Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Böcekçiler bulunmalı

BAŞBAKAN'ın ofisindeki seyyar prize böcek saklayıp Tayyip Bey'i dinlemeye ve görüntülemeye kalkanlar bulunacak mı?
   Yoksa bu olay da, Uludere katliamı ve benzeri olaylar gibi faili meçhuller sınıfına mı girecek!
   Hemen her gün konuşan, düşüncelerini, öfkelerini, temaslarını, kararlarını alenen açıklayan bir başbakanı dinlemeye ve görüntülemeye kalkanların "yerli malı" tipler olduğunu sanmıyorum...
   İnsan, hafta yedi gün sekiz ekranlara gelen, gazete sütunlarına giren başbakanın düşünce, karar, öfke ve temaslarından başka neyini merak eder kuzum...
   Başbakanımız deşifre edilmesi gerekecek kadar kapalı kutu değil ki.
   Aklına geleni yapan, ağzına geleni söyleyen, önüne çıkanı kucaklayan, rastladığı muhalife giydiren birinin, içini dışını olsa olsa yabancılar merak eder...
   O nedenle bu böcek işini ciddiye almak ve yapanların cinsini cibilliyetini mutlaka saptamak lazım.
   *
   Meseleyi çözemezsek "Böcekçiler" daha da azar, bu defa Cumhurbaşkanımızın, Meclis Başkanımızın, Genelkurmay Başkanımızın, Muhalefet liderlerinin, bakanlarımızın, hatta yasama görevinde sivrilmiş vekillerin de ev ya da ofislerine böcek yerleştirirler.
   O zaman buyrun cenaze namazına!
   *
   Böcek yerleştirme işi yabancı istihbarat örgütlerinin işi olabilir mi?
   Muhtemelen olabilir...
   İzlediğimiz dış politika, karşımıza almadığımız komşu bıraktı mı...
   Sadece komşularımızı değil, az ötedeki İsrail'i de düşman diye belledik.
   Ayrıca bizden tırsan birçok ülke var; onlardan birine mensup deyyuslar kendi adlarına, belki de taşeronluğa soyunup başka bir ülke adına bu işi üstlenmiş olabilir...
   Bu tür olaylarda her olasılığı dikkate almak lâzım.
   *
   Devletimiz ve Hükümet'imiz nedense bazı olayları aydınlatma becerisini gösteremiyor...
   Yanlış yol mu izliyorlar, yoksa yeterince araştırma mı yapmıyorlar, bilemiyorum...
   Mesela, Uludere katiamına ilişkin hâlâ bir sonuç elde edilemedi.
   O katliam bir kaza mıydı, bir yanlışlık mıydı, bir kasıt mıydı, 34yurttaşın ölümüne neyin yol açtığı bir türlü açıklanamadı...
   Böcek yerleştirme konusu da Uludere gibi öylece kala kalmaz; böcekçiler bulunur inşâllah!
   Halk, devletin ve Hükümet'in bu tür olayların faillerini bulup çıkarma gücünü görmek istiyor!
 
