Milli Mücadele olmamış Hepsi Temsiliymiş (!)

Ordu Milletvekillerinden biri TBMM komisyon çalışmalarından birinde Milli Mücadele ile ilgili bir takım laflar yumurtlamış. Demiş ki: 

Şimdi bu süreçle ilgili başka şeyler de var. Belki bunlar tartışılacak ama mesela Yunan tarihinde bir Ege Savaşı yok. Bunu biliyor musunuz? Yunan tarihinde Ege’de Türklerle bir savaş yok. Bizim tarihimizin en önemli savaşlarından biri Yunanlılara karşı verilmiş olan savaştır. Biz milli güvenlik akademisinde oralardaki şehitlikleri dolaştık. Bütün şehitlikler temsili. Bunlar çok önemli, anlayış olarak bir yere gelmek istiyorum. Burada Ankara Hükümetinin meşruiyetiyle bazı şeyler yapılmış süreç içinde bazı şeyler. O zamanki İngiliz sefirinin telgrafları var, İngiltere’ye çektiği telgraflar. Bunlar bütünleştiği zaman tartışacağımız şeyler çıkıyor. 

Tartışılacak şeyler ne olabilir anladınız herhalde. Şehitliklerin temsili olduğunu söyleyebilmek nasıl bir algıdır anlamakta zorluk çekiyorum. Bu ülkede bir kesim var Milli Mücadeleye ve bu mücadeleyi gerçekleştirenlere karşı kin besleyen, öfke kusan. Yıllardan beri sadece kendi dost sohbetlerinde dile getirdikleri hezeyanları artık alenen söylemekte beis görmüyorlar. Sebep ne, neden böyle söylüyorsun diye sorduğunuzda, sanki Osmanlı çökmemiş, I. Dünya Savaşını kazanmış, ülke işgal edilmemiş, kısaca her şey güllük gülistanlık iken Kuvvâ-yı Milliye denen haybeci bir gurup çıkmış huzur ve refah içerisindeki Osmanlıyı batırıp yerine uyduruk bir devlet kurmuş misalinde cevaplıyorlar. 

Yahu el- insaf. Her yıl taklalar atarak kutladığın İstanbul’un fethini bu Kuvvâ-yı Milliye olmasa kutlayamayacaktın. Çünkü 16 Mart 1920’ de resmen “mübarek” saydığın bu şehir işgal edildi. Yani senin elinden alındı. Bunu da mı görmezsiniz. 

Bu işgalden sonra bir Fransız generali beyaz bir at üzerinde Fatih’in girdiği noktadan İstanbul’a girerek nazire yaptı. Bunu bilmek zorunuza gitmiyor da. Kuvvâ-yı Milliye, İngiliz taşeronu Yunanlılar’a karşı savaştı diye mi zorunuza gidiyor. 

Demek ki sizin dedeleriniz o Fransız generale yol boyunca çiçek atıp alkışlayanlar içerisindeydi. Sizlerde bugün onların torunları olarak size yakışanı yapmaya çalışıyoruz. 

Peki sonra ne oldu Mudanya Mütarekesinden sonra beğenmedikleri Kuvvâ-yı Milliye Lideri Mustafa Kemal Paşa’nın Samsundan beri yanında olan Refet Paşa İstanbul’un yeniden bizim elimize geçmesi törenini beyaz bir at üzerine binerek gerçekleştirdi de, biz de taklalar atıp 1453’den beri İstanbul bizim elimizde diye kutlamaya devam edebiliyoruz (2 yıl hariç). 

Tarihle yüzleşmek lazımmış. Erkeksen yüzleş göreyim nereye kaçacaksın. 

Misal olarak yere göğe koyamadığın İskilipli Atıf Hoca: Sadece şapka giymem diye mi idam edildi sanıyorsun. Peki Kuvvâ-yı Milliye’nin idarecilerine karşı yayınladığı bildiride Harp yıllarında sizleri cephe cephe sürükleyen ve din kardeşlerinizin suçsuz yere ölmelerine sebep olanlar arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimler de vardı. Siz bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız bu fetva Allah ın emridir, Sizler bu katil canavarları daha fazla yaşatmamakla mükellef ve görevlisiniz. Bunların vücudlarını külliyen ortadan kaldırmak Müslümanlık için farz olmuştur." Demedi mi? 

