Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Çok güldüm çok...


   "AB süreci yaşanmamış olsaydı, demokratikleşmemiz söz konusu olamazdı..."
   Lâf-ı güzâf...
   Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'a ait...
   Bu yanlış ifade onun ağzından yuvarlanıp gündeme oturdu; orada da oturduğunla kalmadı, ekranlara çıkarılan iktidar yandaşı kuklaların dilinde yer buldu ama beyinlerine idman veremedi...
   Bu lâf-ı güzafı duyan da, dolu dolu AB süreci yaşadığımızı sanacak...
   11 yıldan bu yana milim yürümeyen sürecin neredeyse hayatımızdan tamamen silinip gideceği günlere durup dururken gelmiş değiliz ki...
   Yanlış dış politika izleyerek rencide ettiğimiz için bize olan güvenini yitiren AB, bir tek müzakere başlığı açtı mı?
   Siz AB olsaydınız, hedef haline getirilmenize aldırmadan Başmüzakereci (!) Egemen Bağış ile müzakere masasına oturur muydunuz!
    Beşir Atalay'ın vereceği yanıtı merak ediyorum...
    Basma kalıp konuşmak kolay...
    * * *
   ESKİŞEHİR Valisi de birçok vali gibi kendisini iktidarın valisi gibi görüyor. Oysa valiler devletin valisidir. Valilik devletin önemli mekanizmalarındandır. Valilerin görevleri de bu gerçeğin kapsamı içindedir.
   Hiçbir vali, görevi sırasında iktidar adına hareket edemez; zira hepsinin hareket alanı, devlet denilen toplumu yaşatan erkin sınırları içindedir...
   Aksi olursa ne olur?
   O vali de Eskişehir Valisi gibi olur...
   Başbakan Erdoğan da Eskişehir Valisi için söylediği "O vali iyi arkadaşımızdır" lâfını, mecburen bu vali için de tekrarlar.
   Başbakan'ın, devlete ve ondan aldığı yetkiyle halka hizmet vermek yerine iktidara hizmet eden valilere hayranlığı yeni değil değerli okurlar; bu hayranlık 11 yıldan beri sürüp geliyor...
   Şu sıradan örnek bile, iktidara ait demokratik anlayıştaki çarpıklığın kanıtı kabul edilmelidir.
   Demokrasilerde valiler hiç duracakları yeri şaşırır mı?
   Baskıcı bir siyasal irade egemense, demokrasi özümsenmemişse, demokratik ülke kavramı yerleşmemişse valiler, statükoculuğa pes ederler ve elbet de duracakları yeri de şaşırırlar. 
   Üstelik kimse çakmasın diye de o tavrı natürel göstermek için, ellerinden geleni artlarına koymazlar...
   Ardından gelsin Başbakan'dan övgü:
   -O vali iyi arkadaşımızdır...
   Zannedersiniz ki halkımız, Başbakan'a ve iktidara "İyi arkadaş" olacak vali arıyor...
   Değil...
   Halkımız sadece, iyi vali olacak idareci arıyor, öylelerinin göreve gelmesini bekliyor!
   Peki Eskişehir Valisi ne yaptı da gündeme oturdu...
   Daha ne yapacak; gazeteciyi tehdit etti, ona yeni mekân olarak toprağın altını gösterdi...
   Ne demek istedi acaba!?
   İktidar, işte bu kafadaki tiplerle ayakta durmaya çalışıyor değerli okurlar...
   "Benim valim" haaa...
   Al, işte senin valin!
   * * *
   HEP yazdım...
   Tekrarlamaktan da bıkmadım...
   Hükûmet, şu ateşli ve kesici silahlar konusunu bir çözüme kavuşturmalı...
   Herkesin belinde tabanca; herkesin elinde bıçak...
   İkisini de bulamayanlar var...
   Onlar için de döner bıçağıyla pala ne güne duruyor; kapan sokakta...
   Daha dün, bir cenazeye sahip çıkan terör örgütü yanlısı militanlar ellerinde otomatik silahlar olduğu halde gövde gösterisi yaptı...
