Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

AĞIZLARINI BOZMASINLAR

SEÇİMDEN önceki günlere dönüş başladı, bir kısım siyasetçi yeniden ağzını bozuyor..
    Neden hoşgörülü olmadıklarını anlayamıyorum..
    Hırçınlık ve öfke kime ne kazandıracak..
    Birbirlerine cevap vermesinler, gönderme yapmasınlar, hatta kızıp köpürmesinler demiyoruz; hepsini yapsınlar da edep dahilinde..
    Halk ne parti liderlerini, ne öteki siyasetçileri hırçın ve öfkeli görmek istiyor; bozuk, yamuk ve edep dışı sözcük yüklü ağızları da duymak ve dinlemek sorunda değiliz.
    Hem toplum barışına sahip çıkar görünecekler, hem yurttaşları birbirlerine azmettirici konuşma yapacaklar; olacak iş mi!
    Bu ülkede ağzı derli toplu lâf eden lider yok mu kuzum..
    Devlet Bahçeli, Osman Pamukoğlu, Masum Türker, Namık Kemal Zeybek, Numan Kurtulmuş, Mustafa Kamalak ve diğerleri konuşurken siyasal ağırbaşlılığa ve vakara yakışır söylemlerin dışına çıkmamak için özen gösteriyorlar.
    Özellikle Devlet Bahçeli'yi örnek almalılar; Bahçeli ağır eleştiriler yapıyor ama ağzını bozmuyor, küfretmiyor.. 
    Toplumsal barış bozulmuyorsa, Bahçeli ve diğerleri sayesinde bozulmuyor. 
     *
     MEMLEKETErdoğan ile Kılıçdaroğlu'nun eline kalınca seçim öncesi günleri anımsatan kaotik günler yaşamaya başladık..
    Bu kadar vakur lider ve partisi dururken, adı geçen ikiliyi omuzlamak, maalesef en büyük hatamız.. Bu da demokrasiyi özümsemediğimizden, toplumu ileri taşıyacak değerlerin neler olduğunu düşünmediğimizden, bir de yandaşlık hastalığımızdan kaynaklanıyor..
    Bu üçü bir araya gelince ortaya katı bir anlayış çıkıyor..

    Soru şu; bu anlayışı yıkabilir miyiz?
    I-ıh, yıkamayız; çünkü toplumun ikinci kötü hasleti "Tutuculuk";tutuculuğu yıkmak çok kolay değil..
    Maalesef siyasal tercihimiz de tutuculuğa endeksli..
    *
    BİR de saptama yapayım..
    Tutucular eskiden yobazdı, sonra mukaddesatçı oldu, bugün hepsi muhafazakâr, üstelik demokrat; yarın göreceksiniz, dış dünya öyle istedi diye, üzerlerine geçirdikleri küreselcilik anlayışına liberalizmi de ekleyerek "Liberal Muhafazakâr Demokrat" kesilecekler..
    Öyle olmak için parmak kaldırdıklarını görmüyor musunuz.. 
    İzlenen dış politikamıza dikkatli bakarsanız bunu daha net görürsüniz. 
    *
    KARIŞIK siyasal ortama rağmen Mısır, Tunus, Libya gibi kalkışmalara sahne olan Arap coğrafyasına imparator havasında gitmekle dost ülke dağarcığımızın zenginleşeceğini sanıyorlarsa "Beyhude yere yola çıktılar" derim.. 
    Zaten yıkılan diktatörlerin hepsi, on yıldan beri dost dağarcığımızda bağdaş kurup oturmamış mıydı..
    Hemen hepsi Tayyip Bey'in kardeşi -Kankası- değil miydi..
    Onlar gitti yerlerine yeni diktatör adayları geldi..    
    Demokrasi fakiri o coğrafyada iktidara kim bağdaş kurarsa kursun, ruhlara ve kafalara kazınmış dikta nitelikli yönetim anlayışı ve hırsı değişmez; herhangi bir değişim gelenek dışıdır!
    Halkların dikta aleyhindeki gösterilerine bakmayın; Mübarek, Kaddafi, ya da Esat başa geçtiklerinde, bugün karşı çıkan halkları tarafından coşkuyla karşılanmadı mı!
    *
    HİPOTETİK bir konu ama değinmeden geçmek istemiyorum..
    Rejimin sistematiğini değiştirmek, sonra da yeni bir sistemi getirmek isteyen iki siyasal anlayış var ki, ikisi de niyetini gizlemez oldu..
    Bu anlayışlar üstelik yapılanma durumunda..
    Anlayışın iyice yeşermesi için biri iktidar partisine tırnaklarını taktı, diğeri bir muhalefet partisine..
    Benden söylemesi..
    Halkımız bu iki yapılanmayı herhalde dikkatle izliyordur.
    *
    KOMŞULARIMIZLA sıfır sorun ilkesine ilişkin çalışmalar da bir türlü meyve vermiyor..
    Anlaşılan aşı tutmadı..
    Ermenistan ile sorunlarımız var; İran ile ABD'nin füze konuşlandırma tutkusu yüzünden anlaşamıyoruz; Irak ile başımız öteden beri dertte; Suriye ile aramızda sorun üstüne sorun çıkıyor; Yunanistan ciddi ve samimi dostluk çizgisine gelmiyor; Bulgaristan kâh öyle, kâh böyle.. Aramızdaki ufak tefek anlayış farklılığı yüzünden sıkıntılar yaşanıyor; Rusya komşumuz olmaktan çıktı; geriye Gürcistan kaldı, onunla aramız ehh, biraz iyi..
    Komşumuz olmayan ülkelerle aramız nasıl, ayaküstü ona da bakalım..
    ABD ve AB ülkeleriyle her zaman limonî vaziyetteyiz; karşılıklı tutarsız politikalar izleniyor..
    Gücü olan güçsüze dayatma peşinde..
    Batı dünyası maalesef bizi sevmiyor, izlediğimiz siyaset yüzünden de güvenmiyor. Gerek komşularımızla, gerek batı dünyasıyla ciddi dostluk ilişkisini kimseye güven veremediğimiz için kuramıyoruz..
    Kalıcı, onurlu, milli çıkarları koruyucu, hukuka bağlı ve başkalarının varlığına, çıkarlarına, hukukuna saygılı bir dış politika izlemediğimiz ve o görevi diplomasinin elinden aldığımız için de yalnızlığa doğru sürükleniyoruz..
    Tayyip Bey'in kalabalık bir kafileyle Mısır, Tunus ve Libya'yı ziyaretinin asıl amacı, Türkiye'yi yalnızlıktan kurtarmak olduğu kadar, beyefendinin Arap coğrafyasının lideri konumuna gelme isteği..
    İşin Türkçesi de bu!   
    Değindiğim bu noktalar, üstü kapalı da olsa izlenen dış politikamızın yönünü herhalde gösteriyor..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.