Ergun Kaftancı

Ergun Kaftancı

2007'ye uzanın

BAŞBAKAN Yardımcısı Ali Babacan'ı, Bloomberg HT televizyonunda izledim; İngilizce konuştu...
   Yabancı sunucu sordu, o yanıtladı...
   Söylediklerini de izleyiciler alt yazıdan öğrendi...
   Babacan, ilginç değerlendirmeler yaptı ama hepsinden önce siyasal bir itirafta bulundu...
   Meğer bölücü terör örgütü PKK ile pazarlık, taa 2007'de başlamış fakat bir türlü sonuçlandırılamamış...
   Demek ki Türkiye'de muhalefet dahil, herkes uyumuş ve pazarlığın o tarihte yapılmaya başladığından kimsenin haberi olmamış...
   O gün başlatılan müzakereler (!) bugüne kadar kesintisiz olarak sürdürüldü mü bilemiyoruz. O konuda Babacan bir açıklama yapmadı. Fakat sözlerinden, ara ara görüşmeler olduğu, bir sonuca varılmadığı zaman da örgütün terörü tırmandırdığı anlaşıldı...
   Bu açıklamaya bakarak "PKK, bugünü hazırlamak ve siyasal iradeye diz çöktürmek için pazarlığın uzamasını sağladı ve bunu yaparken de saldırılarını acımasızca sürdürüp kan akmasına ara vermedi" dersek yanılmış olmayız...
   Teröristin taktiği sonuç verdi ve altı yıl süren pazarlığın sonunda nihayet barış (!) süreci ortaya çıktı. Maalesef gelinen bu nokta, iktidarın terörle mücadelede başarısız olduğunun son ve kesin kanıtıdır.
   * * *
   Ali Babacan önemli bir başka açıklama daha yaptı değerli okurlar...
   Başından beri, pazarlığın bütün sorumluluğunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aldığını, görüşmeleri az sayıdaki danışmanlarıyla şekillendirdiğini açıkladı. Böylece "Terör örgütüyle görüştüğümüzü ispat etmeyen şerefsizdir" gibi ağır bir ifadeyle suçlananların, şerefsiz olmadıkları da nihayet bir kez daha ortaya çıktı...
   Ayrıca "Hükümet görüşmez, devlet görüşür" gibi bir mantığın tezgâhlanması için gösterilen gayretin de fiyaskoyla sonuçlandığı görüldü.
   Daha önemlisi şu; görüşmeleri devletin değil siyasal iradenin yaptığı ve o iradenin de, tek kişiye ait bir devlet anlayışı olduğu anlaşıldı.
   * * *
   Elbet de barışa karşı değilim...
   Her yurttaş gibi, barışın sağlanmasını, bu coğrafyada buluşmuş herkesin, alt kimliği, dini, dili, rengi, siyasal tercihi ve kültürü ne olursa olsun millet denilen kavramı sahiplenerek özgürce ve insan gibi yaşamasını istiyorum...
   Bu anlayışı bozanların da toplumda yeri olmadığını savunuyorum...
   Ancak zül sayılacak ve teslimiyetçi bir anlayışla oluşturulacak bu barış ortamını da insanlık onurunu kırıcı gelişme sayıyorum...
   O nedenle, ayrıntılarını ve ne pahasına olduğunu bilmediğimiz bir dayatmayı barış sayamıyorum ve bu sürecin de kazasız belasız devam edeceğini sanmıyorum.
   Zira el sıkışılan vandal anlayışın insanlıktan nasibini almadığını dünya bilirken biz göz ardı ediyoruz. Vandal anlayışla el sıkışan toplum olmaz, olmamalıdır!
 

Valiye bak valiye

    YETKİLİ olsaydım Iğdır Valisi'ni derhal görevden alırdım...

   Alırken de gerekçe olarak "Sorumluluğunun farkında olmayan, vali olamaz" açıklaması yapardım...

   Iğdır Valisi'nin, birkaç ay öncesine kadar teröristlerin cirit attığı dağda şenlik düzenlenmesine ön ayak olmasını insanın aklı almıyor...

   Evet, öyle oldu...

   MHP'nin kalesi olan bu kentimizin valisi tarafından verilen emir üzerine Özel İdare tarafından 2 bin 100 rakımlı Korhan Yaylası'nda düzenlenen piknik şenliğinin güvenliğini sağlamak üzere devriye görevi yapan iki askerimiz mayına basarak şehit düştü...

   Er Mustafa Altan ile er İbrahim Özkıdır yaralandılar ama kaldırıldıkları hastanede hayatlarını kaybettiler. Mekânları cennet olsun!

   * * *

   Şu sorumsuzluğa bakın değerli okurlar; hiçbir önlem almadan ve olasılıkları düşünmeden kendisini barış sürecine kaptıran valinin yediği naneye bakın...

   Sık aralıkla çatışmalara sahne olan bahse konu alanda mayınların olacağını düşünemeyen insan, nasıl vali olabilir Allahaşkına söyleyin...

   Madem o alanda piknik organizatörlüğü yapacaksın, önceden bir alan taraması yaptırsana be adam...

   Vali, Iğdır'daki garnizonla iş birliği yaparak taramayı sağlayabilirdi...

   Sorumsuz olduğunu bu ihmalle ve akılsız davranmakla gösterdi...

   Onu değil Iğdır'da, Türkiye'nin hiçbir kentinde ne vali, ne kaymakam, hatta ne maiyet memuru olarak görmek isterim...

   Yollardım, "Gitsin, rızkını sorumluluk gerektirmeyen hangi kapıdan sağlayacaksa oradan sağlasın" derdim..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.