Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Bir batında üçüz doğurmak

YEREL seçim kapıda...
AKP ile MHP'nin 27 Ekim 2013 tarihi üzerinde anlaştıkları açıklandı...
CHP'de, o tarihe itiraz etmeyerek onay vermiş oldu...
İktidar partisiyle muhalefet partisini yerel seçim tarihinde uzlaştıran iki partinin Grup Başkanvekilleri; MHP'den Oktay Vural ile AKP'den Nurettin Canikli...
"Seçim" söz konusu oldu mu nasıl da el ele veriyorlar görün...
"Dokunulmazlıkları kökünden kaldırın" dediğinizde ise farklı konumda oldukları için bu sesi biri duyuyor öteki duymazdan geliyor ve çil yavrusu gibi dağılıp kaçıyor...
Oysa dokunulmazlık kurumu, sadece kürsüye inhisar ettirilseydi BDP bugünkü azgınlıkları yapamayacaktı. Şimdi eli kanlı teröristle kucaklaşıyor, öpüşüyor; bölücü çeteye her türlü desteği veriyorlar. Bunlarla yetinmedikleri ve lojistik yardım yapmadıkları ne malûm...
Demek ki parlamento dışında da kullanılan dokunulmazlık, demokrasiyi yaralayan mermi olmaktan başka bir işe yaramıyor...
*
AKP iktidarında çok sayıda şaibeli siyasetçi olmasaydı dokunulmazlık -kürsü hariç- her alanda kaldırılırdı. Tayyip Bey başta olmak üzere birçok AKP'li de BDP'liler gibi dokunulur hale geleceğinden yargılanırdı...
Bunu bilen iktidar partisinin, dokunulmazlığa sığınması doğal değil mi!?
Eskaza aksine bir adım atılsa, AKP'de nasıl bir travmanın yaşanacağını düşünün!
*
AKP'liler önce 3 Kasım tarihini teklif etmiş; MHP buna karşı çıkmış ve kış şartlarını bahane etmiş...Oysa 2002 seçimi öncesi böyle bir bahaneyi gündeme taşımamışlardı...
İlginç geldi bana...
3 Kasım, Devlet Bey'in üçlü koalisyondan saf dışı bırakılacağı korkusuyla dayattığı, yani emr-i vaki sonucu saptadığı genel seçim tarihidir. Hatırlayacaksınız, o seçimde MHP 129 kişilik parlamento grubunu kaybettiği gibi barajı da aşamamıştı...
Keza DYP ve ANAP da parlamentoya girememişti...
AKP'yi iktidara taşıyan tarih olarak kabul edilen 3 Kasım'ı MHP'nin yerel seçim tarihi olarak kabul etmesi bu nedenle söz konusu olamazdı. 
AKP, MHP'nin 3 Kasım tarihine karşı çıkışını doğal karşıladı ve 27 Ekim'i teklif etti; bu tarih kabul de gördü...İktidarın iki gün sonra yaşanacak Cumhuriyet Bayramı'nı seçimle gölgelemek istediği fark edilmedi...
*
Önümüzde üç seçim var; yani meydanlardan başlayıp sandıkta bitecek üç ayrı kapışma seyredeceğiz...
Birincisi 27 Ekim 2013'te yerel seçim; sonuçta AKP birçok belediyeyi kaybedebilir...
İkinci seçim de önemli...
2014'de de cumhurbaşkanını seçeceğiz; kimler aday olur bilemiyorum ama Tayyip Bey' in niyetini ya da hesabını herkes tahmin ediyor; onun da gözü Çankaya'da...
Haziran 2015'te ise milletvekili seçimi yapılacak...
Her üç seçim de Türkiye için çok ama çok önemli; oylarımızla ya bugünkü trajik düzlemde seyreden teatral nitelik kazanmış siyasal durumun sürmesini, ya da bitmesini sağlayacağız...
Bu yaşa geldim, bu kadar kritik bir sürecte üç önemli seçimin peş peşe yaşandığına tanık olmadım...
İlk kez olacağım!
Gelecek günler hayırlara vesile olsun inşâllah
x x x
TELAŞ İYİ DEĞİL
MHP'nin yakında büyük kongresi var...
Devlet Bahçeli fevkalâde demokratik davranıyor ve her partilinin genel başkanlık için aday olabileceğini söylüyor...
Bir partinin başı, demokrasiye âşıksa, demokratik ilkeleri siyasal hayat tarzı haline getirir...
Bahçeli de onu yapıyor...
Böylece parti içi demokrasiye saygılı ve bağlı olduğunu gösteriyor; min gayrı haddin Genel Başkanı kutlarım!
*
Siyaset uzun soluklu bir hizmet yarışıdır...
Maraton gibi...
Sürekli koşmayı gerektiren ve insana yorulma hakkı tanımayan bir koşu...
Ama önünde sonunda insan yorulur; hatalar yapar. Ya da hata yapmamak için geri planda kalmayı yeğler. O zaman yerini başkalarına, daha dinamik, yıpranmamış, zinde kalmış olanlara bırakır.
Hayatta canlı bütün organizmalar için bu süreç geçerlidir...
Bu sürecin sonuna yaklaşan siyasetçi için de en büyük onur, çekilerek siyaset kubbesinde hoş bir sada bırakmaktır...
*
Bahçeli o noktaya yaklaştı...
O nedenle yeni isimler ortaya çıkıyor; biri de Koray Aydın...
Devlet umuru görmüş, hareketin içinden gelen bir siyasetçi; genel başkanlık görevine talip, seçilecek inşâllah...
Böyle söylediğime bakmayın, benimki temenni; kararı delege verecek, son sözü o söyleyecek!

Genel başkanlık yarışına hazırlanan MHP'de yeni kadroların iş başına gelmesi söz konusu. Bugünkü yöneticiler, kurultayda ortaya çıkacak sonucu beklemeliydi ve AKP ile seçim tarihinde uzlaşmamalıydı; yapılan hatadır...
Partiyi Meclis'in dışında bırakan 2002 seçimi, telâşla ve endişelere kapılarak verilen karar yüzünden herkes için hüsran olmadı mı?
Devlet Bey o tarihte yaptığı yanlışı bugün anımsasaydı herhalde seçim kararı alma ve tarihini saptama yanlışına ikinci kez düşmezdi...
Ya gelecek yeni yönetim, erken seçimin ülkenin yararına olmayacağı kararı alırsa...
Soru:
-MHP'yi siyaseten zor durumda bırakmak kimin hakkı...
Cevap:
-Genel Başkan'ın bile değil!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.