Merhaba

Çok uzun bir süre olmadı ama iki aylığına Venedik Devlet Arşivinde çalışmak amacıyla İtalya’ya gittik. Venedik gibi dünyanın en fazla turist çeken şehrinde yaşamak ilk başta bize de heyecan verici geldi. Ama çok değil bir hafta sonra şehrin konumu yapısı bizleri sıkmaya başladı. Zira Dünyada benzeri olmayan bir şehirdesiniz. Yol, cadde, bildiğiniz sokaklar yok. Tabi trafik de yok. Sokakların çoğu iki kişinin ancak geçeceği genişlikte. Evinizin penceresinden baktığınızda, sokakta park etmiş otomobilleri değil su kanalı boyunca park etmiş tekneleri görüyorsunuz. Bütün ulaşım vapurlarla sağlanıyor, ancak ara kanallara ancak küçük tekneler veya gondollar girebiliyor. Bu yüzden büyük kanal boyunca çalışan vapurlardan indiğinizde yine her zaman olduğu gibi gideceğiniz yere yürümek zorundasınız. Marketin önüne otomobilinizi park edip alışveriş yapmak lüksünüz yok. Ellerinizde veya el arabanızda eşyalarınız, metrelerce kilometrelerce yürümek insanı canından bezdiriyor. Ancak şehrin genel görünümü sokakları, binaları meydanları tarihi eserleri gördükçe yorgunluğunuz pek kalmıyor. 

Şehirdeki bütün yapılar (İnsanların yaşadığı evler-apartmanlar dahil) neredeyse 400- 600 yıllık binalar. Yüz yıllık bir binayı arasanız bulamazsınız. Bizim koca ülkemizde özel şahıslara ait 500 yıllık tarihi binaların sayısının azlığını göz önüne alırsanız Venedik’in nasıl tarih ve kültür şehri olduğunu daha iyi anlarsınız. Bu yüzdendir ki 15- 20 milyon turist bu şehri her yıl ziyaret etmekte. 

Venedik Arşivinden de söz etmek gerekirse, bu arşivdeki Osmanlı Devleti ile ilgili belgelerin sayısı hayli fazla ve çoğu da Osmanlıca belgeler. Venedik Cumhuriyeti ve Osmanlı Devleti arasındaki sıcak ve yoğun ticari ilişkiler iki devlet arasında siyasi ilişkilerde de sürmekte. Bu arşivdeki Osmanlı tarihi ile ilgili belgelerin hemen hemen tamamını inceleme ve bir kısmını da kopyalama imkanını bulduk. Bugüne kadar ülkemizden bir elin parmaklarını dahi geçmeyecek sayıda tarihçimizin bu arşivde çalışmamasını da gerçekten hayretle karşıladığımızı belirtmek isterim. 

İtalya ile ilgili genel değerlendirmelerimizi yapacak olursak: Kaldığımız süre boyunca İtalya’nın gündeminde ekonomik krizin olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Krizin sebeplerini sokaktaki İtalyanlar, iktidara bağlamakta. “Bunların döneminde zengin daha zengin fakir daha fakir oldu, zenginler hiçbir zaman vergi vermemekte bütün yük sade vatandaşın sırtında” diye cevaplıyorlar. Ancak genel olarak bütün Avrupa’da belki de krizin en önemli tetikleyicisi olan unsuru ya görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar ki o da nüfusun yaşlılığı. Hangi işletmeye girseniz, çalışan elemanların çoğunun yabancı ülkelerden gelenler olduğunu görüyorsunuz. Başta, Bangladeş, Tunus, Fas, gibi ülkelerden gelen göçmenler olmak üzere bu ara eleman boşluğunu doldurmakta. Genç nüfusun azlığına rağmen işsizlik ciddi boyutlarda. Arşivde tanıştığımız ve doktorasını bitirmiş, iş bulamadığından uzun süredir bir otelde çalışan ve beş yabancı dil bilen bir İtalyan gençle tanıştığımızda işsizliğin boyutunu daha iyi anladık. Öte taraftan ölüm yaş ortalamasının 80–85 lere çıkmasının, sosyal güvenlik sistemini ciddi olarak sarsmış durumda olduğunu da unutmamak lazım. 

Diğer taraftan kısaca İtalya’nın başkenti Roma’dan da bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. İtalyanlardan neyi örnek almamız diye bir soru sorulsa hiç tereddütsüz cevabım tarihimize ve kültürümüze İtalyanlar gibi sahip çıkmamız gerekir, diye olur. Roma’nın tarihi merkezinde yeni binalar bile Roma İmparatorluğunun mimari tarzıyla yapılmış. Bir çok turist bunları Roma eseri zannederek resimlerini çekiyor. Varın gerisini siz tahmin edin. Roma İmparatorluğuna ait eserler gayet iyi bir şekilde korunup muhafaza edilmiş. Arkeolojik kazılar halen devam ediyor Şehrin merkezinde gezdiğiniz zaman gözünüze Roma imparatorluğunun büyüklüğü haşmeti yansıyor. Bir İmparatorluk ve medeniyet merkezinde gezdiğinizi her an hissediyorsunuz. İstanbul ile kıyaslayacak olursak sadece Sultanahmet meydanı civarında Osmanlıyı nasıl hissediyorsanız Romanın büyük bir kısmında bunu hissediyorsunuz. Gerçekten de tarihine ve medeniyetine sahip çıkmak hususunda İtalya bütün dünya devletlerinden ve milletlerinden çok daha yetenekliler. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Değişik ülkelerden milyonlarca insanın bu ülkeye gelmesi ve bu şehirleri gezmesinin ve milyarlarca dolar döviz bırakmasının en önemli sebebi bundan başka bir şey değildir. Böylelikle İtalya milli varlıklarını milli servete dönüştürmede de dünyaya bir örnek teşkil etmekte. Çoğu tarihi eserler 6 ila 14 Euro arası bir fiyat karşılığında gezilebiliyor. 

Bazı şehirlerde yerli halktan daha fazla turisti, büyük sanayi tesislerini, tarihi eserlere giriş için uzun bilet kuyruklarını, tarım arazilerini, üzüm bağlarını, meyve bahçelerini, demiryollarını, görünce, “bu adamlar krize girmeyi nasıl becerdi” diye düşünmeden de edemiyorsunuz hani!.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.