Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

BAYRAM ALIŞVERİŞİNDEN NE HABER

ALIŞVERİŞ yapacağımdan değil, halkın bayram alışverişi için kaç parayla sokağa çıktığını ve neler almaya niyetlendiğini görmek için çarşı pazar gezeyim dedim ve dün, o alışveriş merkezi senin, bu çarşı- pazar benim diyerek uzun zamandan beri yapmadığım bir işi yaptım, etrafı kolaçan ettim..
    Gördüğüm manzara hiç de iç açıcı değildi..
    Alışveriş merkezlerinde kuru bir kalabalık vardı ve mağazalar buna rağmen sinek avlıyordu..
    Birkaçına girdim, işlerinin nasıl olduğunu sordum; biri bile "Çok şükür iyi"diyemedi..
    "İyi olacak inşâllah" diyerek ekonominin düzeleceği yönündeki umudunu yitirmemiş mağaza sahipleri yok muydu; vardı tabii, hatta çoğunluktaydı..
    Fakat onlar da, neye dayanarak iyi olacağını söyleyemedi..
    ...........................................
    On yıl önce AKP'nin iktidara gelmesiyle ortadirek ortadan ikiye ayrıldı, kırıldı yani..
    İzlenen yanlış ekonomik politikalar yüzünden de eriyip gitti..
    Şayet "Ortadirek" ayakta kalsaydı, inanın bayram alışverişi hareketli geçerdi..
    ...........................................
    Ekonomik açıdan toplum artık iki kesimli; kesimlerden biri fakir, diğeri zengin..
    "Ortadirek" de sizlere ömür..
    Fakir kesimin satın alma gücü yok, zengin kesimin ise inadına var..
    Bu da toplumdaki ekonomik dengesizliği gittikçe büyütüyor; halk, alışveriş için semt pazarlarına sığınırken zengin kesim ihtiyaçlarını en pahalı yerlerden, çoğu da yurt dışından sağlıyor.. 
    Gezinirken evine eli kolu dolu dönen yurttaş göremedim..
    Fiyatlara gelince..
    Garip bir ucuzluk yaşandığını saptadım; kilosu 3- 5 liraya şeker, 7-8 liraya lokum ve badem şekeri, 10-12 liraya çikolata satılıyordu..
    Halk ucuz diye merdiven altı ürünlere rağbet ediyordu.. 
    Çocuk ve genç giysilerine de baktım; hemen hepsi neredeyse tahta bezi fiyatınaydı..
    Kız çocukların eteklikleri 7 liradan, tişörtleri 5 liradan, ayakkabıları 12-20 liradan kapışılıyordu; erkek çocukların pantalon, tişört ve ayakkabı fiyatları da aşağı yukarı aynıydı..
    "Marka" tâbir edilen ürün satanlar da satış olsun diye fiyatları aşağı çekmişti; erkek takım elbiseleri 75 -150 lira arasında satılıyordu. Erkek ayakkabıları 15- 25, kadın ayakkabıları 25-30 lira idi.. 
    Rakamlar vererek sizi boğmak istemiyorum; yetkililerin, "Ekonomi iyi yolda, ikinci bir küresel kriz bize bir şey yapmaz, ekonomimiz dünyanın bilmem kaçıncı güçlü ekonomisidir" diyerek pembe tablolar çizdiği aklıma geldikçe hem yürüdüm, hem güldüm..
    Görenler deli sanmıştır.. 
    Alışveriş alanlarında alıcı değil mecburen seyirci olarak gezinen yurttaşın cebinde para olmadığını, olan üç beş kuruşun da satın alma gücünün kalmadığını, dolayısıyla güçlü (!) ekonominin yurttaşın cebine yansımadığını görmezden gelmek, "Basit ve iğrenç bir siyasal tavır" cümlesinden başka nasıl bir cümleyle tarif edilebilir ki..
------------------------------------------
 
Neden AKP'liler dinlenmez..
 
    EMEKLİ Genelkurmay Başkanı OrgeneraIşık Koşaner'in telekulak tarafından hazırlanan ve internete düşen konuşmalarını iktidarın bazı sözcüleri ilk kez dürüstçe değerlendirdi..
    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile olaya aynı pencereden bakan ve "Bu, bir özeleştiridir" diyen  AKP'lileri kutluyorum.
    Bu arada Koşaner Paşa da ortaya çıkan konuşmasının sonuna kadar arkasında olduğunu açıkladı..
    Asker dediğin böyle olur; sözlerinin arkasında dimdik durur..
    Koşaner'in bu tavrı, söylediklerinin arkasında durmayan siyasetçilere ibret olsun..
    .......................................
    Paşa, konuşmalarını kaydedenleri iki kelimeyle yerin dibine soktu..
    Bakalım yerin dibine sokulanlar, "Biz yaptık, pişmanız" diye ortaya çıkıp dimdik durmanın bir örneğini verebilecekler mi..
    Yoksa bu erdemi ıskalayıp Paşa'nın "Bir insanın ve hatta bir kurumun kendi içinde yaptığı özeleştiriyi izinsiz olarak kaydedip yayınlamak ahlâksızlık ve hukuksuzluktur" lafını yiyip yutacaklar mı!
    .......................................
    Bu tür işleri yapanlara ahlâksızlık isnat edilmesini hafif kalan bir değerlendirme sayıyorum; bence bunlar şerefsizdir, aşağılıktır, haindir..
    .........................................
    Hep merak ederim; sahi neden AKP'lilerin telefonları dinlenmez..
    Muhalif siyasetçiler, yüksek yargı mensupları, askerler, iktidara sempati duymayanlar, baro başkanları, bilim adamları, gazeteciler, savcılar, yargıçlar dinlenir de neden AKP'li bir bakanın, müsteşarın, genel müdürün, iktidara yakın olup da türlü çeşitli yollarla geçinenlerin, yandaş gazetecilerin, mimli heriflerle ilişki kuranların, mafya bozuntularıyla kol kola girenlerin, fitne fesat erbabının, mesela Deniz Feneri zanlılarının, Kayseri Belediyesi'nde yolsuzluk iddiasına adı karışanların, daha bir kamyon insanın konuşmaları telekulak yoluyla pazara çıkarılmaz..
    Bu saydıklarım dilsiz mi..
    Ne yalan söyleyim insanın aklına bu yüzden, "Telekulak olaylarında iktidarın mutlaka parmağı var" düşüncesi geliyor..
    Üstüne üstlük şu da bir gerçek; iktidar, Deniz Baykal ve çok değerli MHP'li birkaç siyasetçinin aleyhinde kaset hazırlayanları bugüne kadar bulup ortaya çıkarmadı..
    Hepsini külledi, sakladı..  
    Bu da aklıma gelince, iktidara ilişkin şüphelerim -üzülerek söylüyorum-büyüyor ve kemikleşiyor!  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.