu tabloya bakarak "Durum vahim" diyenlere katılmıyor musunuz!
    *
    Duruma çözümü bulma görevi, akl-ı selim sahibi siyasetçilerle sağduyu sahibi hukuk adamlarına aittir..    
    Herkes, yargının bağımsız ve yansız olduğunu görmek ve yaşamak istiyor..
    Buradan verebileceğim mesaj şimdilik bu kadar..
    Yetmez mi!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.