Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Amaçları ne!

GEÇEN 10 Kasım'da Kuşadası'nda cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anmak amacıyla bir yürüyüş yapan Türkiye Gençlik Birliği üyeleri hakkında, Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı...
   Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan talebin 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edimesi üzerine gençlerAtatürk'ü andıkları için sanık durumuna düştü...
   *
   Birilerinin Türkiye'yi nasıl bir anlayışa oturttuklarını görünüz. 
   Gelecek ölüm yıldönümünde Ata'yı derin bir sevgi ve saygıyla anmak üzere sokakta, iş yerinde, okulda, kışlada, sivil toplum örgütlerinin merkezlerinde, toplu taşıma aracında, hatta evlerinde ya da hasta yatağından kalkarak hastane odasında hazırol durumuna geçecek yurttaşlarımızı da "Yaptığınız suç" diye alıp götürürlerse şaşırmam...
   Kuşadası'ındaki gençleri "Yürüyüş için izin almadınız" diyerek sanık sandalyesine oturtan nasıl bir hukuk anlayışı ve yasa hükmüdür, insan anlamakta zorluk çekiyor...
   10 Kasım sabahı, saat 9'u beş gece ihtiram duruşuna geçen milyonlarca insan Ata'ya bağlılığını göstermek için, adına izin denilen icazeti almadan sevgi ve saygısını gösteren davranışı nasıl sergiliyorsa Kuşadası'ndaki gençler de, izne gerek görmeden öyle yapıyor ve sadece yürüyor...
   Bu mu suç?
   Atatürk'ü anmak için sokaklara dökülen gençlerin yakasına yapışan ellerin sahibi anlayış, devlete ve millete düşmanlık besleyen, bunların temsilcilerini taş yağmuruna tutan, etnik ayrımcılık yayılsın diye ayaklanma provaları yapan nesebi gayrı sahih piçlerin yakasına yapışsın önce...
   Sen onları bırak, harbi ve hasbi duygularla milli değerlerimize sahip çıkanları sanık sandalyesine oturt...
   Bu, Türk gençlerine reva mı!
   Bu uygulamadan milletimiz muazzep olmaz mı!
   Büyük lâf ettiriyorlar bana; yoksa birileri ulu önderi hafızalardan silmekle mi görevlendirildi! 
    *
   Atamızı anmak için yapılan bir yürüyüş, izin alınmadan yapılmış dahi olsa, suç sayılamaz; olsa olsa kabahat olur ki onun da affı, yürüyenlerin duygu ve düşüncelerine koşut anlayışa sahip olanlarca herhalde bağışlanır...
   Yargıdan herkesin beklentisi bu!
   *
   İKTİDARIN gündeminde galiba sadece İmralı ile müzakere var...
   Görüyoruz, AKP'liler bir süredir İmralı ile yatıyor, İmralı ile kalkıyor...
   Bebek katili için neredeyse övgü düzecekler; onu da yaparlarsa yadırgamam.
   Bu arada BDP'lilerin dokunulmazlıkları yine geri plana itildi. 
   İmralı'daki elebaşı belki de müzakere başlıklarından biri olarak bunu dayatmış olabilir...
   Erdoğan'da, konunun üzerine gitmediğine göre belki de bir duraksama söz konusu...
   Başbakan, daha önce "Gündemi ben hazırlarım, çünkü ben başbakanım, geride kalmak istemem" dememiş miydi; şimdi o sözüne bağlılığını, konunun paketlenip kaldırılmasına sesini çıkarmayarak gösteriyor diye düşünüyorum... 
   Gündeme yeni madde sokup sonra onu kadük hale getirmek Erdoğan'ın uslûbu oldu dersem herhalde yanlış bir şey söylememiş olurum.
   Evet; bu, kadük hale getirilen kaçıncı konu! 
   *
   TARIMI bitirdiler; yakın zamana kadar tarımsal üretimde başkalarına muhtaç olmayan Türkiye karpuz başta olmak üzere artık narenciye, üzüm, değişik meyveler, sebzeler ithal ediyor.
   Bir yandan ihracatta rekordan bahsediyoruz, bir yandan da onu etkisiz hale getiren ithalata ağırlık veriyoruz. Tarımsal ürün ithal etmesek açlıktan öleceğiz herhalde...
   Sadece tarımın değil hayvancılığın da kökünü kuruttular. Büyük ve küçük baş hayvan ithalatı arttı. "Angus" ları hâlâ ithal ediyorlar.
   Oysa hayvan ithalatı yerine besiciliği teşvik etseler sorun büyük oranda çözülecek. Keza tarımda da teşvik lazım;sübvansiyon diye bir uygulama olduğunu ve tarım ve hayvancılıkla uğraşanların da sübvansiyon yani destek beklentisi olduğunu hatırlatırım.
   Ama bunları kime anlatacaksınız...
   Kendimizi AB kriterlerine kaptırmış gidiyoruz; birliğin kriterlerine endeksli kararlar almaktan bir türlü kurtulamıyoruz.
   Besici de dertli; samanın kilosu fırlamış, almış başını gidiyor...
   Bir kilo samanın fiyatı 2 kiloya yakın buğdayın fiyatını geçmiş; besici ne yapsın, hayvanlarına ister istemez saman yerine buğday yediriyor.
   Yarın insanlar buğday bulamaz hale gelebilir; buğday ithalatı da artarak devam eder.
   *
   Siyaset, insanları akıllandıracağına aklını alıp aptala çeviriyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.