Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Bakan görür...

 

 

İKTİDAR, üçüncü köprünün adını Yavuz Sultan Selim diye ilan edince Alevi yurttaşlarımızın tepkisine neden oldu...
Çareyi, çıkacak sonuca sığınmak amacıyla bir PR şirketine nabız yoklaması yaptırmakta buldular. O şirkete görev verildi; anketörler sordu, halk yanıtladı. Sonunda Yavuz Sultan Selim adını beğenenlerin çok olduğu ortaya çıktı. Oranı da açıkladılar, beğenenler yani "Verilen isim değişmesin" diyenler yüzde 60.9, beğenmeyip "Değişsin" diyenler yüzde 24.1...
Sonuç böyle açıklanınca, siyasal irade mutmain oldu...
Üzülen ise yine Alevi yurttaşlardı...
Mezhepçilik yaparak Müslümanlar arasında tefrika yaratmaya çalışanlar olduğunu söyleyen, yanlış hatırlamıyorsam Başbakan Erdoğan'dır. Ay
rışmaya neden olacak her ifadeye karşı birleştirici olmaya çalışan da yine Erdoğan'dır. Buna rağmen Başbakan'ın Aleviler'in tepki koyduğu bu isimde ısrar etmesine anlam veremiyorum...
Köprünün adını değiştirsek dünyanın sonu mu gelir..

Yoksa iç barış mı pekişir!?
* * *
BİR ülkenin gücünün ve geleceğinin teminatı anayasaya dayalı demokratik sistem değil midir...
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mısır'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde işte buna değiniyor ve Mısır halkının özgür iradesinin geçerli olduğunu, anayasal meşruiyetin hâkim olduğu, hak ve özgürlüklerin garanti altına alındığı bir demokratik sistemin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor...
Aslında sadece kargaşa içindeki Mısır için değil, Müslüman coğrafyada bulunan ve demokrasi dışı yöntemlerle yönetilen ülkeler için de bu vurgulamanın dikkate alınması lâzım.
21. Yüzyıl'da insanlık hâlâ hak ve özgürlükler, adalet ve demokrasi gibi değerleri edinmek için mücadele veriyorsa bunun temel nedeni acaba halkların güçsüzlüğü mü, yoksa tiranların gücü mü, mutlaka düşünmek lâzım...
Evet, insanlık bunu düşünüp karar vermeli ki musibetten kurtulup kurtulamayacağını anlamalı...
* * *
SİLİVRİ'de verilen cezalar henüz kesinleşmiş değil. Dosyalar Temyiz sürecinden bakalım nasıl çıkacak. 
"Bu ülkede yargıçlar" vardır diyebilecek miyiz...
Düz mantık insana "Yargıçların olduğu yerde adalet mutlaka vardır" dedirtiyor; herhalde bunu da göreceğiz...
İktidarın ağızları da hem buna yakın şeyler söylüyor, hem de hukuk ve yargılama açısından eleştiri yapanları tehdit ederek hedef haline getiriyor...
Silivri'ye hapsedilen hukuk ve adalet, gelecekte öylesine vahim gelişmelere gebe olacak ki korkarım sonuçta ortaya hilkat garibesi bir sosyal yapı çıkacak...
Nitekim o yönde tohumlar atıldı; Kılıçdaroğlu'nu hedef alarak ve "Keser döner, sap döner..."diyerek tezvirata başladılar. 
Böylece siyasal iradenin eleştiriye zerre kadar tahammülü olmadığı, kararları eleştirenlerin tehdit edilmesiyle daha net ortaya çıktı...
Tek kelime konuşmayacaksınız; hiçbir musibete karşı çıkmayacaksınız, ne yapılıyor ve ne söyleniyorsa alkışlayacaksınız, kimsenin yanlışını yüzüne vurmayacaksınız...
İşinize gelirse...
Yargı kararları eleştirilemez diye bir hüküm var mı?
Eleştirilmezse yargılamanın hataları nasıl saptanır; adaletin yerini bulup bulmadığı nasıl anlaşılır...
Yargıyı, siyasetçinin korumasına zaten gerek yok; zira yargı kendisini her zaman koruyabileceği argümanlarla donatılmış durumda.
Korunmasına siyasetçiler soyunursa asıl o zaman yargının üzerine gölge düşürülmüş olur. Herkes,"Yargıyı da siyasallaştırdılar" demeye başlar...
O durumda, çık çıkabilirsen işin içinden! 
* * *
GARETH Jenkins, araştırmacı gazeteci ve yazar; İngiliz ama Türkçeyi su gibi konuşuyor. 
"İddianameyi başından sonuna kadar birkaç kez okudum, yargının hatalarını ve insanların masumiyet içinde ne kadar çaresiz bırakıldığını saptadım" diyerek beklenmedik bir açıklama yaptı. 
Ona ilişkin haberi bir internet sitesinde videodan iki kez ve dikkatle izledim, söyledikleri ilgi çekiciydi... 
Jenkins'in söylediklerini aynen nakledemiyorum; yalnız şunu söyleyim, bir ifadesi var ki kısa ve çok anlamlı. Onu dikkatinize sunmak istiyorum. Jenkins, Ergenekon konusunda ortaya çıkan yığınla çelişkiye bir yenisini ekledi ve şöyle dedi:
-Sayın Erdoğan iki sene boyunca Başbuğ ile çok yakın çalıştı. Mahkemeye göre Başbuğ bir teröristti. Demek ki Başbakan da teröristtir... 
Düz mantık var ya, insana işte bunu da söyletiyor değerli okurlar...
* * *
SİLİVRİ'yi, "Ergenekon davasıyla derin devlet ortaya çıkarılmış değil" diye eleştirenler var. 
Silivri'de ortaya çıkarılan derin devleti göremeyenlere acırım. İktidar dahil, ülkeyi bütünüyle planladığı yola doğru çekip götüreni göremiyorsanız, polis dahil bürokrasidaki yapılandırmayı seyredin ve bu yapılandırmanın harcına bakın!
Görürsünüz! 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.