Kanuni Ecdat da Atatürk Üvey Ecdat mı?

Bizim ecdadımız diye bir laf son zamanlarda oldukça fazla söylenir oldu.

“Kanuni Sultan Süleyman 30 yıl at sırtında dolaştı, siz harem ağası gibi gösteriyorsunuz. Bu ecdadımıza saygısızlıktır. Kimse tarihi şahsiyetlerimizi böyle aşağılayamaz” deniliyor.

“Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmiş büyük bir hükümdardır. Kimse ecdadımıza dil uzatamaz”

Abdülhamit Han ulu bir hakandır. Kızıl Sultan diyenler art niyetlidir, geçmişimizi karalamak istemektedirler”

Vahidettin’e kimse hain diyemez, O masum, iyi niyetli, halkını düşünen bir padişahtı. Ona hain diyenler ecdadımıza saygısızlık ediyor”.

Türünden laflar gırla gidiyor. Bu sözlerin hepsine ben de katılıyorum. Ecdadımıza elbette saygısızlık yapılmamalı.

Bu uyarıların son zamanlarda artmasının en önemli sebebi tabii ki Muhteşem Yüzyıl adlı dizi oldu biliyorsunuz.

Diziye olayların neredeyse tamamı haremde geçiyor olması sebebiyle çok fazla eleştiri var. Dizi ile ilgili görüşlerimi burada lafı uzatmamak için yazmak istemiyorum. İnşallah sonraki yazılarımızın birinde değerlendiririz.

Burada farklı bir noktadan olayı değerlendirmek istiyorum.

Anlamadığım husus şu..

Tarihi bir şahsiyeti ecdat olarak nitelendirmek için illaki Osmanlı hanedanından olması mı gerekiyor?

Veya üzerinden illa ki en az 100 sene mi geçmesi gerekiyor.

Mesela Mustafa Kemal Atatürk veya İsmet İnönü neden ecdattan sayılmıyor?

Zira bu ülkenin idare eden siyasi kadronun mensupları ve lideri, yeri geldiğinde Atatürk için ileri geri konuşmuyorlar mı?

Çoğu konuşmalarında Atatürk’ü sıradanlaştırmaya çalışmıyorlar mı?

Atatürk’ü koruma kanununu alay konusu yapmadılar mı?

İsmet İnönü’nün bıyığını bile dillerine dolayıp “faşist” ilan etmediler mi?

Atatürk’ü de İnönü’yü de, Dünyada çoğu ülkeyi mutlak liderlerin yönettiği bir dönem olmasına rağmen diktatör olarak suçlamadılar mı?

Cumhuriyetin ilanından sonraki yıllarda hemen demokratik sisteme geçilmedi diye bu iki şahsiyeti de demokrasi düşmanı ilan etmediler mi?

Atatürk ve İnönü Cumhuriyet döneminde yaşamışlar. Tarihi şahsiyet olmaları ecdat olarak nitelememizi gerektirmez diyenlere başka örnek vereyim.

Milli Mücadelede Kuvva-yı Milliyenin şiddetli muhalifi İskilipli Atıf’ı, Dersim isyanının elebaşı Seyid Rızayı, Lozan görüşmeleri sürerken isyan çıkarıp Türkiye’nin elini zayıflatan Şeyh Sait’i kahraman ilan edip Cumhuriyeti kuran kadroları da neredeyse eli kanlı katil sınıfına kimler soktu acaba?

Utanmasalar neredeyse Menemen’de Kubilay’ın başını keserek şehit eden, esrarkeş Derviş Vahdeti ve arkadaşlarını bile kahraman ilan edip ecdatları diye kabul edecekler.

Şimdi şunu da merak ediyorum. Kanuni’yi konu alan bu dizi yerine III. Murad’ı, II. Selim’i Abdülmecid’i anlatan bir dizi olsaydı bu hazretler ne yapacaktı. Zira mesela Abdülmecid genç yaşta ölmesine rağmen 40 küsur çocuğu vardı ve hiç sefere de çıkmamıştı. Osmanlı’nın başına Islahat Fermanı belasını da o açmıştı. (Hatırlarsanız TBMM’nde geçen yıl Abdülmecid’in doğum yıldönümünü özel bir resepsiyonla kutlamışlardı. Demek ki bu ecdadı çok önemsiyorlar!)

Unutulmamalıdır ki Tarih ilminde incelenen, değerlendirilen, araştırılan her olay ait olduğu dönemin şartları içerisinde değerlendirilmelidir. Cumhuriyeti kuran (başta Atatürk olmak üzere) kadroların dönemin şartları içerisinde yaptıkları uygulamalar (veya hatalar) günümüz siyasetçilerinin siyasi ideolojileri gereği siyasi malzeme haline getirilmemelidir.

Osmanlı padişahı olunca hatalarının, kusurlarının söylenmesi kabahat, ama mevzu Atatürk ve cumhuriyetin kurucu kadrolarıysa vur abalıya.

Dersim İsyanı benzeri Osmanlı döneminde kaç harekat yapıldı kaç bin insan öldü, bu hazretler biliyorlar mı acaba.

Yere göğe koyamadıkları Kanuni ve özellikle Babası Yavuz Sultan Selim’in İran seferleri sırasında Anadolu’da yaşayan ve İran şahını destekleyen Kızılbaş- Alevi halk kitleleri ne durumdaydı biliyorlar mı acaba?

Bu hazretler bu konuların işlendiği bir diziye tahammül edebilirler mi sizce? Bence edemezler.

Dersim harekatında hayatını kaybedenler için devlet adına özür dilemeyi marifet sayanlar, Osmanlı döneminde mesela Kanuni veya Yavuz Sultan Selim döneminde çıkan isyanların bastırılması sırasında ölenlerden dolayı da Osmanlı adına neden özür dilemiyorlar. Kuyucu Murat Paşa acaba Anadolu’da kimleri öldürüp kuyulara attı. Onun adına kim özür dileyecek peki?

Sözün özü, kimse kafasına göre ecdat seçmesin. İşine gelen ecdadı vezir, gelmeyeni de rezil ilan etmek gibi bir tutarsızlık olmaz. Kanuni için hangi kurallar geçerliyse Vahdettin için de Atatürk için de aynen geçerli olmalıdır.

Yine unutulmamalıdır ki din gibi tarih de zinhar siyasete alet edilmemelidir. Siyaset malzemesi haline getirilirlerse din de tarih de yozlaşmaya mahkumdur.

Tarihimizi yozlaştırmak istemiyorsak lütfen siyasi malzeme olarak görmeyelim. Ne demiş Diyojen: Gölge etme başka ihsan istemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.