Yine başka bir bildirisinde "Mustafa Kemal ve Kuvvâ-yı Milliye maskaraları Yunan askerlerinin önünden kaçıyor. Yazık ki halkımız Talât, Enver, Cemal, Mustafa Kemal gibi beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için gereken fedakârlığı yapmıyor. İngilizleri kızdırdınız, üzerimize Yunanlıları musallat ettiler. Şimdi usulca oturup yenilginin sonuçlarına katlanmak yerine Yunanlılarla harbe tutuşuyorlar. Bu eşkıyaları ve asileri en kısa zamanda bertaraf etmek hepimize farzdır. Demesine ne diyeceksiniz. Yunan Ordusu işgal ettiği yerlerde ne namus bırakmış ne ezan, katliam yaparak ilerlerken bunlarla mücadele etmeye çalışanlara böyle söylenmesi içinize siniyor mu? 

Kaldı ki bu minval üzere Şeyhülislam Dürrizade’nin verdiği bir fetva ve Padişah Vahdettin’in yayınladığı bir ferman da vardır. Fetvada Padişahımız askerleri Kuvvâ-yı Milliye ile savaşırken ölürse şehit kalırsa gazi sayılırlar mı sorusuna el- cevap evet denilmiştir. Dikkatinizi çekerim Yunan Ordusu bu tarihlerde işgale devam ediyor. Yine Kuvvâ-yı milliye yöneticilerinin öldürülmelerinin şer-i şerife uygun olduğu da söylenmektedir. 

Fermanda ise başta Mustafa Kemal, İsmet, Fevzi, Dr. Adnan, Ali Fuad, Kara Vasıf beyler gibi lider kadrosundakilerin idama mahkum edildiklerini ve görüldükleri yerde tevkif edilmeleri emredilmiştir. İşte bu ferman ve fetva İngiliz uçaklarıyla bütün ülkeye dağıtılmıştır. Bu yüzden bir çok kimse Yunanlarla savaşmak için Kuvvâ-yı Milliye’ye katılmak istememiştir. Silah altına alınanlar da kışlalarından kaçmışlardır. kaçak sayısı o kadar çoktur ki Hıyanet-i vataniye kanunu da bu yüzden çıkarılmıştır. 

Atatürk’ün en azılı muhalifi Rıza Nur hatıralarında bu konudan bahseder der ki: Fevzi Paşa her hafta mecliste kürsüye çıkıyor ve askere giyecek falan istiyordu. En sonunda dayanamadım sordum “Yahu bizim bu kadar askerimiz mi var habire giyecek istiyorsun diye” Fevzi Paşa gayet sakin cevapladı: “Ben ne yapayım elbiseyi giydirdiğim asker bir hafta sonra kaçıyor” diye. Düşünün şöyle, bu asker vatanını işgalcilerden savunmak yerine kışlasından 

niçin kaçıyor. Cevabı işte bu ve benzeri fetvalar, fermanlar ve İskilipli Atıf gibilerin beyanatlarıdır. 

Kimse bana “efendim dönemin şartları gereği padişah öyle davranıyordu siyaseten böyle olması gerekiyordu, aslında Padişah onları destekliyordu” demesin. Niye demesin çünkü destekleyen adam böyle ferman ve fetva yayınlatmaz. Kafasına sıkar yine yapmaz. Devletin bâkâsı için kardeşini oğullarını babalarını öldüren bir hanedanın temsilcisi o kadarını da yapsın artık. Veya baktı ki olmuyor o da Ankara’ya gelsin bir zahmet. 

Hele bir düşünün Kuvvâ-yı Milliye hareketi başarısız olsa neler olurdu diye. Ne İstanbul kalacaktı ne İzmir. Ne ezan kalacaktı ne de namus. Kendi topraklarımızda ya soykırıma uğrayacaktık ya da köle olacaktık. 

Bilmiyorum bunu algılamak niye bu kadar zordur. Osmanlının yıkılması Cumhuriyetin kurulması neden bazılarının zorlarına gidiyor. O zaman Selçuklunun hesabını da Osmanlı’ya mı soracağız? Asl olan milletin kendisi ve onun tarihidir. Devletleri de yine millet kurar ve yaşatır. 

Bu millet 1919 dan sonra yok olma noktasındayken kendini küllerinden yeniden yaratmıştır. Verdiği (bağımsızlık dahi demiyorum) namus ve onur mücadelesini küçük siyasi hesaplar uğruna hiç saymak hiçbir vicdana sığmaz. Lütfen artık elinizi bu milletin tarihinden ve tarih sahnesine çıkarttığı kahramanlarının üzerinden çekiniz. Sizin sevdiğiniz ve sevmediğiniz bu insanlar artık bizim tarihimizde yerlerini almışlardır. Tarihle yüzleşmek bu değildir, böyle olmamalıdır. Bu millete ve devletine hizmet etmek istiyorsanız buyurun edin. Ama bu milletin tarihiyle, değerleriyle oynamayın bundan sizlerde dahil hepimiz zarar görürüz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.