KİM FAŞİST

Başbakanımız yine gündem oluşturdu. Faşizan yaklaşımla etnik kültürler göçe zorlandı diyerek.

Tabii ki kıyamet koptu. Nasıl kopmasın. Herkes bu sözlerin 1915 Ermeni tehcirine bir atıf olduğunu anladı. Başbakan’a Tarih bilmeme, milli şuurdan yoksun, bölücü yakıştırmaları yapıldı.

Aslına bakarsanız Başbakanın sözleri bence yanlış değerlendiriliyor. Bana göre Başbakanımızın sözüne karşı çıkanlar veya hesap soranlar tarih bilmiyorlar olabilir!

Nitekim Başbakanımız, bu sözleriyle yüzyıllardır Rus baskısı altında kalmış, katledilmiş soykırıma uğratılmış, göçe zorlanmış, Kırım Türklerinden Kafkasya halklarından yani Çerkezlerden, Gürcülerden, Abazlardan, Ahıska Türklerinden ve nice Türk ve Müslüman’dan bahsediyor olamaz mı? Kırım Türklerinin vagonlara tıkış tıkış doldurularak Sibirya’ya aç ve susuz Ağustos ayında Sibirya’ya nasıl sürgün edildiklerini ve yarıdan fazlasının bu vagonlarda öldüğünü, siz bilseniz Rusları faşistlikle suçlamaz mısınız?

Yine Balkanlarda yaşayan Türklerin 19 yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batılı devletlerin de katkılarıyla nasıl katledildiklerini soykırıma uğratıldıklarını ve Anadolu’ya göçe zorlandıklarını bazıları bilmiyorsa Başbakan ne yapsın. (Bir de Balkan Harbi ve 1. Dünya savaşından sonra Balkanlarda bu acının misli misli yaşandığını da unutmayalım).

Bu bakımdan, Başbakanımız aslında Bulgaristan Sırbistan ve Yunanistan devletlerine bir gönderme yapıyor ve onları da faşistlikle suçluyor olmalı (üstü kapalı).

 

***

 

Buraya kadar yazdıklarımızın bir latife olduğunu anladınız umarım. Şimdi şaka bir yana bu lafın yenilecek yutulacak bir tarafı yoktur. 1915 Ermeni tehciri neden yapılmış, bu topraklarda yaşayan herkesin malumudur. Aynı şekilde 6-7 Eylül olayları da büyüyen bir diplomatik krizin sonucunda patlak veren bir provakatif bir eylem olduğu da ortadır.

Şimdi birden bire hiç yeri yokken bu laf neden edilir tam bir muamma. Tamam, çok demokrat, aydın, çağdaş ve hoşgörülü bir kişiliğiniz olabilir. Ama siz bir ülkeyi idare eden kişiyseniz sözlerinizi ölçülü bir şekilde söylemek zorundasınız. Mevlana’nın güzel bir sözü vardır. Şöyle der: “Söz ağızdan çıkmadıkça senin kölendir, Ama ağızdan çıktıktan sonra sen sözünün kölesi olursun” Ne güzel demiş değil mi? Maşallah Başbakanımız, hep sözünün kölesi durumunda dikkat ederseniz. İspanya’da laiklikle ilgili sarf ettiği sözler, Kelle meselesi ve son olarak da bu sözler.

Bugüne kadar Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar, Karadağlılar, Ruslar, Yunanlılar Müslüman Türklere yaptıklarından dolayı bizden özür mü dilediler veya kendilerini faşist olarak mı nitelediler ki bizim Başbakanımız böyle sözler söylüyor.

Faşizan yaklaşım gösterdiler dedikleriniz kimler. Senin yere göğe sığdıramadığın Osmanlı Padişahı (hem de halife unvanlı) başta olmak üzere o gün ülkeyi yönetenler. Yaptılarsa bir gerekçesi vardır ve o gerekçe de budur demek dururken niye böyle deniyor.

Gerçi bazı basın mensupları da köşelerinde Başbakana hak veriyorlar. Bu kişiler de çok demokrat, aydın ve hümanist ya, o yüzden. Tarihini karalamak tarihinden utanmak bazı çevrelere pirim yapıyor olmalı ki destekleyip “Ya ne modern ve demokrat bir adam” desinler diye böyle davranıyor olmalılar. Hatta Ermeni Tehciri kararında ülkeyi yöneten ittihatçıların liderlerinden Cemal Paşanın torunu gazeteci Hasan Cemal bile nasıl demokrat ve insan hakları savunucusu olduğunu göstermek için Başbakana hak veriyor. Kimi de benim rahmetli kayınpeder Rum idi ona da ayıp ettiler diye köşesinde yazıyor.

Lafı uzatmaya gerek yok. Osmanlı faşizan düşünseydi, yani gayrimüslim unsurları düşman görseydi, bugün Balkanlarda bir tek Hıristiyan unsur kalmazdı. Demek böyle görmediği için bugün Sırbistan, Yunanistan, Karadağ, Bulgaristan vs. adlı Devletler var. Ama Balkanlardaki Türk-Müslüman nüfusuna bir bakın ne kalmış. 19. Yüzyıl sonlarında %50’si Müslüman olan bazı Balkan bölgelerinde kelaynak kuşu misali göstermelik bir nüfus kalmış.

80’li yıllarda Jivkov döneminde Bulgaristan’da yaşayan Türklere etnik temizlik yapıldığında, isimleri zorla değiştirilmeye çalışıldığında Başbakanımız başka bir gezegende miydi, haberi olmadı? Belene kapı sözü ne ifade ediyor hafızasında? Yoksa o alleme danışmanları da mı kendisine hatırlatmıyor. Yunanistan’da yaşayan Trakya Türklerinin neler çektiğini bilmiyor mu? Sadık Ahmet neyin Mücadelesini veriyordu. Halterci Naim Süleymanoğlu niçin Bulgaristan’dan Türkiye’ye iltica etti. Belki Bosna ile ilgili mitingleri hatırlıyordur Başbakanımız. Hani Ordu Bosna’ya diye slogan atılan mitingleri. Belki kendisi bile bizzat katılmıştır o mitinglere. Batı Trakya Türklerinin çektiği ızdırapları konu edinen Emine Işınsu’nun Azap Toprakları isimli romanını da mı okumadılar acaba o allame ve her şeyi bilen danışmanlar.

Bir bekleyelim bakalım, Yunanlar kendi yaptıklarına faşistlik desin, Bulgarlar özür dilesin, Ruslar özür dilesin. Yaptıklarımız faşistlikmiş desin. Ondan sonra biz de özür dilemesini biliriz her halde, o kadar da odun değiliz. Ama ortada fol yok yumurta yokken veya bayram değil seyran değilken eniştem beni niye öptü misali. İnsanın aklına kötü şeyler geliyor. Hani öpücüğün arkasından ne gelecek diye.

Bu millet necib bir millettir. Tarihinde hatası olabilir ancak utanılacak bir şey asla yapmamıştır. Zulme maruz kalmıştır ama zulmeden asla olmamıştır. Bundan emin miyim diye merak ediyorsanız. Açıp tarih kitaplarını tarihinizi öğrenirsiniz. Siz de benim gibi emin olursunuz. Yoksa aslını inkar eden haramzadedir lafından korkarak bunları söylemiyorum.

Ama ben kendi tarihimin şu yönlerinden utanıyorum diyen biri veya birileri de olabilir. Bu gayet normal de karşılanabilir. Ancak devlet adamlarının bu kişisel görüşlerini ve yaklaşımlarını devlet ve millet adına söylemeleri asla ve kat’a doğru değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.