Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

AFRA TAFRA BOŞUNA

BİR BAŞKA ülkede olsa, memleketi on yılda berbat eden iktidar çekip gider...
    Siyasal tarihe bakınız; Japonya'da elektrik sık sık kesilince görevinden istifa eden başbakan, yolsuzluk söz konusu olunca da toptan çekilen hükûmet görürsünüz...
    Başarısızlığı onur kırıcı durum sayarak "Harakiri" yapan Japon devlet adamlarına da rastlayabilirsiniz...
    Uzağa gitmeyin, İskandinav ülkelerine bakın, oralarda da benzer olaylar yaşandı...
    Başarısızlığını kimse yüzüne vurmasın diye günah çıkarıp giden siyasetçiler oldu. 
    *
    Ülkeler durup dururken gelişmiyor...
    Onları gelişmişlik çizgisine, karakteristik gelişme sürecini tamamlamış ve üst düzey kültüre yerleşmiş siyasetçiler ve devlet adamları taşıyor.
    Bunun aksi ancak bizim gibi, kendini gelişmiş ülke sayan ama gelişmiş ülkelerin arkasından nal toplayan ülkelerde yaşanır...
    Mesela Orta Doğu ülkelerinde, Afrika ülkelerinde, gelişmemiş Asya ülkelerinde..
    Ulusal omurgası sakat bırakılmış ya da kaymış ülkelerde, başarısızlığın başarı gibi benimsenmesi akıl üstü iradeye sahip olmamaktan ve de karakteristik gelişme sürecinin tamamlanmamış olmasından kaynaklanır.
    *  
    Bize gelince...
    Siyasetçinin en bağlı olduğu ve en fazla sadakat gösterdiği tavır, başarısızlıktır; büyük çoğunluğu başarısızlığı başarı sayarak yerlerinden kıpırdamaz. 
    Sadece siyasetçi değil, onun baş tâcı ettiği bürokratın da siyasetçiden kalır yeri yoktur...Topluca gitmeleri gerekirken oldukları yerde cümbür cemaat otururlar...
    Başarısızlığı başarı diye yutturmaya kalkışmaları da ayrı âlem!
    *   
    Terör tırmandıkça tırmanıyor...
    Her gün şehit üstüne şehit...
    Sivillere saldırılar yoğunlaştı...
    Devletin memuru 12 öğretmen, teröristlerin elinde; devletin binaları ateşe veriliyor...
    Masum halkın evi, arabası kundaklanıyor; doğmamış bebekler ana karnında kuşuna diziliyor, aileler yok ediliyor. 
    "Mermi adres sormaz" diyerek teröre arka çıkan siyasal saldırgan anlayış, melanetle yoğurduğu malını siyaset pazarına sızarak satmaya çalışıyor..
    Devlet ve hûkümet ikilisi terörü, teröristle pazarlık yaparak sonlandırma çabasında; bunu demokratikleşme kılıfına sığdırmaya uğraşıyorlar...
    Halkın can ve mal güvenliği kalmadı; cumhuriyet ve kazanımlarıyla üniter devlet yapımız tehlikede...
    Hukuk ve adalet hak getire; yargı, bildiğiniz ve gördüğünüz gibi... Yasalar antidemokratik; cezalar hafif, infaz usulü çağdaş değil...
    Tutuklu general ve amiral sayısı 60 a dayandı..
    Dört yıldır içeride yargılanmadan yatan insanlar var; deliğe tıktıkları ya da yargılamakta oldukları gazeteci sayısı binlerle ifade ediliyor...
    Milli İrade Silivri de hapis...
    İktidarın elleri, halkın seçtiği Mehmet Haberal'ın, Mustafa Balbay'ın, Engin Alan'ın, CHP'li ve MHP'li bu vekillerin yakasını bırakmıyor...  
    Bilim abluka altında, bilim adamı YÖK'ün esiri, sınavlar şikeyle donatılmış, öğrenciler baskı altında, kılık kıyafet itlere ziyafet, orta öğretim kaderine terk edilmiş...
    Sağlık hizmetleri salla pati veriliyor; iktidar, doktorun üzerine abanmış durumda...
    Tam gün yasası sağlık hizmetlerinin durmasına neden oldu, hastalar perişan...
    İşçi ve memur sendikasız hale getiriliyor, maaş ve ücretler enflasyona yenik düştü...
    Zam furyası başladı, elektrik, doğalgaz, ulaşım zamlandı...
    Sporda şikeden geçilmiyor...
    Somali'ye yardım, halkın duygularını istismara dönüştü...
    Götüren götürene; talana karşı çıkana uygulanan "Vur kıçına tekmeyi" en geçerli yöntem...
    Tekin Küçükali'nin Kızılay Genel Başkanlığı'ndan ayrılması düşündürücü; onu da mı tekmelediler acaba...
    Komşularla sıfır sorun hikâye oldu, artık yeni romanın adı "Her komşuyla sorun üstüne sorun"...
    İhracatımız milyar dolarlarla ifade edilen gerileme sürecini yaşıyor... 
    Turizmde hayal edilen rakamlara erişilemedi...
    Önümüz kış, Deniz Feneri davası üşümesin diye örtü dikiliyor; üstü örtülecek, terziler işbaşında...   
     Memleketin sorunlarını çözdük de dünya kusur kaldı;  bu defa elimizi dünyaya uzattık, liderliğe soyunduk...
    Büyük düşünüyoruz (!), küçük yaşıyoruz...
    Bu saatten sonra "Kral çıplak" diye bağırsak ne olur, bağırmasak ne olur...
    *
    İktidar hâlâ yerinde duruyor, maddeleri kırk kez değiştirilmiş anayasa kökten yok edilecek, yerine yenisi çıkarılacak... Bu sağlanırsa sanki sorunlar bitecek, her şey değişecek...
    Oysa yeni bir anayasanın, iktidarı koltuklara perçinlemek için hazırlanmak istendiği hâlâ anlaşılmış değil; bunu görecek göz nerede...
    *
    Dillerine yapışan ileri demokrasi ve geniş özgürlükler, AB daimi üyeliği, komşularla sıfır sorun, NATO üyeliğinin sağladığı saygınlık filan, hepsi havagazı; süreç, Araplaşma süreci; süreç, diktaya gidiş süreci; süreç, üniter yapının yok edilme süreci...
    Hâlâ "Büyüdük, dünyanın en güçlü ekonomilerinden biriyiz, ordumuz en güçlü ordu, bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük karakterimiz" filan diyerak etrafa afra tafra yapmamız da boşuna..
    Sallayan yok...
    *
    Bizdeki bu durum Japonya da yaşansaydı o koltuklarda ne başbakan kalırdı, ne iktidar; çoktaaan çekip giderlerdi... 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.