Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

Adalet ve suçlananlar

TÜRKİYE Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti midir?
   Anayasamız ve yasalarıımız öyle der...
   Kime sorarsanız aynı yanıtı alırsınız; bilen bilmeyen herkesin ezberinde bu cümle vardır; tereddüt etmeden "Evet, Türkiye cumhuriyeti bir hukuk devletidir" deriz...
   Siyasal ve sosyal her zeminde kullanılan geçerli söylem budur...
   Esasen kimse de aksini düşünmez; hukukun üstünlüğüne olan inancını "Evet, devletimiz hukuk devletidir" diyerek dillendirir...
   *
   Bu görüşe katılanlara, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hukuk devleti olduğunu söyleyenlere "Hadi bakalım bunu ispat et" derseniz, hukuk devleti olduğumuzu söyleyen ağız o noktada susar, kilitlenir, yanıt veremez.
   Bazıları sadece kem küm eder... 
   Bazıları da kendilerince uydurdukları ipe sapa gelmez argümanları referans vererek, kimi zaman hukuk devletinin varlığı yönünde, kimi zaman da öyle bir devletin yokluğu yönünde görüş beyan eder...
   *
   Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içerisinde hukukun üstünlüğünden dem vurmanın mümkün olmadığını göstermek için görülmekte olan davaların seyrini izlemek yetiyor...
   Hukukçular ya da hukukçu olmayan yurttaşlar o davalarda yapılan yargılama usulüne ilişkin hataları görebiliyorlar. Bu hataları görmek için hukukçu olmak, ya da daha önce şu ya da bu nedenle yargıç önüne çıkmış olmak da gerekmiyor. Yargılamanın, aklın kurallarına ters düşüp düşmediğine bakmak, yani rasyonel olup olmadığını gözlemlemek, hukukun esas alınıp alınmadığı konusunda insana mutlaka bir görüş kazandırıyor.
    İşte o görüş de sizi, ya hukukun olmadığı, ya da olduğu noktasına taşıyor. Böylece ülkede adaletin hakça dağılıp dağılmadığına kolayca karar verebiliyorsunuz... 
    *
    Mesela...
    Ergenekon Davası'na gelelim...
    Bu davanın seyri değerlendirilirken gelinen nokta ortada; davanın seyrinde hukukun üstünlüğüne uygunluk söz konusu değil, mübareğin esamisi dahi okunmuyor...
    Yargılama usulünde birçok hatanın yapıldığı saptanmadı mı...
    Adaletin üzerine gölge düşürecek ara kararlar verildiği görülmedi mi...
    Dava boyu yargılama usulü en ince ayrıntısına kadar uygulanmalıydı, bu yapılmadı; savunma hakkı tırpanlandı, bilgi ve belge kirliliği yüzünden bir kısım delilin düzmece olduğu yani iddianameye "Sehven" girdiği ortaya çıktı...
   *
   Yakın zamana kadar yargı sistemimizde savunma hakkına büyük önem verilirdi; bugün bu husus önemini yitirmiş bulunuyor.
   Nitekim Silivri'de görülmekte olan davalarda, savunmanın kısıtlandığına tanık olduk. Zaman zaman avukatlar meramlarını ifade edemediler, çünkü konuşma hakları yargı heyeti tarafından geçici yani o celseye ilişkin de olsa ellerinden alındı.
   Savunmanın üzerinde bu yolla kurulmak istenilen manevi baskıya avukatlar da, ya oturumu terk etmekle, ya da heyeti reddetmekle karşılık verdi...
   Yargılama sürecindeki bu tür eylemsel ilişkiler, demokratik nitelikli gelişmelerden sayılabilir. Ancak yargılama usulünde mündemiç ve sistemi bütünüyle kapsayan genel hükümler  demokratik haklar dikkate alınarak vazedilmiş olmasına rağmen yargılama sürecinde kullanılmamıştır. Oysa bu hakların biri dahi duruşma sürecinde şu ya da bu nedenle kısıtlanamaz. Kısaca ifade edersek, yargılama sürecinde savunma hakkı göz ardı edilemez.
   *
   Yargılama usulünde yapılacak usulsüzlükler, hükmü de gölgeler...
   İnsanlar, kargaşa içinde yapılmış duruşmalara bakıp hukukun üstünlüğüne ve yargılama usulüne ne kadar uyulduğu konusunda endişe duyarsa verilen hüküm hakkında da o kadar endişe duyar ve adaletin varlığına inanmaz hale gelir...
   Adaletin dağıtılmasında görev alanlar, bu ince noktayı asla dikkatlerinden uzak tutmamalıdır...
   *
   "Türkiye Cumhuriyet Devleti bir hukuk devleti midir" sorusuna tereddüt etmeden herkes gibi "Evet öyledir" yanıtı vermek isteriz.
   Ancak bunu bize hukukun üstünlüğünü ve adaletin yerinin bulmasını sağlamakla görevli olanlar söyletmelidir.
   Bu gelişmeyi bekliyoruz...
   *
   Ünlü siyaset yazarı Falih Rıfkı Atay merhum der ki:
   - Hukuk ile uygarlık ve kültür arasında ahenk kuramayan toplumlar bedbahttır.
   Bir gerçek de şudur:
   -Hukukun üstünlüğüne inanmamış olan adaleti bilemez ve adil olamaz...  
   Yani adaleti anlamayan adaletsiz olur!
   Şunu da unutmamak lâzım; adalet küçülürse suçlananlar büyür!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.