Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

AYI, TWİTTER, RAPOR

BU ülkede ayı vurmak büyük suç. Vurdunuz mu, 29 bin lira ceza ödersiniz. Ola ki bir işgüzâr savcı da amme davası açar ve sizi, tutuklanmanız kaydıyla mahkemeye bile sevkedebilir..
    Türkiye'de olmayacak şey yok..
    Ayı vurmak suç olduğu için etraf ayı dolu; ne yürümesini bilirler, ne oturup kalkmasını..
    Direksiyon başında da onlardan çok var..
    Toplumsal değerlerden ve kurallardan haberleri yoktur; olsa bile uymazlar, bunlara boşuna ayı demiyorlar.. .
    ......................................... 
    Ayıların ayılıklarından ne zaman kurtulacağımızı Allah bilir.
    Erzurum İspir'de ahali, elde silah katil ayıyı arıyor; bulurlarsa dan dan dan..
    Civardaki ormanda binden fazla ayı olduğu saptanmış. Hepsini öldürmek mümkün değil. Zaten ekolojik dengeyi de bozamayız; ayrıca yaşamak ayıların da hakkı.. 
    Kent insanının da ayılardan şikâyetçi olduğu aklıma gelince bu tatsız konuyu ıskalayamadım..
    Ayılar inşâllah ayılıktan vazgeçer de bir daha bu konuya dönmeyiz.
    *
     Sosyal paylaşım siteleri çoğaldı diyorlar; ne merak ettim, ne birine katılmayı düşündüm..
    Haberleşerek sosyalleşme moda olmalı ki bu tür siteler çoğaldı ve yaygın hale geldi. 
    Bilenler, 40'dan fazla site adı sayıyor; twitter'de bunlardan biri..
    Twitter cıvıltı demek..
    Bu sitenin, sosyalleşme sürecine ne yararı var; ya da şöyle sorayım:
    -Bu tür siteler toplumun doğru yönde sosyalleşmesini engelleyip çarpıtmaz mı, o sürece zarar vermez mi?
    Uzmanlar bu olasılığı da araştırıyor..
    Herhalde "Yararlı mı, zararlı mı olduğu kullananın niyetine bağlı" diyecekler..
    ...........................................
    Herkes bu sitede; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahi..
    Twitter da yayınlanan fotoğraflarını gördüm; Cadillac marka lüks Amerikan arabasının içindeki görüntüsü yüreğimi yaraladı..
    Çağ bilgi çağı; teknolojinin hızlı biçimde geliştiği, haberleşme ve her türlü iletişimin son sürat yapılabildiği ve insanların birbirlerine teknolojik gelişmelerle yakınlaştığı bir çağ..
    O nedenle sosyalleşme sürecinin başını ülkeyi yönetenlerin çekmesi de doğal..
    Buna bir şey demiyorum..
    Twitter'a fotoğrafını koymasına da diyeceğim yok..
    Yalnız bu fotoğrafın içeriğine karşı çıkıyorum; Cumhurbaşkanımızın, başımızda onlarca sıkıntı varken bir iş adamının lüks aracını kullanma hevesine kapılmasını beğenmedim..
    Tarabya Köşkü gibi bir mekândaki bu kısa gezinti, dertli halkımıza nispet yapar gibi olmadı mı..
    Bu vesileyle şunu da söylemek istiyorum; nedense bizi yönetenler, tarihi köşkleri, sarayları, kâşaneleri çalışma ofisi ya da dinlenme mekânı olarak kullanmakta birbirleriyle yarışıyor..
    Balolar, ziyafetler, toplantılar için hep bu mekânlar tercih ediliyor..
    Beyefendiler çalışmalarını ve dinlenmelerini günümüze ait binalarda yapamazlar mı..
    İlle de Tarabya Köşkü, ille de Dolmabahçe Sarayı, ille de Yıldız Sarayı ve ille de tarihi öteki mekânlar mı..
    Yazık; tarihi mekânları gözümüz gibi sakınacak yerde eskitmeye, tanınmaz hale getirmeye çalışıyoruz..    
    Yakışmıyor bize..
    *
    DÜNYA Yargıçlar Birliği 54. Genel Kurul toplantısı İstanbul'da yapıldı..
    Genel Kurulu un ev sahibi YARSAV idi..
    Yarsav, Genel Kurul'a katılan yargıç ve savcılar aracılığıyla uluslararası platforma sunulmak üzere, Deniz Feneri savcılarının görevden alınmasını eleştiren ve Türkiye’de yargının son bir yılını değerlendiren bir rapor hazırladı.
   7 maddelik raporda AKP iktidarının hukukun üstünlüğünden, yargının bağımsızlığından ve adaletten ne anladığını vurgulayan bir nokta var ki çok önemli, özetleyerek nakledeyim; deniyor ki:
   -Siyasal yol kullanılarak HSYK’ya Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşan üyelerin seçilmesi sağlandı. Yürütme yargıdan elini çekmedi, aksine HSYK aracılığıyla etkili konuma geçti ve antidemokratik baskıcı uygulamalar, anayasa değişikliğiyle yasal zemine oturtuldu. 8 ay gibi kısa bir sürede, görevdeki yargıçların 3’te 1’ini oluşturan 3 bin 49 yargıç ve savcının görev yerlerini değiştirdiler. HSYK üyeliklerine aday olan muhalif diye adlandırdıkları yargıç ve savcılara da gözdağı verdiler..
    
Raporun ikinci vurgulaması da yargıda konuşlanan özel yetkilere ilişkin olarak yapıldı; bu konuda da şu görüş yer aldı:

    -Ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan adil yargılanma hakkının en çok ihlâl edildiği özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerekirken sayısı artırıldı. Bu mahkemelerde uzun yıllar görev yapan, adil yargılanma hakkına ve hukukun üstünlüğüne inanan yargıç ve savcılar tasfiye edildi, yerlerine kamuoyunda haklarında yürütmeye yakınlığı konusunda kuşkular bulunan yargıç ve savcılar görevlendirildi..
    YARSAV'ın Türkiye'nin nasıl bir yargı anlayışına doğru sürüklendiğini gösteren bu raporunu, etkili bir platform olan genel kurula katılanlar bakalım nasıl değerlendirecek ve hak, hukuk ve adalet adına hukuk anlayışımızı nasıl karşılayacak..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.