   Göktürk-2 ve dış politikamız
   ---------------------------------
 
   BİLİYORSUNUZ, ODTÜ'nün karışmasına ve Başbakan Erdoğan'ın hayli sinirlenmesine, Göktürk-2 uydumuzun fırlatılması neden oldu...
   Uzaya gönderildiği sırada o tören, ODTÜ'de yapılmasaydı da başka bir mekânda yapılsaydı herhalde ne öğrenciler AKP aleyhinde tepki koyardı, ne de polis orantısız güç kullanmak durumunda kalırdı...
   Peki, tören başka bir yerde yapılamaz mıydı?
   Yapılabilirdi; zaten uydu, ülkemizden değil Çin'den uzaya gönderildi. TÜBİTAK, dediğim gibi bir başka mekânı tören alanı olarak seçebilirdi...
   Şimdi anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanımızı törene davet etmeyen bir anlayıştan bu dikkati ve hassasiyeti beklemek abesle iştigal olurmuş...
   *
   Erdoğan, Göktürk-2 uydumuzla övünen bir konuşma yaptı ve iki ülkeye göndermede bulundu.
   Her iki ülkeye de "Sizi artık uzaydan da izliyoruz" mesajı verdi.
   Bu ülkelerden biri İsrail idi, diğeri Güney Kıbrıs Rum Cumuriyeti...
   Göktürk-1 uydumuzun yapamadığını Göktürk-2 uydumuzun yapacağını da Başbakan'ın bu övünmesiyle anlamış olduk...
   Bu iki ülkenin nesini uzaydan izleyeceğimize ise aklımız ermedi...
   Yalnız daha önemlisi, Erdoğan'ın bir tür casusluk sayılacak bu izlemeye aleniyet kazandırması.   Türkiye başka ülkeleri böyle izleyeceğini duyurarak övünme küçüklüğüne düşmemeliydi. Sonuçta elâlem de bizi izlemeye yönelebilir, bunu da hesaba katmak lâzım.
   Herifler de ya herru, ya merru derse...
   *
   Yanlış dış politikalar izleyen ülkelerin dostu az olur; galiba biz oraya doğru sürükleniyoruz.
   Geleneksel dış politikamızdan koptuk; artık onu hariciyeciler yani diplomatlar değil, ülkenin eksenini değiştirmeye şartlanmış Başbakan ile Dışişleri Bakanı belirliyor...
   Bu lâfımıza inanmayan, hariciyecilere sorsun; bakalım onlar ne diyecek!
   Türkiye, siyasal iktidara mensup siyasetçilerin saptamalarının aksine, giderek yalnızlığa doğru itiliyor. İşte Arap Dünyası; Vehhabi Suudi Arabistan ve yozlaşmış emirliklerden ve Filistinli Meşal'den başka Türkiye'ye dost Arap ülkesi kaldı mı? Üç buçuk Arap ülkesinin beğendiği lider olmakla insan keşke İslâm Dünyası'nın alkışladığı lider durumuna gelebilse...
   Mezhepler ayrılığını da körüklediğimizi dikkatlerden uzak tutmayalım; bu, çok tehlikeli bir yol; o yüzden dostumuz kalmadı gibi bir şey...
   Mezhp ayrımcılığını ön plana çıkarmakla içeride ve dışarıda neler kaybettiğimizi ve İslam Dünyası'na nasıl bir bölünme süreci yaşattığımızı da artık görmeliyiz
 
   Ak gençlikle bölmek
   ------------------------
 
   ÜZÜLEREK yazıyorum; Erdoğan şimdi de farkında olmadan gençleri birbirinden koparacak ve uzaklaştıracak laflar ediyor.
   Ak Genç diye adlandırdığı partisine mensup gençleri öven, ülkenin selâmetini onların varlığına bağlayan, bu kategoride yer almayan gençleri ise zımnen hasım gibi gösteren Tayyip Bey, inşâllah böyle yanlış ifadeler kullanmaktan vazgeçer...
   Türk Gençliği'nin, AKP'yi ve Erdoğan'ı neden kabullenmediği herhalde daha iyi anlaşılıyor...
   Gençlik, kendilerini bölmeye kalkanlarla aynı çizgide olabilir mi?
   Onları kabullenebilir mi?
   Aziz Atatürk, Türk Gençliği'ne hitabesinde çok güzel ifadeler kullanarak ayrıştırıcı değil birleştirici yapısını ortaya koymuştur...
   Gönül, Tayyip Bey'in de birleştirici bir ifade tarzıyla gençlere seslenmesini isterdi.
   Haksızlık yapacak değilim; bazılarının "Erdoğan, inadına böyle konuştu" iddiasına katılmıyorum. Zira kimse, bir ülkeyi inada dayalı anlayışla yönetmeye kalkışmaz.
Erdoğan'ın da inada müstenit konuştuğunu sanmıyorum. Ancak yakın siyasal tarihimize bakınca bazılarının on yıldan bu yana inada dayalı siyaset izlediğini ve konuşmalar yaptığını da görüyorum...
   Allah onları da ıslah etsin!
   2013 yılının aziz milletimize ve insanlığa, huzur, güven ve refah getirmesini niyaz ediyorum

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.