Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Beyler, ruh ikizi

HOŞGELDİN Mesut Yılmaz; zahmet ettin, boşuna geri geldin. Hemşehrin Tayyip Erdoğan seni aratmıyor ki...
*
Yılmaz'ın, batırdığı ANAP'ın genel başkanı olarak geri geldiği filan yok; Tayyip Bey'e bakarak böyle söylüyorum...
Zira ikisinin de Uygur Türkleri'ne bakışı ve icraatı aynı...
İkisi de soydaşlarımızı sahiplenmiyor...
Mübarekler ruh ikizi!
*
Daha önce Mesut Yılmaz yapmıştı, bu defa da Tayyip Erdoğan yaptı...
Çin ile ilişkiler zedelenmesin diye Uygur Türkleri'nin "5 inci Uygur Kadınları İnsan Hakları ve Demokrasi"seminerinin Ankara'da yapılmasına izin vermedi...
Oysa Uluslararası Uygur İnsan Hakları Vakfı tarafından planlanan seminerin ilki 2006 yılında Wahington'da yapılmıştı. Daha sonraki yıllarda Münih, Toronto ve Estonya'nın Talin kentlerinde de seminerler yapıldı...
Uygur Türkleri, Çin'in esareti altında; Doğu Türkistan toprakları da Çin tarafından işgal edilmiş durumda. Kardeşlerimiz vatan topraklarında parya muamelesi görüyor ve biz, Türkiye olarak onları sahiplenmiyoruz...
Neden?
Çin ile aramız açılırmış...
Bu basit çıkar ilişkisine halel gelmesin diye 40 milyona yakın soydaşımızı barbarlığın, vandallığın, maddi ve manevi sömürünün, hatta soykırımının kucağına terk edebiliyoruz...
Korkunç!
Doğu Türkistan, Batı Türkistan gibi Türk toprağıdır; Türk'ün Orta Asya'daki anavatanıdır.
Uygurlar da Türk'tür, kardeşlerimizdir; hem de ana bir, baba bir kardeşlerimiz...
Bunları sahiplenmeyeceğiz de kimi ve neyi sahipleneceğiz!
...............................
Tayyip Bey Irak, Suriye, Filistin gibi coğrafyalarda yaşayanları "Kardeşlerimiz" diye kucaklamayı biliyor ama sıra Uygurlar'a geldi mi kan birliğini görmezden geliyor...
Hayret ki ne hayret!
Nasıl ve ne kadar yanlış politikalar izlediğimizi uzun boylu anlatmama gerek var mı!
*
KÜÇÜK kıza sarkıntılık yapmak ve cinsel tacizde bulunmak suçundan yargılanıp ceza alan Hüseyin Üzmez, konuyu sulandırmak için "Ben öyle bir şey yapmadım" ya da "Hiç öyle bir şey hatırlamıyorum" gibi ifadelerle gündeme oturdu...
Yani lâfı, "Suçum yok"a getiriyor...
Ardından "Şeriata uygun olmayan cezayı tanımam" diyor...
Suçu olmasa kendisine şeriata uygun ceza biçer mi!
...................................
Üzmez halen bir huzurevinde kalıyor; bu günlerde ne kadar huzurlu onu da Allah bilir...
Gazeteci yazar Ahmet Emin Yalman'ı DP iktidarı döneminde ve sanki o iktidar adına, "Bu adam Selanikli dönme" diyerek vurup cezaevine giren Üzmez, nice sonra kendini şeriat peşinde koşan güruhun arasında buldu...
Bir dinci gazetede köşe yazarlığı yaparken de uçkuruna hâkim olamadı ve cezaevine düştü...
Şimdi dışarıda...
Hakkında verilen hapis cezası onaylanmasına rağmen kimse yakalamıyor; oysa adresi de belli...
Türkiye, ayrıcalıklarla dolu bir ülke; dinci bir yazar, cinsel saldırganlıktan mahkûm edilmiş olsa da siyasal iradenin koruması altına girebiliyor!
Manzara onu göstermiyor mu dostlar!
*
TOPLUMA acı veren, can ve mal kaybına yol açan her türlü terör saldırısı, asayişi bozan olay, kaza, saldırı, facia düzeyindeki gelişmeler nedense AKP iktidarıyla özdeşleşti...
Neler olmadı neler...
Metrobüs durağı bile çöktü, yirmiden fazla yurttaş açılan çukura düştü...
