Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

27 Nisan yaklaşıyor

BİR yurttaş, yönetenlerden kaynaklanan çarpıklıklara kafayı takıp uzun bir şikâyetname yazsa,  onu da gelen geçen yurttaşların imzasına açsa, sonra da götürüp yürütme erkinin başına verse, suç işlediği gerekçesiyle gözaltına alınıp sorgulanır mı?
    Artı, bu eyleme "Darbeye teşebbüs" damgası vurulur mu?
    Bu iki sorunun yanıtını vermek bugünkü koşullarda herkes için zor; cevapları ancak yargı verebilir...
    *
    Bana sorarsanız, 28 Şubat muhtırası olayının, yukarıda değindiğim tablodan farkı yok... 
    Tek fark, muhtıra dedikleri yazılı şikâyeti sivil yurttaşların yerine asker yurttaşların, yani üniformalı ve ast-üst esasına dayalı emir komuta zincirine bağlı olanların vermiş olması.
    Yargılanmak üzere sorgulanan ve bir bölümü serbest bırakılan şüphelilerin başka bir fiili durum yaratmadıkları haklarındaki iddialardan anlaşılıyor...
    Şunu mutlaka çözmek zorundayız; yürütmenin yanlışından şikâyetçi olmak suç mudur?
    Sorunun iki yanıtı var; birincisi, demokrasilerde suç değildir; ikincisi, demokrasinin olmadığı yerlerde suçtur!
    Demokrasilerde yürütme erki, halkın şikâyetçi olduğu çarpıklıklara dayalı bir yönetimi zaten sürekli üstlenemez. Zira o sistemde, yürütmeden hesap soracak demokratik mekanizmalar tıkır tıkır işler ve yürütmeye, çarpıklıkları devam ettirme olanağı vermez... 
    Dolayısıyla kimse de kendisini, muhtıra filan vermek zorunda hissetmez.
     *
    Gelelim 28 Şubat sürecindeki koşullara...
    Siz bakmayın "İrticai faaliyetlerin odağı" olduğu hükme bağlanmış AKP'ye mensup ağızların rahmetli Erbakan'ın başbakanlığa başlamasıyla azmaya yüz tutmuş dinci kıpırdanmaları inkâr etmelerine...
     İrticai faaliyetlerin birinci derecedeki odağı, MNP'den başlayarak hep merhum Erbakan ve etrafı oldu. İkinci odağı ise on yıldır, Recep Tayyip Bey ve etrafı oluşturuyor. 
    Erbakan'ın odak olduğunu, yaşayanlar gördü; bugün de onu odak ilan edenlerin yargılama süreci gündemde. Bu da bir tür tezkiye; darbe girişimi suçu yargı sayesinde temizlenirken merhum Erbakan ile etrafı da aklanmış olacak...
    *
    Daha önce de söyledim, yineleyim...
    Darbeciler ya da darbe girişimcileri suçlu da, onları o eylemlere mecbur bırakan, yani azmettiren siyasetçiler sütten çıkmış ak kaşık mı?
    Geçiniz...
    * 
    Geliniz 27 Nisan muhtırası konusuna...
    Sıra o muhtırayı verenlere gelecek mi?
    Ayrıcalık yapılmazsa gelecek; böylece Dolmabahçe'de yapılan ve sır gibi saklanan ikili görüşmenin (!) içeriği de aydınlığa çıkacak.
    Darbeye ve darbeciliğe bizim kadar karşı olduğunu iddia edenler, yani AKP'liler, Yaşar Büyükanıt dönemini bırakır, görmezden gelir, o günü ve sonrasını göz ardı ederse, Ergenekon dahil görülmekte olan bu tür davaların üzerine gölge düşürmüş olurlar ki, varlıkları bir kez daha kamu vicdanını yaralar...
    Yaralı kamu vicdanının nelere muktedir olduğunu anımsasınlar ve sonrasını da düşünüp dursunlar...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.