Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Bozarsa kim bozar!

GAZETELERİN haberine bakılırsa MİT- İmralı ile anlaşmış, PKK'nın gece geri çekilmesi kararına varılmış...
Gerekçe de şu:
-Böylece teröristler askerle karşılaşmamış olur...
Bu önerinin kime ait olduğu yazılmamış; öneren MİT temsilcisi mi, yoksa müebbete mahkûm cani mi bilinmiyor...
Gaflete bakın...
Askeri, gündüz görev yapan, gece de sırtüstü yatıp uyuyan başka mesleklere mensup olanlarla karıştırıyorlar...
* * *
TSK, gece gündüz, yaz kış demeden, doğa koşulları ne olursa olsun daima görevdedir...
Asker, siyaset erbabı gibi mi...
Değil; onun sırt üstü yatma lüksü yok...
Tembellik, vurdumduymazlık, adamsendecilik, kıyakçılık filan gibi toplumu insanlıktan çıkaran yapısal hastalıklara da yakalanmış değil...
Dolayısyla terörist güruh, günün hangi saatinde Türkiye yi terk edecekse TSK'nın kontrolü altında terkedecek...
Askerin varlığı, siyasal iradenin pazarlık sonucu sağladığı duraksama sürecine gölge düşürmez. Antidemokratik filan da değildir. Başbakan da söyledi; asker emir almadan bir takım tasarruflarda bulunmaz...
Daha ne!
* * *
Kandil deki yılan da, durup dururken bazı taleplerde bulunarak süreci kesintiye uğratmak istediğini gösterdi.
Bir heyet gönderip İmralı daki elebaşıyla görüşme talebinde bulundu. Bunu da doğal bir hak saydığını söyledi...
BDP'liler, kontra çıkışları "Barış" (!) sürecini engelleme girişimi sayadursun asıl engel Kandil'den başını gösterdi, geliyor. Kandil daha başka taleplerde bulunursa kimse şaşırmasın.
Çekilmek, Kandil'in işine gelmez. Terörle beslenen Kandil, duraksama sağlandığında ne yapacak, hangi kanla beslenecek?
Başta Karayılan olmak üzere, masum insanları terörist yaparak geçinen doğuştan cani tipler köşelerine mi çekilecek, emekli mi olacaklar?
Aklım kesmiyor!
O nedenle bu süreci bozarsa Kandil bozar; bir de bakmışız ki Kandil, ne İmralı'yı ipliyor, ne pazarlığa yatan ve İmralı ile kol kola giren siyasal iradeyi...
Başına buyruk, bildiğini okuyor...
Bence terörü diriltecek asıl tehlike işte burada!
* * *
Dikkat ettiyseniz Kandil'e giden BDP'liler oradan aldıkları mesajı kamuoyuyla paylaşmadılar, İmralı'ya taşıdılar. "Açıklama yapılacaksa İmralı yapsın" dediler...
İmralı'daki cani de hemen açıklama yaptı ve süreci yönlendirdiğini gösterdi. Siyasal irade şimdi istediği kadar "Süreç kontrolumuz altında" desin dursun bakalım...
Bu arada, elebaşının şu ana kadar Kandil'den gelen mektupların içeriğini kimseyle paylaşmadığını da söyleyim. Sanıyorum, PKK çok başlı örgüt konumuna gelmiş durumda; dağdakiler bağdakileri dikkate almıyor gibi.
Duraksama süreci bu nedenle tehlikede diyorum!
İkinci önemli husus ise bu durumda siyasal iradenin, yaşadığı çaresizliği nereye kadar kabul edeceği; ciddi ve etkili tavrı ne olacak asıl onu beklemek lâzım!
 
Herifin hevesine bakın
 
KANDİL'den inecek, Ankara'ya gelecek, Meclis'e girerek Kürt halkının siyasal haklarını savunmak için siyaset yapacak...
Dağdaki elebaşı bunu hayal ediyor...
Caninin bu hevesi, önceki gün yabancı basında yayınlanmış, bizim basın da oradan almış...
BDP, PKK ve KCK ile kol kola girerek "Barış" (!) süreci başlatan siyasal irade neye sebebiyet verdiğini, bu gidişle daha nelere sebebiyet vereceğini görmüştür inşâllah!
İktidar, 40 binden fazla insanımızı hayattan koparan bir terör çetesine, açılımları peş peşe dizerek meşruiyet kazandırmaya çalışıyor. Oysa bu tarz siyaset, ülkeye ne ileri demokrasiyi, ne geniş özgürlükleri, ne kardeşliği, ne huzuru getirebilir...
Ne de barışı marışı...
Âkil adamlar, siyasal iradeye asıl bunu anlatsın! 
* * *
Memlekette bu 63 âkil insandan başka "Âkil adam" yok muydu?
Başbakan söyledi; varmış, mesela Fatih Terim...
Peki neden ekiplerden birine Fatih Hoca'yı yerleştirmemişler?
Çünkü işleri çokmuş, yoğun bir yaşantısı varmış...
Bu gerekçeden bir şey anladınız mı...
Ben, "Âkil adam" diye kucaklananları, işsiz güçsüz ve de yoğun bir yaşantısı olmayan insanlar olarak algıladım...
Yanlış mı!?
* * *
"Barış (!) sürecine halkın gönülden katılımını perçinlemek için 63 kişiye ihtiyaç var mıydı" sorusuna yanıt vermek de o kadar kolay değil...
Siyasal iradeye arka çıkan "Evet vardı" diyemez; zira derse iktidarın zaaf içinde olduğunu ikrar etmiş sayılır.... 
Ayrıca AKP'nin, halkın desteğini yitirme sürecine girdiği anlaşılır... 
Bir de Başbakan Erdoğan'ın, İmralı ve yandaşlarıyla kurduğu ilişkinin tasvip görmediği ortaya çıkar...
Bu üçü de vahim sonuçlardır...
Onun için, ortaya çıkan vahametin üstü, âkilân ordusu kurarak (!) peşin peşin örtülmek istenmiştir!
* * *
Bütün bu gayretlere rağmen, İmralı ve Kandil yön değiştirir de "Barış" (!) süreci suya düşerse bu 63 âkilândan, ikna etmeye çalıştıkları halk hesap sormaz mı?
Elbet de sorar...
Sadece onlardan değil, siyasal iradeden de sorar...
Demokrasi, hepimize bu olanağı sağlıyor; sandığa gittiğimizde alayını sorgulama hakkımız da doğar!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.