Ya araçların manevra yapmasını sağlayan köprü...
O da çöktü; bir işçi hayatını kaybetti, üç işçi yaralandı...
Ankara'da kaldırım göçtü, bir yurttaşımız canından oldu...
Bölücü terör örgütü saldırılarını sürdürdü; korucumuz, uzman çavuşlarımız, erlerimiz şehit düştü...
Kentlere inen eşkıya, eskisinden daha fazla polislerimize musallat oldu; onlarca vatan evlâdını peş peşe şehit verdik...
Uçağımız düşürüldü, pilotlarımız şehadet şerbetini içti...
*
Hak aramak suç oldu; konuşmak suç oldu; soru sormak suç oldu...
Yazmak, çizmek suç oldu...
Demokrasiyi ve özgürlüğü solumak bile suç oldu...
Yarın cumhuriyeti de, laikliği de suç kapsamına alırlar...
"Yasakçı ve demokrasiden uzaklaştı" dedikleri yerden bitme Sarkozy ye kızıyorlardı, bugün ondan beter Fransız oldular!
Özgür ve demokrat dünya hakkımızda ne düşünüyor çok merak ediyorum...
*
HAS parti, gitti gider nokta kom gibi...
"Harun gibi geldiler, Karun olup çıktılar" dedikleri grubun kucağına gidiyorlar...
Baba ocağına değil, Karun kucağına!
Yeni Karunlar'ı seyretmeye hazır olun dostlar!
......................................
HAS'taki kardeşleri (!) Erbakan'ların izleyeceği söyleniyor...
Kuvvetli olasılık, Saadet'de "Harç bitti yapı paydos" diyecek...
Anlayacağınız "Karunlaşma" uğruna Milli Görüş'e bile tekme atmaya teşneler...
Devletin trilyonları yine Boğaz'da yalıya, Edremit'te kâşaneye, korunaklı sitelerde villalara dönüşür mü dersiniz...
Miras kavgaları çıkar mı acaba!
.....................................
Ülkede iyiye giden bir şey göremeyen HAS'taki kardeşler (!) Karun kucağına yerleştiklerinde her şey iyiye gidecek inşâllah...
Kan ağlayan emeklilerin, işsizlerin, aşsızların, siftah yapamadan dükkân kapatan esnafın, ürettiğini elinden çıkaramayan çiftçinin, atanamayan öğretmenin, haybeye içeride tutulan gazetecilerin, bilim adamlarının, emekli ve muvazzaf askerlerin ıstırapları dinecek, evrensel boyutta bir hukuk anlayışı yerleşecek, adalet hızlı biçimde sağlanıp yerini bulacak, terör bitecek, refah tabana yayılacak, ileri demokrasi yerleşecek...
Kardeşlik pekişecek, barış geri gelecek...
Yeter ki şu AK- Saadet- HAS... arasındaki nikâh bir gerçekleşsin bakalım...
Acayip bir şey daha söyleyim mi; nikâh kıyıldığında alimallah özgürlükler bile "Özgür" olacak özgür!
.....................................
Hesap meydanda...
AKP iktidarı sürerse Tayyip Bey Çankaya'ya, Abdullah Bey de Başbakanlık konutuna yerleşebilir...
Numan Bey yeni dönemde Başbakan Yardımcısı olur...
Pabucu dama atılan Bülent Arınç bu gelişmeye bozulur ama sesini çıkaramaz...
....................................
Hocanın yadigârı oğul Erbakan'a da uygun bir yer bulurlar...
Meclis Başkanlığı önemli, oraya gelecek olan ismi yine Tayyip Bey saptar...
Numan Bey'in deyimiyle söylüyorum, işler de yine "Aksırmayla, tıksırmayla" yürür gider. Eskiden Tayyip Bey aksırarak ve tıksırarak götürmüyor muydu, bundan sonra da birlikte aksırıp tıksırırlar!
....................................
Lider karizmasından bahsetmiştim bir yazımda...
Yeniden konu edinecek değilim...
Günümüzün liderlerine bakınız ve karizmanın ne menem özellikler taşıdığını görünüz...
Ve sakın, liderlik karizması edinmeye de kalkmayınız...
Kılıçdaroğlu, lider karizmasında bulunmaması gereken bir zafiyeti dillendirdi; katılıyorum. Lider, kurduğu partiyi satmaz; yalnız partisini değil düşüncelerini ve siyaset ahlâkını da!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.