Öncelik Özerklik İsteyenler Değil Paralelciler!

Seçimler bitti gürültüleri halen devam ediyor. İktidar partisi seçimlerde ana propaganda malzemesi olarak cemaati hedef seçti ve bütün kampanyasını “paralel yapı” diyerek cemaat üzerine kurdu. Bu paralel yapının kendisine darbe yapmaya kalkıştığını, yeterli oyu alırsa bu yapıyı devletten temizleyeceğini söyledi durdu.

Seçimler bitti yeterli oyu aldı ve bu yapıyla mücadele edeceğini söylemeye devam ediyorlar. Ancak seçimin hengâmesi içerisinde paralel yapı nutukları atılırken bazı yazarlar da sesleri çok çıkmasa da başka önemli bir noktaya dikkat çekiyorlardı ki bu da “özerklik” çabalarıydı.

Dikkatinizi çekmiştir Güneydoğuda belirli bir bütünlük arz eden bir bölge tamamıyla Öcalan destekli BDP tarafından kazanıldı. Bu bölgede bulunan çoğu şehirlerde seçimlerden önce de tuhaf haberler gelmekteydi. Mesela çözüm sürecinin başlamasıyla, birileri kendi güvenlik birimlerini kurmuş asayiş uygulamaları yapmaktaydı. Bu ne demekti? Ben kendi asayişimi kendim sağlayacağım demekti. Bu durum devlete düpedüz başkaldırı olmasına rağmen, “çözüm sürecini baltalamak istiyorlar” diye geçiştirilmeye çalışıldı. Yine bazı BDP’li yöneticiler seçimden sonra özerklik konusunun gündeme getirileceğini söylemekteydiler.

Seçimler bitti yeni Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ilk bombayı patlattı. “Enerji bu bölgeden üretiliyorsa biz de payımızı isteriz” dedi. Bu demece ne hükümetten ne de basından hiç ciddi bir tepki gelmedi. Sadece bir haber olarak sunuldu geçildi. Aslında bu ifade yenilir yutulur gibi değildir. Anlamayana ben açıklamaya çalışayım. Şunu demek istiyor Diyarbakır Belediye Başkanı: “Biz bölgede üretilen enerji kaynaklarının mali tutarını Türkiye Cumhuriyetinden istiyoruz”. Bunu söyleyene gerekli cevabı vermezsen yakın bir zamanda diğer isteklerini de sıralamaya başlayacaktır. Mesela bölgenin trafik şubelerine kayıtlı araçların taşıt vergilerini biz toplayıp kullanalım veya bölgeden toplanacak gelir vergilerini biz tahsil edelim veya bölgenin asayişinden biz sorumlu olalım gibi. O zaman da şimdiki gibi susup oturacaklar mı acaba birileri.

Kimse kendini kandırmasın özerklik istenecek şehirlerde doğru dürüst kendisini Türk diye gören kimse kalmamıştır. Olanlar da asker, polis, üniversite hocası, öğretmen, doktor vs.’ dir, onlar da ekmek parası için bölgede mecburen yaşamaktadırlar. Kürt olup da bölgedeki gelişmelerden rahatsız olanlar ise çoktan ülkenin batı kesimlerine gidip yerleşmiş durumdadır. Bursa’da dükkan açan bir Mardin’li kebapçı görürsünüz ama Mardin’de İskender kebap dükkanı açan bir Bursalı göremezsiniz. Bölgedeki protesto eylemlerinde saldırılacak kişi, kurum bulunamadığı için mecburen banka şubelerinin camları kırılıyor artık. Korucu aileler can korkusu içerisindeler. Bu mudur çözüm süreci? Beğenin beğenmeyin bölgede Kürt milliyetçileri sürece tamamen hakim durumdalar.

Sürece hakim olan sürecin sonuçlarını da belirleyecektir. Bu kadar basit.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.