   Otomatik dediğim silahlar, dağdaki eşkıyanın kısaca "Kaleş" dediği kalaşnikoflar...
   Ülkenin neresine giderseniz gidiniz, benzer bir tabloyla karşılaşırsınız... 
   Önceki gün bir yetim kızımız, çalıştığı dördüncü kattaki iş yerinde dışarıdan sıkılan bir ateşli silahın mermisiyle vurularak hayatını kaybetti...
   Emine Demirel adındaki kızımız magandaların son kurbanı...
   Ona gelene kadar düğünlerde, eğlencelerde, sokaklarda, evlerde, iş yerlerinde serseri mermilerle hayatını kaybeden binlerce insanımız oldu; birinin bile hesabını veren çıkmadı!
   Türkiye'yi silâh cenneti haline getiren Turgut Özal mı...
   Evet o...
   Ne acı ki onu, icraatlarından dolayı öven ve örnek alan da Tayyip Erdoğan...
   Bu iktidardan silah yasasında değişiklik yapmayı beklemek o nedenle beyhudedir...
   Yasaya dokunmayanlar herhalde "Ölen ölür, kalan sağlar yaşar" gibi "Gag Guk" luk bir mantıkla konuya değinmemeye özen gösteriyorlar...
   İnşâllah bunu da ileri demokrasi paketinin koşullarından biri saymıyorlardır... 
   Şimdiiii...
   Yapılacak ilk iş, yasayı değiştirmek ve silahları toplayıp devlete zimmetlemek olmalı...
   Ardından ruhsatlar iptal edilmeli...
   Silah taşıyacak olanları yeniden saptamalıyız ve sadece onlara ruhsat vermeliyiz...
   Kaçak ve ruhsatsız silah taşımanın ve vukuat yapmanın cezalarını iyice yükseltmeliyiz...
   Hukukçular, daha nelerin yapılması gerektiğini saptayabilir...
   Herhalde Erdoğan, ülkenin her tarafında insanların silahlanmasını da ileri demokrasinin gereği gibi görmüyordur!
   * * *
   PAKET açıklandıktan sonra yandaş ve yalaka tiplerden biri Başbakan'a nasıl övgüler düzdü hatırlayın bakalım...
   O ağız muhalefete, "Şükredin ki başımızda Başbakan Erdoğan var" diyerek seslendi ve bu lâf da "O olmasaydı yaşamakta olduğumuz demokratikleşmeatırlayın hayata geçmezdi" gibi, anlamı komik bir mesaj şeklini aldı...
   Çok güldüm çok...
   Faşizme şimdi de narsizmi eklediler...
   Beni en çok da Q, W ve X harflerinin kullanım serbestisi kahkahaya boğdu...
   Bu harfler 29 harften ibaret abecemizde yok ama üçünü de dilimize giren yabancı sözcükler yüzünden çok uzun süreden beri kullanıyoruz. Bence bu açıklamayla iktidar, dil ve abece konusunda çok daha farklı beklentileri olan Kürt kökenli yurttaşlarla dalga geçmiş... 
   Malı kapı aralığından gösterip de vermeyen tüccar vardır ya, onun gibi; paketin mimarı, kapı aralığında sıraladığı konuların birini bile doğru dürüst ve ayrıntılı ifade ederek açıklamış değil.
   Yasa değişikliğinden uygulamaya kadar olan safha, bireylerin anlayışına ve insafına bırakılmış. 
   Yönlendirme yok, yaptırım yok, laf salatası...
   Değişik grupların sorunları görmezden gelinmiş...
   Özgürlüklelerin geliştirilmesi perdelenmiş...
   Basının, memurun, işçinin, emeklinin, öğretmenin, hekimin, yargıcın, tüccarın, esnafın insanî onlarca talebi yine halının altına süpürülmüş...
   Eski hamam, eski tas...
   Kurna da eski, zurna da...
   Statükoya gelince, değişmiş değil; vesayet biçimi de öyle; ha dün, ha bugün!
   Değişen sadece saltanat; o daha ileri taşınmış!
   Sonuç...
   Vebalini düşünmeyen ve eli varan, bu iktidara oy verir...
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.