NE GÜZEL ÇİN’İ UNUTMUŞTUK

Çin’de yaşanan olayları üzüntüyle seyrediyoruz. Kişisel olarak tepkimizi çevremizdekilere bildirmekten başka bir şey elimizden gelmiyor. Televizyonlarda görüntüleri seyrettikçe içimiz yanıyor. İster istemez şunu düşünüyoruz. Dünya üzerinde şu kadar Türküz ama birlikteliğimiz yok ve bir kısmı da esaret ve zulüm altında. Aklımıza Davos geliyor. Filistinli Araplar için İsrail Cumhurbaşkanına atılan fırça ne kadar hoşumuza gitmişti. Bir fırsatını bulsak da şu Çin Devlet Başkanına da haddini bildirsek diye içimizden geçiyor. 

Tepkiler meydanlara da yansıyor. Kimileri bağırıyor, Müslüman Doğu Türkistan diye, kimileri Bağımsız Uygur Türkleri diye de bağırıyor. Kimi Sincan diyor kimi Doğu Türkistan. Bunu niye söylüyorum? Zira, daha ne matbuatımız ne de halkımız neye kime nereye sahip çıkacak onun kararını verememiş gibi. Ankara’nın Sincan’ı gibi Sincan diyorlar. Aslında bölgenin adı Doğu Türkistan. Son yıllarda Türk kelimesini kullanmaktan imtina eder hale geldik ya. Her halde onun için Sincan demeye özen gösteriyorlar. Bazıları da Acaba Uygur mu desem Türk mü desem, yoksa Uygur Türkleri mi desem? diye tereddüt geçiriyor. Kimisi de hiç Türk demiyor Müslüman Uygurlar diyor. (Bu arkadaşlar bölgede yaşayan Müslüman Çinlileri hangi kefeye koyacaklar o da ayrı merak konusu) 

Aslında ne güzel Çin diye bir tarihi düşmanımızı unutmuştuk. O günler geride kalmıştı. Çinliler o uzun seddi kime karşı korunmak için yaptıklarını asla unutmadıkları halde biz neredeyse unutmuştuk. Biz onları düşman defterinden sildik ama demek ki Çinliler henüz daha silmemişler. 

Çin kendini Dünyanın merkezinde sanan ve baskıcı bir şekilde Çin milliyetçiliği ile yönetilen bir ülke. (Onun için duvarları örmüş içerisinde kuruntuyla oturuyorlar) Ancak Çin’in de yumuşak karnı var. Sadece Uygurlar değil bir çok azınlığı da bünyesinde barındırıyor. Çinliler arasında milliyetçilik duygusu ırkçılık seviyesine çıkmış. Bu husus tabi ki azınlıkların durumlarını daha da zorlaştırıyor. 

Cumhurbaşkanımızın Çin’e yaptığı ziyaretin ardından bu saldırıların başlaması da manidar görünüyor. Basına yansıyan bazı görüşlere göre; iki ülke arasında ticari anlaşmalar dışında Çin’den kredi alınabilmesi bile mümkün hale gelmişti. Belki de Çin gibi ticaret fazlası olan ülkelerin parasını kullanan küresel ekonomik güçler bu kredi olayını hoş karşılamadı ve düğmeye basıldı. Olanlar oldu. Türkiye ile Çin’in arasına karakediler sokuldu. Zaten olanlardan ne Çin ne de Türkiye’nin karlı çıkması gibi bir durumun olmadığı da tahmin ediliyor. 

Bu arada Başbakanımızın durumu da zora girdi. Zira Araplar için Davos’ta gösterilen tepkinin aynısı Türkler için de yapılsın isteniyor. Doğu Türkistan liderine iki kez vize verilmemesine karşılık Hamas Liderinin apar topar Türkiye’ye getirilmesini de kimse unutmadı. Şimdi “Bu yapılanlar soykırımdır” diyerek çok ağır konuşan Başbakanımızdan toplumun yeni hamleler beklemesi gayet tabii görünüyor. 

Çinliler Türk tarihinde en çok savaştığımız ve çıkarlarımızın çatıştığı milletlerden biridir. Ayrı coğrafyalarda yaşamamız gördüğünüz gibi sonucu değiştirmiyor. (Gerçi şimdi modaya uyup bütün dünya insanları kardeştir, küreselleşen dünyada böyle düşmanlıklar olamaz diyenler de çıkıyor) Yani Çin hep böyle ucuz mal üretip Dünya’ya satacak. Dünyada ekonomik kriz çıksa da bütçesi fazla verecek, ama hiçbir zaman diğer devletlere yan gözle bakmayacak, Dünya’ya hükmetmek istemeyecek mi zannediyorsunuz?
Çin Tarihine ve kültürüne göz atmanızı öneririm.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.