Kim Ayı İle Yatağa Girmek İster?

Mısır’da ilk seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yönelik askeri müdahaleye ‘darbe’ diyemeyen ABD, geçen hafta bunun yerine ‘demokrasi’ diyerek hepimizi ve bütün dünyayı şaşırttı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Mısır ordusunun darbe yaparken “demokrasiyi yeniden tesis etmekte olduğunu(!)” savundu.

Pakistan'ın Geo News kanalına konuşan Kerry, darbe öncesi düzenlenen muhalif gösterileri kast ederek şöyle diyor: "Kaos ve şiddete sürüklenmekten korkan milyonlar ordudan müdahale etmesini istiyordu. Ve şu ana kadarki düşüncemize göre, ordu yönetime el koymadı.” Kerry, ordunun atadığı geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur’un hükümetini de, “sivil” diye niteledi.

İşte bu kadar basit. Biz ne kadar demokrasiyi tarif etmeye çalışsak, ne kadar faziletlerinden bahsetsek boş. Adam çıkıyor hem de ABD adına bir demeç veriyor; bütün bildiklerimiz, tariflerimiz boşa çıkıyor adeta havada kalıyor. Aslına bakarsınız bir bakıma bu söylem iyi oldu. Zira bir musibet bin nasihatten iyidir. Herkes görsün Amerika’nın demokrasi anlayışını ve ne kadar güvenilir olduğunu.

Bu adamlar için demokrasi demek kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa o’dur. Bu bakımdan bunların ipiyle kuyuya inenlerin bu örnekten çok dersler çıkarması lazım. ABD’yi arkasına alıp afra tafralar atıp ben böyle demokratım ileri demokrasiye inanırım demek pek bir şey ifade etmiyor gördüğünüz gibi. Gün gelir pek demokrat olduğunu söyleyen kişiyi bir kalemde bütün dünyaya halk düşmanı ilan eder çıkarlar işin içerisinden.

Türkiye’de 12 Eylül öncesinde anarşiyi tırmandırıp, demokrasiyi raydan çıkaran da bunlardı, darbecileri destekleyenler de bunlardı. Daha sonra darbecilerin yargılanmasına altyapı hazırlayıp göz yuman da yine bunlar değiller mi?

ABD kendi aleyhine gördüğü hiçbir oluşumun gelişmenin büyümesini istemez. Böyle bir durumu sezdiği anda engellemeye çalışır ve genellikle de engeller. Misal Başbakanımız Nisan ayıydı yanılmıyorsam Gazze’ye gideceğini söyledi, ABD hemen müdahale etti “gidemezsin” dedi. Biz efelendik, “siz kim oluyorsunuz bizi Gazze’ye göndermeyeceksiniz” dedik ama nafile tabii ki Başbakanımız Gazze’ye aylar geçti halen daha gidemedi. Gitmesi de pek mümkün görülmüyor. O efelenmeler de bizim balık hafızalı insanlarımızın gazını aldı öylece kaldı. Unutuldu (veya unutturuldu) gitti.

Aynı şekilde Türkiye’yi BOP diye ortaya çıkardıkları bir projenin başına getireceklerdi. Ama Türkiye’nin siyasi idarecileri “Biz Orta doğu’ya yön veren devletiz, biz ne istersek bölgede o olur” demeye de başlamıştı ki BOP falan unutuldu. Türkiye Orta doğuda yalnızlaşmaya başladı, eş başkanlık gümbürtüye gitti. Şimdilerde eş başkanlık Katar’a verildi diyorlar. Biz de üzülmedik zaten Türkiye’ye de bir faydası olup olmayacağı bile belli değildi. Eş başkan olacak olan düşünsün gerisini.

Kabul edin etmeyin ABD bugün dünyanın tek süper gücüdür. Onların istemediği yönetim bir anda tepetaklak oluveriyor, en anti demokratik idare de bir anda demokrasi abidesi oluyor. Bu durum hangi kıtada olursa olsun müdahil oluyorlar. İster Kore olsun, ister Vietnam. İster Mısır olsun ister Güney Afrika veya iki kıta arasındaki Türkiye hiç fark etmiyor.

Böyle bir gerçek hoşumuza gitmeyebilir. Ama Osmanlı Döneminde Kanuni’nin bir mektupla Fransa’ya Macaristan’a Polonya’ya nizam verdiğinden, Osmanlıdan izinsiz Akdeniz’de gemi yüzdürülmemesinden gururlanıyorsanız günümüzdeki ABD’nin de bu yaptıklarını kabul edeceksiniz.

Allah nur içerisinde yatırsın rahmetli Alparslan Türkeş’in bir sözü vardır. “Türkiye ABD ile menfaatlerini çakıştırmamalı kesiştirmelidir” diye. İşte Türkiye’yi yönetenlerin de Türkiye’nin gerek iç gerekse dış politikalarına yön verirken, ne ABD’ye fazla güven duymalı, ne de ABD’yi karşısına almalıdır.

Yine rahmetli İsmet Paşa, 1960’lı yılların sonuna doğru, Amerika ile aramız açılınca şöyle demişti:

"Büyük devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer!"

Dost bile olsa ayı, yatakta insanı ezer mi, tırmalar mı, ısırır mı, belli olmaz! Büyük devletlerin de çıkarları bozulunca ne yapacağı belli değildir.

İkili ilişkiler fevkalade iyi gittiğinde ABD ile kankayız merak etmeyin diyerek hava atmaya. İlişkiler kötüye gittiğinde de ABD’ye kafa tutup Don Kişot gibi saldırıp efelenmeye hiç gerek yoktur ve akıllı bir politika değildir. Sadece bütün tarihi ve siyasi gerçeklerin farkında olup akıllı politikalar üretmek lazımdır ve bunu yapmak için çok fazla bir akla zekâya da gerek yoktur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.