Kaşgarlı Mahmud Yaşasaydı Hapı Yutmuştu!

Yeni anayasa çalışmaları ve “Türk” kelimesinin kullanılmaması gerektiği üzerine tartışmalar sürerken CHP İzmir milletvekilinin mecliste yaptığı konuşma tartışmaların üzerine tuz biber ekti. Irkçılık, milliyetçilik, kafatasçılık, ulusalcılık, faşizm tartışmaları ülkenin gündemine karabasan gibi oturdu.

 

Herkes biri birini suçlamaya devam ededursun, benim aklıma büyük Türk alimi ve Divan-ı Lügati’t- Türk’ün yazarı Kaşgarlı Mahmud geldi. Yıllar önce bu muazzam eserin önsözünü okurken Türkler ve Türkçe ile ilgili sözlerini hatırladım. Kitaplığımdan bulup çıkardım ve tekrar okudum. Eserinin önsözünde Kaşgarlı aynen şöyle diyor. (Kaşgarlı Mahmud; Divan-ı Lügati’t-Türk Tercümesi, Çeviren Besim Atalay, Türk Dil Kurumu Yay. Ank. 1985)

 

İmdi, bundan sonra Muhammed oğlu Hüseyn, Hüseyn oğlu Mahmud derki: Tanrının devlet güneşini Türk burçlarından doğurmuş olduğunu ve onların mülkleri (ülkesi) üzerinde göklerin bütün tegrelerini (dairelerini) döndürmüş olduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi. Ve yer yüzüne ilbay (hâkim) kıldı. Zamanımızın Hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin idare yularını onların eline verdi. Onları herkese üstün eyledi. Kendilerini hak üzere kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı aziz kıldı. Ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi. Bu kimseleri kötülerin şerrinden korudu. Onlara hedef olmaktan korunabilmek için aklı olana düşen şey bu adamların (Türklerin) tuttuğu yolu tutmak oldu Derdini dinletebilmek ve Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp ta onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur.

 

Ant içerek söylüyorum, ben Buhara nın, sözüne güvenilir imamlarından birinden ve başkaca Nişaburlu bir imamdan işittim. İkisi de senetleri ile bildiriyorlar ki, Yalvacımız (Peygamberimiz), kıyamet belgelerine, ahir zaman karışıklıklarını ve Oğuz Türklerinin ortaya çıkacaklarını söylediği sırada “Türk dilini öğreniniz, çünkü onlar için uzun sürecek egemenlik vardır” buyurmuştu. Bu söz (hadis) doğru ise sorguları kendilerinin üzerine olsun Türk dilini öğrenmek çok gerekli (vacib) bir iş olur. Bu doğru değil ise akıl bunu emreder.

 

Kaşgarlı, Türk adı altında da şu bilgileri verir:

 

Bir ad olarak Türk adını Tanrı vermiştir, dedik. Çünkü bize Kaşgarlı Halefoğlu Şeyh Hüseyin ona da İbn ül-Gurkî denilen kimse İbnü’d-Dünya demekle tanılan Şeyh Ebû Bekr’il-Müfid ül-Cürcanî nin ahir zaman üzerine yazmış olduğu kitabında Ulu Yalvac a tanık varan bir hadis yazmıştır. Hadis şöyledir, Yüce Tanrı -Benim bir ordum vardır. Ona Türk adını verdim. Onları Doğuda yerleştirdim. Bir ulusa kızarsam Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım, diyor. İşte bu, Türkler için bütün insanlara karşı bir üstünlüktür. Çünkü , Tanrı onlara ad vermeyi kendi üzerine almıştır. Onları yeryüzünün en yüksek yerinde, havası en temiz ülkelerine yerleştirmiş ve onlara Kendi ordum demiştir. Bununla beraber Türkler güzellik, sevimlilik, tatlılık, edep, büyükleri ağırlamak, sözünü yerine getirmek, sadelik, övünmemek, yiğitlik, mertlik gibi öğülmeye değer sayısız iyiliklerle görülmektedirler.

 

Kaşgarlı bunları söylüyor iyi güzel de şimdi bunu mecliste söylesen halin nice olur tahmin edin bakayım. Veya Kaşgarlı Mahmud’un milletvekili olup bu sözleri mecliste söylediğini düşünün. Aman Allah’ım hayal etmesi bile insanı tedirgin ediyor.

 

Şimdi Kaşgarlı Mahmud ırkçı mı, kafatasçı mı, ulusalcı mı? Varın siz hesap edin artık. Ben sadece Türkçemizle ilgili bugün Dünya üzerindeki en muazzam eseri kaleme alan Kaşgarlının Türkler ve Türklük ile ilgili dediklerini size aktarıyorum. Kim kimdir, kim Türkçüdür, kim değildir, kim necidir karışmıyorum bile.

 

Hayırlı tartışmalar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.