Yazmaktan sonra düşünmek de yasaklanabilir

Bir kitap yazmayı düşünüyor ve yazıyorsunuz. Kitap henüz basılmamış. Fakat birileri bu kitapta yazdığınız şeylerin sakıncalı olduğuna hükmetmiş veya vehmetmiş kitabın basılmasını istemiyor. Sonuçta daha basılmamış bir kitabın bütün kopyaları yok edilmeye çalışılıyor.
Hiç öyle şey olur mu demeyin. Şu anda ülkemizde yaşanan olay aynen budur. Ahmet Şık’ın basılmamış kitabı toplanmaya değil kayıtlardan yok edilmeye çalışılıyor. Hadise o kadar trajik ve antidemokratik ki Avrupa ülkeleri basınında bile yer buldu. 
Allah aşkına hangi yüzyılda yaşıyoruz. Bilgisayar ortamında yazılmış olan bir kitabın kopyasının bu şekilde yok edilmesi mümkün müdür? İlkokul öğrencisi bile buna inanmaz. Türkiye’deki bütün bilgisayarları ve flash diskleri toplasanız bunun kopyasını yok etmeniz mümkün değil. Peki ne yapılmaya çalışılıyor? Bu sorunun cevabı yoktur. Bütün kopyaları yok etmeyi başarsanız bile yazarın kafasında zaten o bilgiler var. O kafayı mı keseceksiniz yoksa. Bu garabet durumu açıklamak gerçekten çok zor. Ancak yorum yapılabilir. 
Duruma bakıldığında olan biten iki şekilde yorumlanabilir
1. İmamın Orduları kitabında çok çarpıcı ve gerçek bilgiler var. Bu yüzden yayınlanırsa yer yerinden oynayacak. Birilerinin Devleti nasıl ele geçirmeye çalıştığı açık açık belgelenecek. 
Kitabın yok edilmesiyle, kamuoyunun, imamın-müezzinin artık her kimse, onun ordusu, polisi, jandarması hakkında bilgi sahibi olması engellenmek isteniyor.
2. Kitapta çok ilginç bir şey yok Hanefi Avcı, Zübeyir Kandıra ne yazmışsa benzer bilgiler var. Yani orijinal bir şey yok. Ancak bilgisayar kopyalarını yok etme eylemiyle herkese gözdağı veriliyor. Bundan sonra kimse böyle şeyler yazmaya cesaret etmesin isteniyor. Hatta yazmaya cesaret etmek yetmez bu konuda hiç kimse bir şey düşünmesin mesajı veriliyor. 
Ergenekon davasının düzmece olduğunu ve hiçbir şey çıkmayacağını söyleyenlere “lütfen konuyu sulandırmayın” diyordu birileri. Artık Ergenekon’u gerçekçi bulmayanların sulandırmasına gerek kalmadı. Çünkü bizzat soruşturmayı yürütenler, Ahmet Şık’ın basılmamış kitabını yok etme komedisiyle, yeteri kadar sulandırmış oldu. 
Şimdi şunu sormak lazım: Nerede insan hakları, nerede düşünce özgürlüğü, nerede ileri demokrasi. Demek bunların hepsi laf-ı güzaf imiş. Demokrasi sadece işine geldiğini, demokratik olmamasına rağmen pervasızca yapabilmek, işine gelmeyeni tu kaka etmekmiş. Geçen hafta demokratlık testi başlıklı bir yazı yazmıştık. Bir hafta geçmeden bizi yine bu kadar haklı çıkaracaklarını tahmin etmiyorduk doğrusu. 
Sayın Sabahattin Önkibar’ın Cuma günü Yeniçağ Gazetesindeki köşesinde yaptığı çağrıyı biz de burada tekrarlıyoruz. Diyoruz ki: CHP ve MHP yönetimleri. Bu kitabın basımını lütfen siz üstlenin. Milletvekillerine matbaada nöbet tutturarak (Polisi taşlamadan, tokatlamadan tabiî ki ) kitabın basımını sağlayıp millete ulaşmasını sağlayın. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.