Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Bu yol kutsal, bu yol çetin

UZAKTAYIM; taa İstanbul'dan buralarda ne olup bittiğini gözlemlemek kolay mı...
    İçimden hayat şartlarına kızmak gelmiyor değil; hemen "Hız yapma arkadaş" diyerek frene basıyor, hız kesiyor ve kabaran damarımı yatıştırmaya çalışıyorum.

    O arada göreceksiniz beni; rakibini kafa kolla bastırıp sırtını yere vuran pehlivan gibi terliyorum ama az sonra da bir rahatlıyorum ki sormayın...
    Ne sinir kalıyor, ne minir...
    Kızgınlığım da gidiyor, mızgınlığım da...
    İşte o andan itibaren, bu kentte nelerin olup bittiğini öğrenmek için harekete geçiyorum. Ya arkadaşlarımdan bilgi alıyorum, ya yerel gazetelerle internet sitelerinden...
    Birinci tercihim ise elbet de bizim site...
    *
    Behçet Başkan'ın MHP İl Başkanlığı'ndan istifasını şaşkınlıkla karşıladım. Ayrılma gerekçesi ne ola... Yoruldu mu, gücendi mi, kızdı mı; ne oldu da, ülkenin kritik bir süreçten geçtiğini dikkate almadan bu kararı verdi. 
   Geçenlerde umutsuz ülküdaşlarımdan aldığım bir elektronik postayı cevaplarken rahmetli Başbuğ'un, kaldığı Mevki Hastanesi'nde ziyaret ettiğimde bana söylediği şu sözler aklıma geldi:
    -Davamız büyük, davamız kutsal, yolumuz çetin; yılmadan, yorulmadan yürümeye devam etmeliyiz; benim burada olmam milli davayı kesintiye uğratmamalı. Çünkü dava milletimin var olma davasıdır. Galip'e de söyledim, arkadaşlara bu söylediklerimi aynen nakledin" 
    Başbuğ'un Galip dediği, rahmetli yazar Galip Erdem'di... 
    Emri yerine getirdik; Başbuğ'un söylediklerini dilimiz döndüğünce herkese naklettik, anlattık, yazdık, çizdik; anlayacağınız görevi yerine getirdik...
    Rahmetli Türkeş Bey, hastanede kaldığı bölümün küçük mutfağında ziyaretçi kabul edebiliyordu. O anı bugün gibi hatırlıyorum; söylediklerini ezberime almak için nasıl beynimi zorlamıştım Allah biliyor...    
    *
    Behçet Başkan'ın yerine MHP Genel Merkezi'nden atama yapılmış. Yeni Başkan Oğuzhan Demir ile ekibine"Hayırlı olsun" diyor başarılar diliyorum. 
    Bir okur, bu konudaki haberin altına Serdengeçti imzasıyla not düşmeseydi yazımın konusu bu olmayacaktı. Ama arkadaşımız iki uzun cümleyle yeni kadroyu suçlayınca beni de yazmaya mecbur bıraktı. 
    O iki cümleden çıkardığım anlam, hiç de iç açıcı değil; galiba MHP'yi hemen her yerde sarsan, sorumsuz kimselerin bu tür iddiaları...
    Hezeyanlar etkili oluyor maalesef; deyyusların düzenlediği kasetler seçime giderken değerli insanlarımızı siyasetten koparmadı mı?
    Bu tür hezeyan dolu söylemlerin de o düzmece kasetlerden ne farkı var.
    Bir partili, otokritik -öz eleştiri- yapacaksa yani partisini ve arkadaşlarını tenkit ederek uyaracaksa bunu yayın organlarına taşıyarak yapmamalı, parti içinde yapmalı. MHP'li olduğunu hissettiren Serdengeçti namındaki kişiye bu ifadeleri ve uyguladığı çirkin metodu yakıştıramadım...
    Şu idrak içinde olmalıyız:
    -Bu ülke, AKP'nin eline düştüğünden beri rahat huzur yüzü görmedi. Bundan sonra da görmesi söz konusu değil. Ülkenin ekseni kaydı, bölünme süreci, kurtuluş gibi algılanmaya başlandı. Yapılması gereken tek şey var, o da milli birliğin ve beraberliğin bozulmasına izin vermemek, kırıcılıktan ve suçlamalardan uzak durmak, yapıcı olmak, el ele vermek...
    Serdengeçti'den bu anlayışı ve eleştirisini sütunlara taşımasını beklerdim...
    *
    Rahmetli Osman Yüksel'de Serdengeçti mahlasını kullanırdı, sonra bunu soyadı olarak aldı...
    Osman ağabey Akseki'liydi, ben de İbradılıyım; kapı komşuyduk yani...
    Ülkü birlikteliğinden başka aramızda hemşehrilik de vardı. Ona bir süre Yeni İstanbul gazetesinde daha sonra da Zafer ve bilahare Ortadoğu gazetelerinde köşe açtım, oralarda yazdı. Kalemi acımasızdı ama kritik dönemlerde özüne dönük sataşmalar yapmaz, yapana da çok kızardı.
    Osman Ağabey de rahmetli Başbuğ ile birlikte tabutluk tabir edilen hücrede kalmış, aynı havayı solumuş dava adamlarımızdan biridir. Yani, 3 Mayıs 1944 olaylarında tek parti iktidarının hışmına uğrayanlardan.     
    AP'den seçilip Meclis'e girdiğinde "Senin ne işin var orada Osman ağabey, MHP'ye gel" demiştik; rahmetli de MHP'deki disiplini kastederek "Ben askerliğimi yaptım, yeniden yapamam" cevabı vermiş fakat hiçbir zaman, partiyi ve mensuplarını eleştirmemişti. Parkinson hastalığına yakalanmıştı, aktif siyasetten elini ayağını çekmişti ama ömrünün sonuna kadar milliyetçi ülkücü olarak yaşadı. Allah'ın rahmeti onun da üzerine olsun...
    Durup dururken MHP'nin yeni il yöneticilerini eleştiren ve Serdengeçti imzasını kullanan sitenin okuru sayesinde, dava arkadaşımız Osman Yüksel Serdengeçti'yi andık, Başbuğ'umuzun ve ebediyete uğurladığımız bütün milliyetçi ülkücü kardeşlerimizin ruhlarına fatihalar okuduk. Mekânları cennet olsun.
    Ağır eleştiri yaparak bizi, bunları yazma mecburiyetinde bırakan Serdengeçti nam kişiden de Allah razı olsun! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.